19.07.2026 - 03:17 | Son Güncellenme:
AHENK BAYAZIT - Gıda endüstrisinin her gün tonlarca ürettiği yumurta kabuğu atığı, çoğu tesiste çöpün yolunu tutarken Egglin Gıda’nın kurucusu Şükrüye Özbilen için bir ham madde kaynağına dönüştü. Şirket, yumurta kabuğu ve zarını takviye edici gıdadan kozmetiğe, biyoplastikten hayvan beslenmesine uzanan sektörler için doğal kalsiyum ve membran ürünlerine çeviriyor. Bugün aylık yaklaşık 100 ton atığı geri dönüştüren ve Avrupa’ya ihracat yapan Egglin, döngüsel ekonominin Türkiye’deki somut örneklerinden biri haline geldi.
Özbilen, 2024’te Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması’nda aldıkları ‘Sıfır Atık’ ödülünü ve 2025’teki ‘Girişim Öncüleri’ ödülünü doğru yolda olduklarının teyidi sayıyor. Özbilen’le atıktan değer üretmenin zorluklarını, finansmana erişimi ve şirketin küresel marka hedefini konuştuk.
■ Yumurta kabuğunu katma değerli bir ürüne dönüştürme fikri nasıl doğdu?
Egglin Gıda’nın temelinde, gıda endüstrisinin en büyük atık kalemlerinden birini yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürme fikri yatıyor. Yumurta kabuğu ve yumurta zarı aslında doğanın sunduğu çok değerli bir kaynak, yüksek oranda doğal kalsiyum ve kolajen içeriyor. Ancak uzun yıllar boyunca bu değerli içerikler atık olarak görülüp çöpe gidiyordu. Bugün yumurta kabuğu membranı ve doğal yumurta kabuğu kalsiyumu üretimi yapıyoruz. Ürünlerimiz takviye edici gıda, fonksiyonel gıda, kozmetik, biyoplastik ve hayvan beslenmesi gibi farklı sektörlerde kullanılıyor.
Aynı zamanda bromelain ve sürdürülebilir biyoteknoloji alanında yeni Ar-Ge projeleri geliştiriyoruz. Bu süreçte sürdürülebilir üretim vizyonumuz ve girişimcilik yaklaşımımız sayesinde, 2021 yılında EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı’na seçildim. Bu program, global bakış açısı kazanmak, farklı sektörlerden girişimcilerle bir araya gelmek ve Egglin Gıda’nın büyüme vizyonunu güçlendirmek açısından benim için çok değerli bir deneyim oldu. Bugün yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlarda da iş birlikleri geliştiren, atığı katma değerli bir ürüne dönüştüren sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturmuş durumdayız.
■ Egglin Gıda’nın ulaştığı üretim ve ihracat kapasitesini anlatabilir misiniz?
Kurulduğumuz günden beri hedefimiz sadece yerel üretim yapmak değil, sürdürülebilir ham maddeler alanında global ölçekte güçlü bir marka oluşturmaktı. Bugün aylık yaklaşık 100 ton yumurta kabuğu atığını geri dönüştürüyoruz. Başta Fransa olmak üzere Avrupa pazarına ihracat gerçekleştiriyoruz ve uluslararası iş birliklerimizi büyütmeye devam ediyoruz. Egglin Gıda bugün Avrupa’da sürdürülebilir biyoteknoloji ve döngüsel ekonomi alanında dikkat çeken Türk girişimleri arasında gösterilmeyi hedefliyor.
Özellikle sürdürülebilir ve fonksiyonel ham maddeler alanında Avrupa pazarında güçlü bir oyuncu olma yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Geleceğin üretimi akıllı modellerden geçiyor
Şükrüye Özbilen, yumurta kabuğunu değersiz bir atık olmaktan çıkarıp ileri teknolojiyle küresel pazara sunarken, gıda endüstrisinde sürdürülebilirliğin ve ezber bozan kadın girişimciliğinin sınırlarını yeniden çiziyor.
■ Sürdürülebilir üretim artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Bizim iş modelimizin merkezinde zaten sürdürülebilirlik var. Egglin’de sürdürülebilirliği bir sosyal sorumluluk projesi olarak değil, üretimin temel parçası olarak görüyoruz. Yumurta kabuğunun yalnızca zar kısmını değil, geriye kalan yüksek kalsiyum içerikli bölümlerini de farklı sektörlerde değerlendiriyoruz. Böylece atığın tamamını ekonomiye yeniden kazandırmayı hedefliyoruz. Ayrıca enerji verimliliği, düşük sıcaklıkta üretim teknikleri, izlenebilir ham madde yönetimi ve yeşil mutabakat kriterlerine uyum konusunda çalışmalar yürütüyoruz.
■ Türkiye’de kadın girişimcilerin yatırım ve finansmana erişimini yeterli buluyor musunuz? Siz kendi yolunuzda nasıl ilerlediniz?
Son yıllarda kadın girişimcilere yönelik desteklerin arttığını düşünüyorum ancak özellikle üretim ve biyoteknoloji gibi sermaye yoğun alanlarda hâlâ önemli zorluklar var. Kadın girişimcilerin finansmana erişimde daha fazla desteklenmesi gerektiğine inanıyorum. Ben kendi yolumda, ürettiğimiz değeri görünür kılarak ilerlemeye çalıştım. EY Türkiye, Halkbank ve Alarko gibi güçlü kurumların desteği ve güveni bizim için önemli bir motivasyon ve kaldıraç etkisi yarattı. Bunun yanında her zaman kazandığımızı yeniden üretime, Ar-Ge’ye ve kapasite gelişimine yatırarak büyümeyi tercih ettik.
■ Atık yönetimini ekonomik değere dönüştürürken en büyük zorluk ne oldu?
En büyük zorluklardan biri insanların “atık” algısını değiştirmekti. Çünkü çoğu kişi bir atığın yüksek kaliteli ve uluslararası standartlara uygun bir ürüne dönüşebileceğine inanmıyordu.
Diğer taraftan, bu süreci steril, güvenilir ve standardize bir üretim modeline dönüştürmek ciddi bir mühendislik ve Ar-Ge altyapısı gerektiriyordu. Regülasyonlar, kalite standartları ve ihracat süreçleri de oldukça hassas ilerliyor. Ancak doğru teknolojiye ve sürdürülebilir üretim modeline yatırım yaptığınızda bu alanın çok büyük bir potansiyel taşıdığını görüyorsunuz.
■ Genç kadın girişimcilerin gıda teknolojileri alanında hangi fırsatları görmesini istersiniz?
Dünya artık sadece daha fazla üretime değil, daha akıllı ve sürdürülebilir üretim modellerine ihtiyaç duyuyor. Bu nedenle gıda teknolojileri geleceğin en önemli alanlarından biri olacak. Özellikle biyoteknoloji, fonksiyonel gıdalar, alternatif proteinler ve ileri dönüşüm teknolojileri çok büyük fırsatlar sunuyor.
Genç kadın girişimcilerin yalnızca mevcut sistemin içinde yer almaya değil, yeni sistemler kurmaya odaklanmalarını isterim. Çünkü bugün dünyada yatırım alan en güçlü alanlerden biri, çevresel sorunları teknolojiyle çözen girişimler. Önümüzdeki 5 yılda Egglin Gıda’yı sürdürülebilir gıda biyoteknolojisi alanında global ölçekte güçlü bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz. Avrupa’daki ihracat ağımızı büyütmek, Asya ve Amerika pazarlarında aktif olmak ve global markaların stratejik ham madde partnerlerinden biri haline gelmek istiyoruz.
Aynı zamanda Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak yalnızca ham madde üreten değil, inovasyon geliştiren bir teknoloji şirketine dönüşmeyi hedefliyoruz. En büyük hayalim ise Türkiye’den çıkan sürdürülebilir bir biyoteknoloji markasının dünyada örnek gösterilen bir başarı hikâyesine dönüşmesi.
Milyarlarca yumurtada potansiyel bol
Türkiye, dünyanın önde gelen yumurta üreticilerinden. Aylık üretim yıl boyunca 1.5 ile 1.8 milyar adet arasında. Kuş gribi ve maliyet baskısıyla 2025’te gerileyen üretim, yeniden yükselişte. Ortalama bir yumurtanın yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan kabuk hesaba katıldığında, Türkiye’de yalnızca bir yılda on binlerce ton kabuğun ortaya çıktığı söylenebilir. Bunun önemli bölümü kırma yumurta ve pastörize sıvı yumurta tesislerinde yoğunlaşıyor. Ağırlığının yüzde 90’ından fazlası kalsiyum karbonattan oluşan kabuk ile kolajen açısından zengin zarı, tam da bu nedenle döngüsel ekonominin gözde ham maddeleri arasında sayılıyor. Egglin’in aylık 100 tonluk geri dönüşüm kapasitesi, bu potansiyelin henüz başlangıcına işaret ediyor.