;
Oynatma Listesi
HABERLER

AK Parti Sözcüsü Çelik: İsrailli ırkçı bakanın sözleri Görkem Sevindik için şereftir

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulundu. Çelik, İsrail’in idam yasasına sosyal medyadan tepki gösteren oyuncu Görkem Sevindik’in İsrailli bir bakan tarafından tehdit edilmesine ilişkin, "Görkem Sevindik çok anlamlı bir ifade kullanmıştır. Verdiği mesaj da son derece kıymetlidir. Ortaya koyduğu tavır sanatçının insana dair hassasiyetinin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı.

İşte AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar: Değerli arkadaşlarım, İstanbul'da gerçekleşen terör saldırısını tüm boyutlarıyla takip ettik ve etmeye devam ediyoruz. Öncelikle İçişleri Bakanlığımızı ve kahraman polislerimizi tebrik ediyoruz. Allah hepsini muhafaza etsin. Terörle ve teröristle mücadelemiz sürecektir.

"PROVOKASYONU TÜM BOYUTUYLA GÖRDÜK"

Tabii her eylemin görünür bir tarafı vardır. Bu tip eylemlerin arkasında murat ettiği bir siyasi mesaj da vardır. Hiçbiri tesadüfen ya da küçük bir grubun kendi kafasına göre karar vererek gerçekleştirdiği eylemler değildir. Bu eylemlerin siyasi hedefini ve oluşturmaya çalıştığı provokasyonu tüm boyutlarıyla gördüğümüzün bilinmesini isterim. Dolayısıyla terörle ve teröristle mücadele ederken aynı zamanda görünenin arkasındaki siyasi denklem oluşturma, provokasyon ve sabotaj odaklarıyla da mücadelemizi sürdüreceğimizi ifade ediyorum.

Adalet Bakanımız açıkladı. Adliyemiz bunun ardından çok boyutlu bir soruşturma yürütüyor. Başsavcılıklarımız ve savcılıklarımız çeşitli illerde operasyonlar yapıyor ve bu terör saldırısının bütün bağlantıları üzerine hassasiyetle gidiliyor. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığımızın ve Adalet Bakanlığımızın koordinasyonunda, bu kritik uluslararası gündemde ülkemize yönelik bu provokasyon ve sabotajı tüm boyutlarıyla ortaya çıkaracağımızdan milletimiz emin olsun.

"İRAN'A SALDIRI VAHİM SONUÇLAR DOĞURDU"

Küresel barışı etkileyecek çok kötü neticeler oluştu. Bunu tüm boyutlarıyla hep beraber izledik. Tabii Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler önemli. Tedarik zincirleri önemli. Enerji konusu son derece önemli. Gıda konusu son derece önemli. Ama en önemlisi o bombaların altında sebepsiz yere can veren masumlar var. Mağdurlar var. Dolayısıyla biz barış dediğimizde bizim anladığımız daha çok masum kanı dökülmesin. Daha çok insan mağdur olmasındır. Aynı savaşın ilk günlerinde okuldaki kız çocuklarının üst üste bombalamalarla öldürülmesi gibi asıl baktığımız yer o masum kuş gibi çocukların hayatıdır. Artık söz konusu olmayan gelecekleridir. Tabii ki tüm boyutlarıyla bunu takip ediyoruz. İnceliyoruz. Ama biz barış dediğimizde daha çok kan dökülmesin. Daha çok mağdur ortaya çıkmasın. Daha çok masum hayatını kaybetmesin diye bunu değerlendiriyoruz. 

Şimdi bu açıdan baktığımızda bütün bu sürece dönük olarak değerlendirme yaptığımızda önemli olan kalıcı ateşkesle birlikte barışın çerçevesinin ortaya çıkmasıdır. 'Bir gecede sizi taş çağına çeviririz' ya da 'Bir gecede bir medeniyeti yok ederiz' şeklindeki ABD ve İsrail saldırganlarının söylemlerinin herhangi bir barış perspektifine hizmet etmediği açıktır. Bizim de buradaki odaklandığımız nokta esas olarak bir barış çerçevesinin, bir barış metninin ortaya çıkmasıydı. Ama geçici ateşkes meselesi konuları çözmüyor. Önemli olan burada kalıcı bir şekilde barışa ulaşılmasıdır. Çünkü ortaya çıkan bu vahim insani tablo ve çeşitli alanlardaki enerji, tarım ve diğer alanlardaki krizler kuşkusuz şöyle bir tablo ortaya çıkarıyor.

Görülmüştür ki aslında ulusal olanla bölgesel olan, bölgesel olanla küresel olan iç içe geçmiştir. Ulusal olanın bölgesel olana, bölgesel olanın küresel olana etkisi arasında artık bugünün dünyasında bir mesafe kalmamıştır. Bu mesafenin olmaması demek aslında herhangi bir ülkeye dönük haksız ve hukuksuz bir saldırı gerçekleştirdiğinizde insanlığın tamamını etkileyen tablolar ortaya çıkarmış oluyorsunuz demektir. Tüm bu çerçevenin doğru bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. Ve kalıcı barış olmadan sadece ateşkesin belli mevziler kazanmakla sınırlı bir tablo haline getirilmemesi gerekir. Bu çerçevede bunun değerlendirilmesi gerekir.

İsrail, işgal etmeye dönük adımlar atıyor. Oradaki yasa dışı yerleşimleri daha da genişletmeye ve yeni yasa dışı yerleşimler açmaya dönük bir takım yaklaşımlar sergiliyor. Tüm bunun anlamı şudur. Yani hiçbir şekilde İsrail'in barış istemediği ve daha çok kan dökülmesine dönük bir strateji izlediğidir. Şimdi bakın, bugün itibarıyla ABD ile İran arasında bir barışın olması gerektiği konusunda bütün dünya, ABD ile İsrail hattının saldırılarını durdurması gerektiğine dair bir irade ortaya koymuşken İsrail, Lübnan'a saldırmaya devam ediyor. İsrail hükümeti diyor ki; 'Lübnan'ın içindeki Litani Nehri'ne kadar olan bölge siviller tarafından boşaltılsın.' Litani Nehri'ne kadar olan bölgenin siviller tarafından boşaltılması ne demek? Bir ülke başka bir ülkenin içinde neredeyse Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi, yani Lübnan'ın üçte birlik alanını ifade eden kısmı, kendi toprakları gibi görerek egemenlik iddiasında bulunmuş oluyor. Şimdi orada yaklaşık olarak 600 bin ile 1 milyon arasında sivilin yer değiştirdiği ifade ediliyor. Önce hava bombardımanıyla Lübnan'ın önemli mevzilerini yerle bir etti. Litani Nehri'ne kadar olan yerdeki insanları yerinden etti. 1 milyona yakın bir göçten bahsediliyor. Şimdi aynısını kara harekâtıyla yapıyor. Yani Gazze'de gerçekleştirdiği bütün zulmü Lübnan'da gerçekleştirmeye çalışıyor.

Bu aslında Filistinlilere yönelik bir idam cezasıdır. İsrail kendi anayasal düzeni için genel bir idam cezası getirmemekte, sadece Filistinlilere uygulamak üzere ayrımcı, ırkçı ve dini fanatizm içeren bir düzenleme yapmaktadır. Bu durum apartheid rejimini hatırlatan bir yaklaşım sergilemektedir. Filistinlileri katletmeye yönelik bu düzenleme sadece bir mekanizma ile meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Bu da parlamentodan geçirilmesidir. Herhangi bir parlamentonun böyle bir karara imza atması utanç vericidir. Bu karar soykırımdan farksızdır. İsrail iç politikasında bazı fanatik unsurların, Mescid-i Aksa'ya saygısızlık eden aşırı görüşlü bakanların desteğiyle bu süreç ilerlemektedir. Bu şartlarla destek veren siyasi yapıların etkisiyle bu karar alınmaktadır. Soykırımcı Netanyahu'nun partisi de bu doğrultuda hareket etmektedir. Netanyahu sürekli olarak İsrail'in Batı değerlerinin Orta Doğu'daki kalesi olduğunu ifade ediyordu. Şimdi Batı'ya sormak gerekir. Demokrasi, insan hakları ve hukuk devleti açısından baktığınızda bu karar sizi temsil ediyor mu etmiyor mu? Neden Avrupa'da İspanya Başbakanı Sanchez dışında diğer liderler sessiz kalmaktadır. Sanchez'i buradan selamlıyor ve tebrik ediyoruz. İspanya halkını da tebrik ediyoruz. Avrupa'nın sokaklarında ise halklar Gazze için seslerini yükseltmektedir. İnsanlık onuru ve haysiyeti adına büyük eylemler yapılmaktadır. Ancak yönetimler bu idam kararı karşısında sessiz kalmaktadır. Üstelik bunu Batı değerlerini temsil ettiğini iddia ederek yapmaktadırlar.

"ONUN İÇİN BİR ŞEREF MADALYASIDIR"

Görkem Sevindik çok anlamlı bir ifade kullanmıştır. Sanatçı insan onurunu ve insan haysiyetini yüceltir. Sanat insanı yüceltmek ve insani değerlere sahip çıkmak için yapılır. Bu nedenle Gazze konusunda birçok Batılı sanatçı da kariyerlerini riske atarak güçlü mesajlar vermiştir. Görkem Sevindik'in verdiği mesaj da son derece kıymetlidir. Irkçı ve fanatik bir İsrailli bakan tarafından tehdit edilmesi ise onun için bir şeref madalyasıdır. Çünkü ortaya koyduğu tavır sanatçının insana dair hassasiyetinin bir yansımasıdır. Bu nedenle kendisini tebrik ediyoruz.

GÜNCELLEME
DETAYLARI GÖSTER