00:50Arka Sokaklar'dan 'Lavaş Çetesi' göndermesi!Dışişleri Bakanı Fidan, Anadolu Ajansı Editör Masası'nda Türk dış politikası ve dünya gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor.
Bakan Fidan'ın açıklamaları şu şekilde:
Dün itibarıyla taraflar müzakerelerdeki aldıkları mesafeyi kamuoyuyla paylaştılar. Ne oldu, ne olmadı… Dün gün boyu müzakerede bulunan taraflarla iletişim halindeydik, öncesinde de olduğu gibi. Ortaya çıkan tabloda biz ne yapabiliriz, katkımız nasıl olabilir; onu da değerlendirmek için hem de bir de olay nerede tıkanıyor, tıkanmıyor ona bakmak için. Şimdi geldiğimiz noktada Amerikalılar tabii daha net bir açıklama yaptılar. Başkan Yardımcısı Vance basın toplantısı yaparak aslında masaya bir teklif getirdiklerini, nükleer konuda genel itibarıyla tıkanmanın olduğunu işaret eden bir şey oldu, açıklamaları oldu. Biz de taraflarla konuştuğumuz zaman esas itibarıyla bu konuda şu anda belli teklifler var. Ama ben açıkçası çok uzun zamandır çok müzakerelerin içerisinde hani bulunmanın da getirdiği bir ders çıkarmayla şunu söyleyebilirim: Burada taraflar aslında başlangıç pozisyonlarını ortaya koydular. Bu normaldir. Başlangıç pozisyonları her zaman için biraz maksimalist olur. Daha sonra taraflar bunu arabulucuların da desteğiyle bir noktada buluşturmaya çalışırlar. Yeter ki ateşkesi ulaşmada ve devam ettirmede bir şey olsun, daimi kalıcı niyetleri olsun. Benim gördüğüm şu anda her iki taraf da ateşkes konusunda samimi. İhtiyacın farkında. Tabii her zaman için bir İsrail faktörü var. İsrail’in buradaki oyunbozanlığını hep hesapta tutmak gerekiyor. Biz bunu Amerikalılara da ve diğer taraflara da sürekli söylüyoruz. Ama an itibarıyla Amerikalılar da, İranlılar da kendi evlerine gittiler. İranlılar özellikle Amerika’nın yaptığı teklifi değerlendirecekler, bir cevap verecekler diye düşünüyorum.
Şimdi esas itibarıyla, şimdi müzakere edilen konu başlıklarına baktığımız zaman bunların 15 gün içerisinde nihai bir imzalanacak belgeye bağlanması teklif olarak da çok fazla mümkün olmayabilirdi. Biz her zaman için bir arada onun ipucunu vermiştik. Taraflar iyi giderlerse ilave bir ateşkes gündeme gelebilir; 45 gün, 60 gün ki müzakereler devam edebilsin, bu esnada sorunları çözebilsinler. Şimdi şöyle bir husus var: Yani nükleer konuda olay ya hep ya hiçe dönerse, özellikle zenginleştirmeyle ilgili konuda, orada bir ciddi engelle karşılaşabiliriz diye düşünüyorum. Ama inşallah bunu da şimdi bazı arabulucuların, diğer ülkelerin de desteğiyle aşmaya çalışacağız.
İranlılar Hürmüz ile ilgili belli talepleri gündeme getirme durumunda. Bundan etkilenen ülkeler, buradan gelen enerjiyle ayakta duruyor. Bunu devam ettirmenin yolu olarak buraya nasıl girebiliriz diyorlar. Bazıları uluslararası bir güç oluşturup gemilerin geçişini mümkün kılalım diyor.
Şu an taraflar görüşüyor, herkes ciddiyetin farkında diyenler de var.
Burada ince bir çizgi var: Boğazı açık tutmak ile İran’a karşı yürütülen savaşın parçası olma meselesi var. Kimse bu savaşın içinde yer almak istemiyor. Bizim de böyle bir çabamız var. Hürmüz’ün çözülmesi için elimizden gelen her türlü katkıyı yapıyoruz. Herkesin elinden geleni yapması lazım.
Bizim aldığımız enerjinin bize gelmesinde sorun yok ama fiyatında sorun oluyor. Biliyorsunuz, Rusya-Ukrayna savaşıyla Rus enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara erişimiyle ilgili bir kriz yaşandı. Şimdi bunun üzerine böyle bir krizin eklenmesi… Hatta Afrika’da bazı ülkelerde kıtlık ve açlık meselesine de sebep olabilir. Tabii daha sonra belki konuşuruz ama Hürmüz Boğazı meselesinin uzun zamandır ortaya konulan bölgesel bir geçmişi var.
Uluslararası bir silahlı barış gücüyle yani buraya müdahil olmanın şu anda çok fazla zorlukları var. Çok fazla zorlukları var, özellikle savaş devam ederken. Yani bu nereye kadar daraltılacak, nereye kadar genişletilecek? Onun için birçok ülkenin buna gönüllü olmadığını açıkçası görüyoruz. Ama bu tartışılan bir konu. Yani bu devam ettirilemez.
Bizim dediğimiz; İran'la gerekli müzakerelerin yapılıp, ikna yöntemlerini kullanıp, yani boğazın trafiğe açılması. Ben müzakere sonuçlandığı zaman boğazla ilgili bir sorun kalacağına inanmıyorum açıkçası Hürmüz Boğazı'yla alakalı. Bütün değerlendirmelerimiz o yönde. Burada yeter ki müzakere bir yere ulaşsın.
Şimdi İranlılar bir tarafını tıkıyorlar ve istediklerini geçiriyorlar. Buna mukabil yani bölgedeki boğazın stratejik kontrolünü ele almış gözüktüğü için Amerikalılar da geliyorlar diyorlar ki: 'Tamam benim istediklerimi sen geçirmiyorsun, sen kendi istediklerini geçiriyorsun; ben de boğazın öbür tarafına geleceğim, senin istediklerini de ben geçirmeyeceğim.' Şimdi bu karşılıklı bir aslında alanda pozisyon almayla alakalı bir durum. Tarafların birbirine karşı hamlelerle dengeleme arayışı var.
Hürmüz Boğazı’nda gördüğümüz gibi olay giderek küresel bir etki yaratıyor. Başkaları için “tıkanıklık fena olmayabilir” diye düşünenler olabilir. Küresel bir sıkıntıda, farklı aktörler çok sayıda senaryo ortaya koyuyor. Bizim zihnimiz ise çok net: Adımların atılması lazım, savaşın kalıcı barışa dönüşmesi lazım. Çok yoğun bir çaba içerisindeyiz açıkçası. İnşallah başarılı olduğumuz zaman, bölgede yeni bir düzenin kalıcı istikrar için zemin hazırlamasını diliyorum.
Lübnan’daki olaylara baktığınız zaman İsrail’in yayılmacılığının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor. İsrail, Lübnan’da belli bir nüfusun yaşadığı yerleri bombalar altına alıyor. 1 milyondan fazla insan yerinden edildi. Gazze’deki tanıdık bir resmi görüyoruz. Konutlar, altyapı, yol, elektrik; ne kadar köprü varsa Litani Nehri’nin olduğu yere kadar yok etme sürecinin içindeler. Geniş bir yayılma hamlesiyle yerinden edilmiş insanların çok daha büyük bir trajedinin parçası olduğunu görüyoruz.
Suriye’de de bir sorun alanı görüyoruz. Gazze büyük bir operasyon alanı, onu durdurmaya çalışıyoruz. Batı Şeria aynı şekilde. Lübnan, Suriye…
Yakın bölgeyle ilgili alan genişletme çabası İsrail’in hep hedefinde olan bir husustu. 2023 Ekim’inden sonra kendince bir alan açıldığını gördü. Biz başından beri bunu söylemeye çalışıyoruz. İsrail daha fazla toprak peşinde. Bu yayılmacılığı da güvenlik adı altında gizliyor.
Özellikle Lübnan’da yakından takip ettiğimiz hususlar var. İsrail, kendi yapamadığını Lübnan’dan bekliyor: Hizbullah’ı silahsızlandırmak. Hizbullah, Lübnan ordusundan daha büyük bir etkiye sahip.
Şii ve Sünnilerin, Hristiyanların hepsinin içinde bulunduğu ulusal bir çözüm bulunmalı.
Burada tabii bir gri alan var. Aslında en başta bu dahil değil, dahil olarak algılandı. Özellikle ben yani hem Pakistanlılarla hem İranlılarla konuştuğumda Pakistan'ın algısı burada referans noktasıdır. Pakistan çünkü arabulucu, taraflarla konuşan onlar. Biz o esnada konuşurken dahildi. Fakat Netanyahu her zaman yaptığı gibi geldi, oyunu bozdu, limitleri zorladı ve Amerika da buna hiç ses çıkartmadı, bir şey diyemedi. Ama şöyle oldu, dikkat ederseniz bu ilk günkü yaygın ve çok sayıda sivilin ölümüne neden olan bombalamadan sonra büyük taarruzların olmadığını, özellikle görüşme devam ederken bir saldırının olmadığını gördük. Orada da şunu anlıyoruz: Yani Amerika resmi olarak bir 'dahildir' demiyor, hatta 'dışındadır' demekle beraber gelen taleplere de yani kulak asmamalık etmiyor; 'Tamam sen burada dur, ben konuşurken sen bunu vurma' gibi bir yaklaşım olduğunu da görüyoruz.
Körfez’de devam eden savaşın muhtemel etkileri nasıl okunur, istişare ihtiyacı vardı. Suriye’nin üzerinde çalıştığı ve bizi de ilgilendiren dosyalar var. Onları gözden geçirdik.
Suriye’de ortaya konan yönetim tarzının tüm halk kesimlerini kuşatan bir yapı olması lazım. Güvenlik sorunlarına gelince, SDG ile kat edilen aşamanın devam etmesi önemli. Şu anda belli bir ölçüde rayında gidiyor, ulaşması gereken yerler var.
İsrail’in Dürzilerin bulunduğu bölgedeki faaliyetleri, Suriyeli kardeşlerimizin yönetmesi gereken bir mesele. Ülkede nüfusun geri dönmesi gerekiyor. Bunun da belli bir hızla, yavaş da olsa giderek artarak devam ettiğini görüyoruz.
Ancak sorun yine İsrail’in Suriye’ye yönelik ertelenen politikalarının oluşturacağı riskler. İran’daki savaştan dolayı bazı şeyleri yapmıyor ama bu olmayacağı anlamına gelmez. Şu anda öncelikleri bu değil. Zamanı geldiğinde yapmak isteyecektir.
Hürmüz Boğazı, savaş öncesi durumda İran'ın çok karışmadığı, uluslararası serbestiyetin olduğu bir boğazdı. Savaş sonrası süreçte ise bu boğazın jeopolitik önemi daha da arttı. ABD, Hürmüz Boğazı’nın girişindeki Umman tarafına kendi savaş gemilerini yerleştirerek boğazı kontrol altına almaya çalışıyor.
Diğer taraftan İran ise boğazın öbür yakasında, yani Bandar Abbas tarafında kendi hakimiyetini kurmuş durumda. Dolayısıyla, Hürmüz Boğazı’nın iki yakası şu an iki büyük gücün kontrolü altında ve karşılıklı hamlelerle birbirlerini dengelemeye çalışıyorlar.
Bu durumun askeri bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceği en büyük soru işareti. Ancak biz Türkiye olarak, bölgedeki gerilimin daha fazla tırmanmaması ve uluslararası ticaretin aksamaması için gerekli diplomatik girişimlerimizi sürdürüyoruz.
Burada asıl mesele, tarafların birbirine olan güvensizliği. Eğer müzakerelerde kalıcı bir sonuca varılamazsa, Hürmüz Boğazı dünya ekonomisi için çok ciddi bir kriz noktası haline gelebilir. Bizim önceliğimiz, bölgedeki tüm aktörlerin sağduyulu hareket ederek, bu kritik su yolunun güvenliğini ve serbestliğini korumasıdır.
01:08Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ülkemize göz dikenin bileğini bükeriz
00:33Dünya bu görüntüyü konuşuyor! Kafasına pala saplandı, telefona bakmaya devam etti
02:56Okul müdürünün söylediği şarkıyı milyonlar izledi! Profesyonel kaydı da ortaya çıktı
00:38Arka Sokaklar'dan 'Lavaş Çetesi' göndermesi!
00:47ALPAGU’nun büyük abisi 'SAHA'da: Görüş ötesinde kesin İsabet
00:33Devrim Muhafızları ilk kez paylaştı: Washington'ın 'Gölge Filosu'na operasyon anları!
02:38Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır CNN TÜRK'te konuştu: Çelik Kubbe en kritik projelerden
01:05Kübra'dan geriye son doğum gününü kutladığı mutlu anlar kaldı
01:19Bir baba ve bir evlat! Paylaşılan video her şeyi değiştirdi
06:24Cinayet sonrası beğeni! Türkiye bu vahşeti konuşuyor... Kübra Yapıcı olayında kan donduran detaylar
02:32Trafikte tartıştığı kişinin önüne kesen polis silahını çekti: Sana hayatında yazılabilecek en ağır cezayı yazacağım
01:06ODTÜ’deki olaya ilişkin EGM'den açıklama: 6 kişi gözaltında
01:07Güzellik merkezi diye gidip kabusu yaşadılar! İçeride yaşananlar şoke etti
00:32Pedalların yerini karıştıran sürücü ortalığı savaş alanına çevirdi!
00:55Emine Erdoğan'dan Sıfır Atık Festivali çağrısı
03:00İBB'ye yeni operasyon dalgası! 29 kişi gözaltına alındı
02:02Kameralar kayıttaydı! İstanbul'da yaşlı bakım merkezinde skandal olay
00:50Meksika’da alışveriş merkezinde yangın!
00:49ABD-İran ateşkesi bozuldu mu? Tahran'dan 'yıkıcı misilleme' açıklaması, Trump'tan yeni plan duyurusu: 'Başları büyük belaya girecek'
00:21Faciadan dönüldü! Kağıthane'de metrobüs yangına paniğe neden oldu
02:10Kayınvalidesi tarafından öldürülen damadın görüntüleri ortaya çıktı
03:46Hürmüz Boğazı'nda patlama sesleri! BAE İran'a saldırdı
01:06İsrail'in Lübnan'ın güneyinde bir ambulansı İHA'yla hedef aldığı saldırıda 3 kişi yaralandı
07:36Cumhurbaşkanı Erdoğan: Cezayir ile iş birliğimiz gelişiyor
00:38İstanbul'da iş çıkışı trafik yoğunluğu yüzde 78'lere çıktı
03:53Karadeniz'deki mayın tehdidine tam hazırlık! İşte TSK'nın mayın avcıları
01:44Hafta sonu yurt genelinde yağışlı hava etkili olacak
00:52İstanbul’da korkunç kaza: Karavan hurdaya döndü, sürücü feci şekilde can verdi
01:05Aslı Hünel'den eşine tuvalette telefon yasağı!