;
Oynatma Listesi
HABERLER

Maaşı geride bırakıp dünya turuna çıktılar! İki öğretmen bir yıl boyunca yollarda: ‘Koltuk takımı parasına...'

İzmir’in Bergama ilçesinde küçük bir köy okulunda öğretmenlik yapan Tuğba Karaca Birsöz ve Gökhan Birsöz çifti, yıllardır kurdukları düzeni bir süreliğine geride bırakıp dünyayı keşfetmek için yola çıktı. Aynı okulda görev yapan ve okul lojmanında yaşayan çift, yıllarca ders ziliyle başlayan, soba başındaki sohbetlerle sona eren hayatlarına bir yıl ara verdi. Daha önce birlikte 18 ülke gezen çift, bu kez birkaç günlük tatiller yerine dünyayı gerçekten yaşayabilmek için ücretsiz izin alarak uzun soluklu bir yolculuğa çıktı.

Köy okulunda öğretmenlik yapan çift için hayat uzun yıllar boyunca dersler, öğrenciler, sorumluluklar ve okul lojmanındaki sade yaşam etrafında şekillendi. Ancak içlerinde hep aynı duygu vardı: Dünyayı daha yakından tanımak. Yıllar boyunca farklı ülkelere seyahat eden Tuğba ve Gökhan, zamanla yaptıkları seyahatlerin kendilerine yetmediğini fark etti. Birkaç günlük tatillere sığdırmaya çalıştıkları şehirleri artık acele etmeden keşfetmek, bir ülkenin yalnızca turistik noktalarını değil, insanlarını ve gündelik yaşamını da tanımak istediler. Bu düşünce, onları hayatlarının en büyük kararlarından birini almaya götürdü. Çift, yıllarca yaptıkları seyahatlerin ardından kendilerine şu soruyu sordu: “Biz gerçekten geziyor muyuz, yoksa sadece yetişmeye mi çalışıyoruz?”

Birkaç günlük seyahatlerde bir şehrin ruhunu hissetmeye fırsat bulamadıklarını söyleyen çift, bir süre sonra hayatlarının sürekli ‘1 güne’ ertelendiğini fark etti. Bir sabah hiç tanımadıkları bir şehirde telaşsız uyanmak, saatlere bakmadan sokaklarda yürümek, bir kafede oturup hayatı izlemek ve farklı kültürlerin gündelik yaşamına dahil olmak istediler.

‘BİZ DÜNYAYI SINIF, KENDİMİZİ DE YENİDEN ÖĞRENCİ YAPTIK’

Bu kararı verirken kendilerini en çok zorlayan şeylerden birinin belirsizlik olduğunu dile getiren Tuğba, “Çünkü yıllardır alıştığımız düzenli hayatın dışına çıkıyorduk. Düzenli maaşımızı, konfor alanımızı, alıştığımız yaşam düzenini geride bırakmakmaya karar vermek hiç kolay olmadı. Elbette ekonomik kaygılarımız da oldu. ‘Ya her şey düşündüğümüz gibi gitmezse?’ sorusu zaman zaman zihnimizi meşgul etti. Bir diğer zor taraf ise sevdiklerimizden uzun süre uzak kalacak olmaktı. Ama sanırım bizi en çok zorlayan şey geride bıraktığımız canlar oldu. Bizimle birlikte yaşayan 2 kedimiz ve uzun zamandır bakım verdiğimiz sokak hayvanları vardı. Açıkçası onları geride bırakma fikri bizi zorladı. Çünkü bir süre sonra o hayvanlarla aranızda tarif edilmesi zor bir bağ oluşuyor” şeklinde konuştu.

‘Biz bu sürece hiçbir zaman öğretmenlikten uzaklaşmak ya da mesleğimizden kaçmak olarak bakmadık’ diyen Tuğba, “Tam tersine, bunun bizi hem insan hem de öğretmen olarak besleyecek bir yolculuk olduğuna inandık. Yıllardır öğrencilerimize merak etmeyi, soru sormayı, sorgulamayı, dünyayı tanımayı anlatıyoruz. Ama bir noktada kendimize şu soruyu sorduk: ‘Biz en son ne zaman gerçekten bilmediğimiz bir hayatın içine girip yeniden öğrenmeye başladık?’ Sanırım bu yolculuğun çıkış noktası biraz da buydu. Biz dünyayı sınıf yaptık, kendimizi yeniden öğrenci olmaya bıraktık” dedi ve ekledi:

 

“Şu an bazen hiç bilmediğimiz bir dilin konuşulduğu bir sokakta yürürken, bazen başka bir kültürün sofralarına misafir olurken, bazen de küçücük bir kasabada insanların hayata nasıl tutunduğunu izlerken öğreniyoruz. Ve bu öğrenmenin kitaplarda yazan bilgilerden çok daha derin bir tarafı olduğunu hissediyoruz. Çünkü öğretmenlik sadece bilgiyi aktarmak değil; hayata dair bakış açısı kazandırmak da demek. Bir çocuğa empatiyi, cesareti, farklılıklara saygıyı ya da hayal kurmanın değerini gerçekten anlatabilmek için bazen insanın önce kendisinin o duyguların içinden geçmesi gerekiyor. Biz bu yolculukta tam da bunu yaşıyoruz.”

‘BİR KOLTUK TAKIMI PARASINA YENİ BİR ÜLKE GÖRMEYİ TERCİH ETTİK’

‘Yola çıkmadan önce düşündüğümüz şey sadece hangi ülkeye gideceğimiz ya da hangi rotayı izleyeceğimiz değildi’ diyen Tuğba, “Öncelikle uzun uzun maddi planlama yaptık. Gideceğimiz ülkelerin yaşam maliyetlerini araştırdık, bütçemizi nasıl yönetebileceğimizi hesapladık, kendimiz için her ihtimale karşı yedek bütçe planlamaları yaptık. Bu yolculuğu lüks bir tatil gibi değil hayatın içinde kalarak deneyimlemek istiyorduk. Bu yüzden daha ekonomik seçimler yapmayı ve sade yaşamayı baştan kabul etmştik zaten. Ama işin maddi kısmından daha zor olan tarafı zihinsel hazırlık kısmıydı. Evimizi, alıştığımız düzeni, sevdiklerimizi ve yıllardır hayatımızın parçası olmuş küçük rutinlerimizi geride bırakıyorduk. İnsan bulunduğu konfor alanından çıkmadan ne kadar çok şeye bağlı yaşadığını fark etmiyor çoğu zaman. Ama içindeyken göremediğimiz o küçük rutinler, iş o rutinlerden uzaklaşmaya gelince çok bağlayıcı faktörler haline geliyor. Sonuçta 1 yıllığına da olsa bir bilinmezliğin içine doğru yola çıkıyoruz. Bu yüzden hayatımızı aylar öncesinden mümkün olduğunca sadeleştirmeye çalıştık” ifadelerine yer verdi.

‘Bu yolculuğun maddi temelini yıllar içinde fark etmeden attığımızı düşünüyoruz’ diyen çift, “Çünkü biz hayatımız boyunca mutluluğu hiçbir zaman eşyalarda arayan insanlar olmadık. Evlendiğimizde yeni bir hayat kurmaya çalışırken birçok insanın yaptığı gibi her şeyi en yenisiyle değiştirme telaşına girmedik. Bekarlık eşyalarımızla kendimize bir ev kurduk. Bir eşyanın verdiği mutluluk bir süre sonra sıradanlaşıyor ama bir yolculuğun hatırası insanın içinde yıllarca yaşamaya devam ediyor. Bu yüzden bir koltuk takımına harcanabilecek parayla bazen yeni bir ülkeye gitmeyi bazen de hiç bilmediğimiz bir şehiri ziyaret etmeyi seçtik. İkimiz de uzun yıllardır çalıştığımız için elbette belli bir birikimimiz vardı. Ama bu yolculuğu mümkün kılan şey sadece maddi birikim değildi; hayata bakış şeklimizdi. Evlendiğimizde ikimizin de ayrı arabası vardı. Ama köyde yaşadığımız için ikinci arabaya aslında ihtiyaç olmadığını fark ettik. Arabalardan birini satıp bir karavan almaya karar verdik. O zamanlar en büyük hayalimiz karavanla yollara düşmekti. Şimdi dönüp baktığımızda gülümsüyoruz… Çünkü o günlerde karavanla gezmenin hayallerimizin son noktası olduğunu sanıyorduk. Meğer içimizde çok daha büyük bir keşfetme arzusu varmış. Sonunda karavanımızı satıp birikimlerimizi ortaya koyarak bu yolculuğa çıktık” bilgisini paylaştı.

GÜNCELLEME
DETAYLARI GÖSTER