Molatik Gündem: Bu hafta nelere Molatik olduk? (9 Nisan 2021)

Eveeeeet! Yine Molatik, yine yeni bir seri… Bu hafta nelere Molatik olduğumuzu her Cuma sizlerle paylaşacağız. Sanat, spor, goygoy artık aklımıza ne takıldıysa onun üzerine bir şeyler karalayacağız Molatik ekibi olarak. İlk yazımız sizlerle…

Molatik Gündem: Bu hafta nelere Molatik olduk? (9 Nisan 2021)

Aşılar ve Edis

Aşılar ve Edis
Bu hafta en çok "BioNTech mi yoksa Sinovac mı?" tartışmalarına Molatik oldum. Sonuçta aşı aşıdır ama yine de söz konusu sağlık olduğunda mutlaka doktorların görüşlerine kulak vermek gerekiyor. Bu aşı tartışmalarının haricinde Edis'in 'Martılar' şarkısını bol bol dinlemeye devam ettim. Edis gerçekten de yılın en sağlam pop hit'lerinden birine imza attı. 'Martılar'ın tıkları bol olsun!

Mayk Şişman

"Ortam çok gergin Fuat bilmiyorum..."

"Ortam çok gergin Fuat bilmiyorum..."
Bu hafta Molatik olduğum konu ligimizdeki şampiyonluk yarışı oldu. Malum hafta içi maçlar da oynanıyor, hangi haftada olduğumuz karışıyor. Önce Galatasaray, Hatay’da çok kötü bir futbolla üç puanı bıraktı, sonra Beşiktaş, Kasımpaşa deplasmanında mağlup oldu. Fenerbahçe tek karlı takımdı. Hafta içi ise oynan maçlarda Beşiktaş, Alanya’yı devirdi, Fenerbahçe ise 2 puanı Sivas’ta bıraktı. Galatasaray BAY geçti. Konuya gelecek olursak şampiyonluk yarışı çok karıştı. Birileri sürekli bir yerlerde puan kaybediyor. Tam fark açılıyor diyecekken bir bakıyorsunuz açılmıyor. Bir bakıma güzel bir şey, sonuçta heyecan son haftaya kadar devam ediyor böylece. Ama güzel futbol da izlemek istiyoruz. Takımların ortası yok ya çok iyi oynuyorlar ya da hiç yoklar piyasada. Maç sonrası gerginliğe hiç girmiyorum. Bir gerginlik var üzerimizde, hamama gidip şöyle bir paklansak bir şey kalmayacak aslında.

Selçuk Bulut

"Hi I'm Elfo"

"Hi I'm Elfo"
Ben bu hafta 'Disenchantment' (Hayal kırıklığı) dizisinde Elfo karakterine Molatik oldum. "Hi I'm Elfo" repliğiyle tanıyoruz Elfo'yu. Hatta bu cümleyi öyle bir benimsemiş ki "I'm drowning" (boğuluyorum) diyen bir kadına "I'm Elfo" diyecek kadar benimsemiş. Elfo'yla tanıştıktan sonra her yerde "Hi I'm Elfo" diyeseniz geliyor. Elfo, kısa boylu ve domuz benzeri bir burnu olan kireç renkli bir elf melezi. Sol kulağında küçük bir çentik var. Dağınık saçları ve kızgın bir tavrı var. Dış dünyaya atıldığında 'savaş'ın ne olduğunu bilmemesine ve çok sevgi dolu olmasına rağmen, küçük bir hançerle de çok güzel savaşabilir. Ancak ne bekleyeceği konusunda da oldukça nahif. Boynunu, mavi şortunu ve muhtemelen ayak parmaklarında kıvrılabilecek ayaklarını tutmak için kıvrılmış kahverengi ayakkabılar, ortaya çıkarmak için açık yakalı kırmızı bir tişört giyiyor. Tam kanlı elfler gibi dört parmağı var. Aynı zamanda Elf Dünyası'nda aptalca bir mutluluktansa, vahşi ve kötü Dış Dünya'da gayet aklı başında bir mutsuzluğu, macerayı ve özgürlüğü yeğliyor. Küçük bir Elf olmasına rağmen oldukça büyük kadınlardan hoşlanıyor. Aynı zamanda da hem cesur hem de çok sevgi dolu. Diziyi izledikten sonra Elfo tarafından sevilemeyecek olmanın üzüntüsünü yaşamanız çok muhtemel. Elfo'yu anlata anlata bitiremem ben kısacık paragrafta. Elfo için ayrı bir içerik hazırlamak gerekir. Fakat Elfo'ya ve onun kişiliğine Molatik olmamak imkânsız. Bence siz de bir ara 'Disenchantment' Elfo'ya Molatik olun derim.

Fazilet Şenol

Garibanın yüzü gülür mü hiç?

Garibanın yüzü gülür mü hiç?
Biliyorum ki sadece benim değil hepimizin Molatik olduğu konu ‘Koronavirüs’… Resmen 3. dalgayı yaşadığımız bu dönemde artık sabrımızın da sonuna geldik. Geldiği yerlerde hayat bayram havasıyken bizim ‘Acaba kaç yıl daha hayatımızda olacak?’ sorusu akıllarımızdan gitmiyor. Ne diyeyim dostlar! Garibanın yüzü gülür mü…

Selin Nur Ceylan
 

Kime güveneceğiz biz?

Kime güveneceğiz biz?
Coronavirüs vakaları gün geçtikçe artarken eve tamamen çekilen bünyemle ne varsa izleme moduna da girmiş bulunmaktayım. Bu sırada bir dijital platformda izlediğim belgesel film ise çok çarpıcı bazı gerçekleri öğrenmeme neden oldu. Ali Tabrizi'nin denize, yunuslara ve balinalara olan merakı onu belgeselci olarak okyanuslara itmiş. Buraya kadar her şey çok normal ancak denizlerde yaşanan yunus ve balina katliamlarını gözler önüne çok net bir şekilde serdiği inanılmaz bir belgesel çekmiş, ismi Seaspiracy. Şimdi diyeceksiniz ki bunları biliyoruz. Hayır bilmediğimiz bir şeyi de ortaya koymuş Tabrizi. Denizlerde kirlilik deyince hepimizin aklına plastikler geliyor tabii. Hatta bu belgeselde deniz hayvanları haklarını koruduğunu iddia eden pek çok dernekle de röportaj yapıyor Ali Tabrizi. Ama gerçek şu ki çevreci görünen ABD ve İngiltere'deki tüm bu kurumlar sadece plastikleri konuşurken balıkçıların bıraktığı ağların yüzde 98 oranında denizleri kirlettiğine ve kıyıya vuran balinaların karınlarından çıkan balıkçı ağlarına asla dikkat çekmiyorlar. Hatta bu işlem sırasında bazı balıkçıların kullandığı denizlerin ormanı olan binlerce metrekarelik mercan resiflerini her gün nasıl yok ettiklerine dikkat çekmiyor. Vahşi hayvan olarak görünen köpek balıklarının sadece yüzgeçleri için nasıl katledildiğine, sırf balıkçıların, yani paranın önü kesilmesin diye koca koca kurumların nasıl çabaladığını, yanıtsız soruları görünce düşündüğüm tek şey insan kadar vahşi bir canlının tarihte var olmadığını düşündürdü. Bunun yanı sıra 'kime güveneceğiz biz?' Çok spoiler vermek istemediğimden detaylara girmedim ancak bu belgeseli bazı gerçekleri birebir görmek için mutlaka izleyin derim.

Bilge Şenel


Bu makaleye ifade bırak