Nerede ne yenir?: İyi bir yemeğin mutlulukla ilgisi var

16 Şubat 2022

Vogue Restaurant Bar

17:30-18:00 arasında gidin ve güneşin batışına şahit olun. Tam da bu saatte inanılmaz fotoğraflar yakalıyorsunuz. İlk kez deneyimlediğim füme ahtapot carpaccio tercih ettim. Carpaccio seven biri olarak ahtapotlusu da imza başlangıçları arasındaydı bence! Kesin deneyin. 

Chalet / Swissotel The Bosphorus

İstanbul'da yurtdışını yaşamak istiyorsanız Chalet tam sizlik. İsviçre atmosferi ve mutfağı ile İstanbul'da Iglo konseptiyle enlerden. Truffle mantarı doğranan yanında haşlanmış sebze ve ekmek ile servis edilen peynir fondue kesinlikle tercih edin. Sıcak şaraplarından içmeden de ayrılmayın. Final olarak çikolata fondü de denemeniz gerekenlerden. Bahçedeki odun ateşinde de fotoğraf çekilmeyi unutmayın.

Kalbur Et Kebap Ataşehir

En niş et restoranı bence. Kalbur et kurucusu sevgili Metin Akdemir kendi gibi şahane bir restoran.  Sıcacık puf ekmek - tereyağ- tulum' üçlüsü olmazsa olmazım. Meze önerisi olarak, hepsi şahane ama özellikle favori mezem, 'Ermeni Topik' Kuş üzümlü, tarçınlı, etli muazzam bir lezzet. Geçen gün meşhur Ardahan'dan gelen Kaz'larını da denedim. Uzun saatlerce pişen ve suyuna yaptıkları bulguru kesin deneyin, enfesti.

CVK Park Bosphorus Hotel Istanbul

Geçen pazar brunch'a gittim. İlk kez deneyimledim. Restoranlar müdürü Gürhan Bey oldukça ilgiliydi. Açık büfesi oldukça çeşitli ve başarılıydı. Kahvaltılıkları ve sıcakları lezzetliydi. San Sebastian Cheesecake kesin deneyin, enlerdendi!  Pazar günleri brunch etkinliklerine yeni başlamalarına rağmen fazlasıyla her şeye hakimlerdi. Canlı müzik ve keman dinletisi olarak Yıldız Asyalı da oldukça keyifli anlar yaşattı.  Boğaz manzarasına karşı oturmanızı tavsiye ederim. 

Yazının devamı...

Aldatmak bir hastalık mı?

8 Şubat 2022

Eskiden "eşini elinde tut , bakımlı ol " derlerdi. Artık devir değişti, ne güzel ne bakımlı eşler bile aldatılıyor. Bu durumda erkeklerin çoğu hasta ve bağımlı olduğunu kabul edip, yakalanana kadar bunu devam ettiriyor. En çok klişe sözlerden biridir  " eşimi çok seviyorum ama arada farklılık hoşuma gidiyor" bu duygusal bir hastalık mı, cinsel bir yetersizlik mi? Hatta çevremizde denk geldiği zaman, şaşırır ve inanamayız " eşine çok düşkündü , nasıl yaptı?" Evet işte olay bu aslında. Evdeki eş /sevgili beklesin, hep olsun, düzen bozulmasın ama aldatan taraf keyfine baksın, anı yaşasın. Bu durumu çoğu kadın kabul edip susarken çoğu kadın asla atlatamıyor. Genelde kadınlar erkekleri affediyor, ikinci bir şans veriyor. Aldatan taraf kadınsa aynı adalet terazisi işlemiyor tabi. Erkek affetmiyor hatta çok korkunç sonuçlarla bile sonuçlandığı oluyor. "Erkek aldatır" toplumumuza yapışmış bir klişe ne yazık ki.

Peki ilişkilerde çiftlerde yetmeyen şey ne? Aşk mı cinsellik mi yoksa hep daha fazlası mı? Neden engel olamıyoruz bu dürtülerimize. 'Ben aldatmıyorum' diyen yalan söylüyor bence. Aşk ne kadar olursa olsun tatminsizlik ve yetersizlik duygusu günden güne kişiyi içten içe yiyip bitiriyor.

Bunlar bizim toplumca bildiklerimiz, bir de araştırmalar ne diyor, onlara da göz atalım!

Bağlanma sorunuyla eş değer!

Buradan şunu mu anlamalıyız "partnerin bağlanma sorunu varsa kesin aldatır"

Bence ilişkilerdeki asıl problem 'bağlanma problemi' , birbirlerine güvensizlik hep bu sebeple büyük sorunlara dönüşebiliyor.

Aldatılsanız affeder miydiniz?

Aldatan taraflardan birbirini affeden %5 ise bunun sadece %1'i ilişkisini başarıyla devam ettirebilmiş. Affetmişti ama bir daha güvenebilecek miydi? Asıl tüm mesele burada başlıyor. Bu süreci doğru yönetebilmek ya da hiç aldatmamak, ilişkiye mutlu devam etmek.

Yazının devamı...

İlişkilerinize bağlı mısınız, bağımlı mısınız?

26 Ocak 2022

“Ben onsuz yaşayamam”, “Karar alırken mutlaka yanımda o olmalı” gibi cümleler aslında bağlılıktan çok bağımlılık cümleleri. Psikolojide de okumalarıma ve araştırmalarıma istinaden , bağımlılığın bir çok çeşidi olduğunu gördüm. Eşe, sevgiliye, hayvana, aileye.. ve bunu yenmek için tedavi olan bir çok insan olduğunu okudum. Aslında bu durumda hangimiz bağımlı değiliz ki? Hepimiz bir şeyleri kaybetmekten korkarız, hepimiz biri için 'onsuz yaşayamam' deriz. Allah "kim için onsuz yaşayamam dersen onu senden alırım" dermiş. O gün bugün bu cümleyi kullanmamayı öğrendim. 

Gel görelim ki bağımlılıktan en çok ilişkiler etkileniyor. Hem de ne etkilenme...Önce bir nedir ne değildir öğrenelim.

Bağlı bir ilişki nasıl olur?

Örnek bir ilişki biçimidir. Mutluluğun sırrını bulanlar bence. Kendi özgür alanlarıyla, özgüvenli hür duruşlarıyla baştan sona güzel bir biçimi.

Partnerler birbirlerinin zevklerine, sevdiği, hoşlandığı şeylere saygı duyar. Ortak bir hayatı paylaşan iki kişi olurlar. Kimse diğerinin rolünü çalmaya ve onu ön plana çıkarmaya çalışmaz, kararları birlikte alırlar. Partnerinin düşüncelerini önemser. Çiftler birbirlerinin alanlarına saygı gösterir, nerede durmasını bilirler. Bu durum 7/24 beraber bir hayat geçirdikleri anlamına gelmemektedir. Bireyler kendi arkadaşları ile eğlenebilir veya tek başına bir seyahate çıkabilir, ayrı geçirdikleri zamana farklı etkinlikler sığdırabilirler. Çiftlerden biri yalnız başına vakit geçirmek istediğinde karşı taraf bunu olgunlukla kabul eder. Saygı ve sevgi bağlı ilişkilerin temelini oluşturmaktadır.

Bağımlı ilişki nasıl olur?

Aslında bu hepimizin hayatında şahit olduğumuz ilişkilere örnek bir tablo. Boşanmak isteyen bir haksız bir adam ve her şeye rağmen gerek şiddet gerek aldatılmasına rağmen eşini affeden, " yeter ki boşanmasın, hep benimle olsun" diyen bir kadın...Ya da aldatıldığını bile bile, onu sevmediğini bile bile " ben onsuz yapamam" diyen bir kadın... Hatta gece gündüz sevgilisini "neredesin sen, neden açmıyorsun, kimlesin" diye bir çok baskı dolu soruyla taciz eden bir sevgili örneği. Erkekler için de geçerli tabi... Elde tutma arzusu, "o adam kimdi, kime baktın sen, o daha mı yakışıklı, sen sadece benimle olabilirsin" gibi aşağılayıcı daha bir çok belirti. Belirti diyorum çünkü bunların hepsi bir bağımlılık örneği.

Bağımlılık belirtileri

Yazının devamı...

İlişkilerde çok kıskanan mı daha çok seviyor, hiç kıskanmayan mı?

19 Ocak 2022

'Gülşen pozları' yanlış mı anlaşıldı yoksa kıskanıldı mı? 

Günün mottosunda sevdiğim bir söz ile başlamak istiyorum: Fikrini dеğiştirеmеyеnlеr, hiçbir şеyi dеğiştirеmеz. Önyargılarından kurtulamayanlar, hiçbir insanı anlayamaz!

Güncel bir örnek verecek olursam; haftalardır Gülşen konuşuluyor. Gülşen'in giydiklerinden ziyade, eşi buna nasıl izin veriyor? Kıskanmıyor mu? diye konuşuluyor. Neden herkesin özeline karışıyoruz?  Eşi sorun etmiyor, biz neden ediyoruz? Neden başkaları bizi bu kadar ilgilendiriyor? Kendimiz mutsuzuz diye, kıskançlık dolu bir ilişkideyiz diye neden herkesi mutsuz ediyoruz?  O kişi giyiyor taşıyor diye onu mu kıskanıyoruz yoksa? Biz giyemiyoruz diye başkaları giyince neden rahatsız oluyoruz? Eşine güvenen, Gülşen ne giyse ne yapsa güvenen bir eş belki Ozan Çolakoğlu. Belki giyip giymediklerine göre değerlendirmiyor , bizlerin göremediği taraflarını seviyor ve takdir ediyor. Ne olursa olsun bu kadar hakareti hak etmedi Gülşen , her şeyden önce bir anne! "Ama o bir anne giyemez" diye eleştirdiğiniz kişiyi anneliği ile bile vurmak bir taciz boyutu bence! Sahne onun starlaştığı bir yer. Benim fikrimi soracak olursanız ; evet çok beğendim ,yakışıyor, taşıyor, vücudu güzel ama yeri belki daha farklı bir yer olabilirdi!  En azından bu denli üzücü tepkiler gelmezdi. Plajda daha da açığını giyseydi eminim böyle tepki almayacaktı. Bir kere giydi ikinci giydi keşke hiç  üçüncü olmasaydı. Ben karşı olduğum için değil! 'Bu kadar eleştiriye maruz kalmasaydı'  keşke dediğim için. 

Keşke herkes kendini sevse!

Yine dediğime geliyor; bana ne, bize ne? Keşke herkes kendiyle ilgilense. Kendini sevse, kendini seven herkesi sever. Bu kadar eleştiri bu kadar negatif düşünce bizi aşağı çekmekten başka bir işe yaramıyor. Başkalarının ahlakını sorgularken , eleştirirken keşke kendi değerlerimize sahip çıksak! 

Gülşen hep iddialıydı!

Gülşen kendimi bildim bileli gerek kliplerinde gerek sahnelerinde her zaman adlandırıldığı gibi "poz poz" şarkısını söyler ve starlaşır. Bu hep böyleydi, o da onun kendi showunun bir parçası. Hep bir albenisi ve estetik tavrı vardır. Bu kostümüyle de her zaman olduğu gibi aynı albenili hareketlerini ve dansını yaptığı için 'fazla' göze battı ve yanlış anlaşıldığını düşünüyorum. Yoksa her zaman cesaretli her zaman iddialı. Kırmızı çizmeli yasaklanan klip unutuldu sanırım? Hep konuşuldu, hep farklıydı, hep iyiydi. Şimdi ne oldu da bu kadar büyüdü?

'Yurtta aşk cihanda aşk', 'of of' bu klipleri de bir izleyin bakalım. 

Yazının devamı...