Geri Dön

40 dakikada 10 kişiyle flört edebilir misiniz?

Ne Tinder ne Happn ne de OkCupid... Artık flörtün yeni adresi “speed dating”. Dörder dakika süreyle tanımadığınız 10 kişiyle yüz yüze görüşüp, “Bir daha buluşmak isterim”dediğiniz kişileri seçiyorsunuz. Onlar da sizi seçerse bir sonraki buluşma için iletişim bilgileriniz paylaşılıyor

40 dakikada 10 kişiyle flört edebilir misiniz?

Karaköy’de Marjo isimli bir mekanın önündeyim. Biraz sonra hiç tanımadığım 10 erkek ve 9 kadının karşılıklı oturduğu uzun bir masadaki yerimi alacağım ve sayımız eşitlenecek. Bir zil çalacak ve dört dakika içinde karşımda oturan erkeği sorular sorarak tanımaya çalışacağım. Süre bittiğinde yeniden çalan zille karşıma bir diğer erkek oturacak. Bu döngü 10 kadın, 10 erkekle dörder dakika konuşana kadar sürecek. Sonrası mail kutuma düşecek olan “eşleştiniz” mail’ini beklemek...

Evet, tam da Amerikan filmlerindeki o sahne gibi... Amerika ve İngiltere’de çok yaygın olarak düzenlenen “speed dating” etkinliği artık İstanbul’da da sevgili bulmak isteyen kişileri bir araya getiriyor. Party Hard’ın organizasyonuyla gerçekleştirilen etkinlik için tek bir kural var; bekar olmak! Evli olmayacağınız gibi sevgiliniz de olmamalı. Bu masada çapkınlara yer yok.
Etkinliğe katılmaya karar verdiğimde kişisel bilgilerimi yazdığım bir form doldurdum. Adım, yaşım, mesleğimin yanı sıra Instagram ve Facebook profillerim soruldu. Organizatörler sosyal medya hesaplarınızdan geniş çaplı bir “stalk” sonrası bekar olup olmadığınızı anlıyor. Katılım için uygun bir profiliniz varsa onay mail’i geliyor ve banka hesap numarasına 50 lira yatırıyorsunuz. Birkaç gün sonra ise etkinliğin detayları paylaşılıyor: “Perşembe 20.00’de Karaköy’de...”

40 dakikada 10 kişiyle flört edebilir misiniz

Eşleşme için karşılıklı beğeni gerekiyor

8’e çeyrek kala gibi buluşma mekanına giriyorum. Katılımcıların bir kısmı gelmiş, diğer kısmı İstanbul trafiği mağduru. Dört dakika kuralına sadık kalmak için etkinlik başlayana kadar kimselerle iletişim kurmuyorum. Siparişler veriliyor ve 15 dakikalık bir gecikmeyle başlamaya hazırız. Etkinliğin organizatörlerinden Ezgi Ceren Işık, hepimize birer form vererek ne yapmamız gerektiğini bir kez daha anlatıyor: “Forma adınızı, soyadınızı ve yaka numaranızı yazmayı unutmayın. Formun alt kısmında konuştuğunuz insanlar hakkında yorumda bulunacağınız bir tablo yer alıyor. Kişilerin isimlerini aklınızda tutmanız zor olacağından ilk olarak yaka numarasını yazın ve görüşme sonrası beğendiyseniz ‘Romance’ kısmına bir tık atın. Beğenmediyseniz ‘No’ kısmını işaretleyin. Hiçbir işaret koymazsanız onu da olumsuz kabul ediyoruz. Yalnız ‘Romance’ seçeneğini ‘Hayatımın aşkını buldum’ şeklinde düşünmeyin. 4 dakika sonunda bir kez daha görmek ve konuşmak istediğiniz bir insan olduğunu düşünüyorsanız ‘Romance’ seçeneğini işaretlemekten çekinmeyin. Özellikle kadınlar bu konuda seçici davranıyor. Seçici olma kısmını ikinci görüşmeye bırakın. Biz etkinlik sonunda bu formları toplayacağız ve ortaya çıkan eşleşmeleri size bildireceğiz. Unutmayın eşleşme sağlanması için iki tarafın da birbiri için

‘Romance’ seçeneğini işaretlemiş olması gerekiyor.”

Katılımcılar spontan gelişen sohbetleri tercih ediyor .Artık tüm detaylara hakimiz, başlayalım öyleyse! Zil çalıyor ve işte ilk dört dakika. Karşıma ilk oturan “3” numaralı arkadaşı duymakta epey güçlük çekiyorum. Sağımdan ve solumdan dört dakikada birbirini tanımaya çalışmak için harıl harıl konuşan insanların uğultusu geliyor. Ne karşımdaki arkadaşı duyabiliyorum ne diğerlerinin konuştuklarını. İlk elin günahı olmaz diyoruz ve mümkün mertebe birbirimize sorular sormaya çalışıyoruz.

Ve yeniden zil çalıyor: “Sıradaki!” Etkinlikte bir pozitif ayrımcılık yapılıyor, kadınlar hiç yerinden kalkmıyor. Erkekler her zil çalışında bir sağa atlıyor ve en sondaki kişi en başa geliyor. Bizler için daha konforlu bir etkinlik olduğu hakkında hemfikiriz.
Sıra ikinci speed date adayıma geliyor. Bir nevi sevgili aday adayı. Artık birbirimizi daha rahat duyabiliyoruz. Adımız, işimiz, gibi temel bilgileri öğrendikten sonra laf yazarlığa gelince ikimiz için de şahane bir sohbet konusu başlıyor. Ama o da ne süre yeniden bitti. Anlıyoruz ki burası sohbet etme yeri değil. Hızlı hızlı öğrenmek istediklerini sorup karşındaki kişiyi tanıma becerisi ön planda. Hayatında ilk defa gördüğün birine adı ve mesleği dışında ne sorabilirsin ki diye düşünen pek olmamış buraya gelirken. Başlangıçta herkeste aynı telaş vardı; “Ne soracağız ki?” 25-35 yaş ortalamasında olan katılımcıların çoğu spontan bir dört dakikayı tercih ediyor, bir kişi hariç!

O arkadaş “Benim büyük sorularım var” diyor. Merakla bekliyorum ve “Bir milyon doların olsaydı ne yapardın?” diye soruyor. “Zaten bir milyon dolarım var” demek istesem de “Aman bir bilet alır, dünyayı gezerim. Param bitince de geri dönerim” diyorum. Bir sonraki arkadaş inancımı soruyor ve bunun sorulması gerektiğine inanıyor. Bir diğeri nasıl sosyalleştiğimi merak ediyor. Burcumu soran da oluyor, bir erkeği beğenmem için kriterlerimin ne olduğunu bilmek isteyen de.
Sürekli soruları soran kişi olarak bana soru sorulması çok hoşuma gidiyor, yine de iki kişiyi ben konuşturuyorum. Gerilen ve ne soracağını bilemeyenler de olabiliyor. Bir arkadaş çok net soru sorduğumu ve iletişim kurarken gözümü kaçırmadığımı belirterek gazeteci olduğumu tahmin ediyor. Kimse yaptığı işten ve şehirde yaşamaktan memnun değil. Sürekli “Başka şeyler yapmak istiyorum” cümlesiyle karşı karşıya kalıyorum.

Üçüncü turdan sonra herkes çok rahatlamış görünüyor ve karşıma hiç gergin biri oturmuyor. Tanışırken elimi sıkanlar da oluyor, sadece “Selam” diyenler de. Her ne olursa olsun kimsenin yaşımı sormadığını fark ediyorum. “Kadınların yaşı sorulmaz” geleneğinden olsa gerek diyorum ve yardımcı olmak için yaşlarını ben soruyorum. Hayır, olmuyor. Yine de yaşımı kimse sormuyor. 25-35 yaş arası jenerasyon için “gördükleri yaş” yeterli oluyor.

Konuştuğum kişiler arasında bilgisayar mühendisleri, inşaat mühendisleri, sanat yönetmeni, yazılımcı, reklamcı, akademisyen ve bir de avukat var. Mesleğimi soran herkese gazeteci olduğumu söylüyorum. Bir tek avukat olan arkadaş “Gizli bir görev için mi burdasın?” diye soruyor. Hem ziyaret hem ticaret desem de kendisini inandıramıyorum.
Etkinliğe katılan 10 erkeğin sekizini yakışıklı buluyorum ve ikisini bir kez daha görmek üzere “Romance” olarak işaretliyorum. Esmerler çoğunlukta. Gömlek ve kravatıyla gelen de var hippi tarzını ortaya koyan da. Kadınlar son derece bakımlı görünüyor. Herkes gerçekten bir buluşmaya giderken gösterdiği özeni göstererek buluşmaya gelmiş. 10 tur tamamlandığında kağıtlar toplanıyor fakat herkes o kadar keyif almış görünüyor ki sohbet bir süre daha devam ediyor. Yorucu, çok keyifli ve mutlaka deneyimlenmesi gereken bir etkinlik olduğu üzerine konuşuluyor. Belki de etkinliğe katılan 20 kişi arasında bugün bu yazıyı birlikte okuyan bir çift bile vardır, kim bilir...

Speed Date buluşmaları nasıl sonuç veriyor?

Speed Date İstanbul organizatörlerinden Ezgi Ceren Işık, daha önce yaptıkları buluşmalardan edindikleri deneyimi şöyle anlatıyor; “Etkinliğe katılan herkes çok keyifli bir akşam geçirmiş ve bir sürü yeni insanla tanışmış oluyor. Eşleşen çiftlerden sevgili olanlar, ikinci buluşmalarında fotoğraf çekip bize yolluyor. Etkinlikten sonra da çok sayıda teşekkür maili alıyoruz. Eşleştiği kişilerle sevgili olamayan ve yeniden etkinliğe katılan insanlar da var. Erkekler daha rahat davranırken, kadınlar daha seçici olabiliyor.”

23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber