04.01.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
EVRİN GÜVENDİK - TÜİK verileri Türkiye’de yaşlı nüfus oranının 2019 yılında yüzde 9.1 iken 2024 yılında yüzde 10.6’ya yükseldiğini ve 65 yaş üstü kişi sayısının 10 milyona yaklaştığını gösterirken, Akademik Geriatri Derneği Temsilcisi Doç. Dr. Volkan Atmış’dan yaşlıların aile ve toplum içindeki varlığına yönelik önemli tavsiyeler geldi. TBMM Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu’nda sunum yapan Doç. Dr. Atmış, yalnızlık ve toplumdan dışlanmanın yaşlılıktaki etkilerine dikkat çekti.
Yaşlılıkta yalnızlığın tek başına yaşamayla değil karar süreçlerinde kendisine danışılmamasıyla ortaya çıktığını vurgulayan Atmış, sosyal izolasyona dikkat çekti:“Yalnızlık, tek başına yaşama değil, daha çok sosyal izolasyon, örneğin 5 kişilik bir ailede eğer yaşlıya herhangi bir şey danışılmıyorsa ki -bu engelli birey için de geçerli- kalabalık içinde kendisini yalnız hissedecektir. Bu oldukça sık görülüyor. Bu durum ölüm oranlarını artırıyor, kognitif (bilişim fonksiyonları) bozulmayı artırıyor, kronik tıbbi komplikasyonların yönetimini zorlaştırıyor; kardiyovasküler, metabolik, immünolojik sorunlara sebep oluyor. Aynı zamanda sosyoekonomik ve davranışsal etkileri oluyor; sağlık hizmetlerine erişim azalıyor, ihmal, istismar riski yükseliyor ve spesifik olarak yaşlı bireyde ‘Artık işe yaramıyorum’ düşüncesi gelişiyor. Yine yaşlanmayla beraber depresyon, demans, anksiyete sık yaşanıyor. Çözüm önerileri olarak, toplum merkezleri, yaşlılara yönelik psikolojik danışmanlıklar önemli. Aile içinde yaşlı bireylerin karar süreçlerine dâhil edilmesi ve işe yarar hissettirilmeleri de oldukça önemli.”
Doç. Dr. Atmış, engelli kategorisinde değerlendirilmesi gereken yaşlılara yönelik başta sağlık, ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar olmak üzere düzeltilmesine ihtiyaç duyulan pek çok alan bulunduğunu söyledi. Yaşlılara yönelik bakım ve bakıcı hizmetlerinin çok önemli olduğuna işaret eden Atmış, yaşlıların yaşamını kolaylaştırmak için aile hekimliği sistemi içinde izlem protokolleri uygulanması, evde sağlık ve bakım hizmetlerinin artırılması, erken teşhis ve önleyici hizmetlerin sunulması gerektiğini anlattı.
“Bakım hizmetleri kanayan yaramız”
Atmış, “Bakım hizmetleri bizim kanayan yaramız. Ülkede bakım gerektirenlerin sadece binde 4’ü yeterli bakım hizmetine ulaşıyor. Yeterli bakım hizmetinden kasıt, huzurevine yatırılma fakat huzurevinde de yeterli bakıma genelde ulaşılamıyor. Onun için evde bakım hizmeti ve aile bakımının desteklenmesi gerekiyor. Çünkü yanlış bakım, yaşam kalitesini düşürüyor, ölüm oranlarını artırıyor. Bu nedenle bakım protokolleri oluşturulabilir, huzurevlerinde ya da ulusal bakım sertifikasyon sistemi oluşturulabilir, evde bakımları akredite edilebilir, evde bakım mobil ekipleri oluşturulabilir ya da norm kadro standartları buna göre düzeltilebilir. Elektronik bakım kayıt sistemleri de yaşlıların güvenliği açısından oldukça önerilir bir aktivite” diye konuştu.