30.08.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Akne, cildin yağ bezleri ve gözeneklerinde meydana gelen bir dizi sürecin sonucunda oluşur. Bu süreçte hormonlar, genetik yatkınlık ve stres gibi faktörlerin etkisiyle yağ bezleri fazla çalışabilir. Artan yağ üretiminin ardından ölü cilt hücrelerinin gözeneklerde birikmesiyle tıkanıklık oluşur. Siyah ve beyaz noktalar olarak görülen bu tıkanıklıklarda akne oluşumunda rol oynayan bakteriler çoğalabilir. Bunun sonucunda ciltte iltihaplanma gelişerek kızarık, ağrılı ve iltihaplı sivilceler ortaya çıkabilir. Akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklar ise şöyledir:
Yüze ve telefon ekranına sık dokunmak: Gün içinde ellerin yüze sık temas etmesi veya temiz olmayan telefon ekranının yanağa uzun süre temas etmesi ciltteki kir ve yağın gözeneklerle temasını artırabilir.
Cilde uygun olmayan ürünler kullanmak: Gözenekleri tıkayabilecek yoğun kremler, bazı makyaj ürünleri ve özellikle gece temizlenmeden bırakılan makyaj akne oluşumunu kolaylaştırabilir. Bu nedenle akneye eğilimli ciltlerde gözenekleri tıkamayan ürünlerin tercih edilmesi önemlidir.
Stres, uyku ve beslenme düzeni: Şekerli ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi bazı kişilerde akneyle ilişkili olabilir. Yetişkinlerde stres ve uyku düzensizliği de özellikle çene ve çene hattında görülen aknelerin artmasına eşlik edebilir.
Cildi aşırı yıkamak: Cildi kurutacak kadar sık yıkamak veya sert peeling uygulamaları yapmak cildin doğal koruyucu tabakasına zarar verebilir. Cildin tahriş edilmesi aknenin daha belirgin hâle gelmesine neden olabilir.
Bilinçsiz takviye kullanımı: Spor yapan kişilerde kullanılan bazı protein destekleri ve kontrolsüz şekilde alınan yüksek doz B12 gibi bazı takviyeler, bazı kişilerde akne ataklarını tetikleyebilir.
Sivilceleri sıkmak: Sivilceleri sıkmak veya patlatmak iltihabın daha derin dokulara ilerlemesine, iyileşme sürecinin uzamasına ve kalıcı iz oluşma riskinin artmasına neden olabilir. Akne izlerinin gelişmesinde derin ve ağrılı sivilceler kadar sivilcelerin sıkılması ve kurcalanması da önemli bir risk faktörüdür.
Evde uygulanabilecek temel bakım
Akneli ciltlerde günlük bakımın cildi tahriş etmeyecek şekilde düzenlenmesi önem taşır. Yüzün günde iki kez, cildi kurutmayan nazik bir temizleyiciyle yıkanması uygun bir başlangıçtır. Salisilik asit veya çinko içeren temizleyiciler bazı akneli ciltlerde kullanılabilir. Sert sabunlar, yoğun ovalama ve cildi tahriş eden peelinglerden kaçınılmalıdır.
Nemlendirici ve güneş koruyucu dahil olmak üzere kullanılan ürünlerin yağ içermeyen ve gözenekleri tıkamayan özellikte olması tercih edilebilir. Güneşten korunma da akne bakımının önemli bir parçasıdır. Güneş ışınları özellikle sivilce sonrasında oluşan kırmızı veya kahverengi lekelerin daha belirgin hâle gelmesine neden olabilir. Hafif aknelerde salisilik asit, azelaik asit veya niasinamid içeren ürünlerden yararlanılabilir. Ancak farklı aktif içeriklerin aynı anda ve bilinçsiz şekilde kullanılması ciltte tahrişe neden olabileceğinden, ürün seçiminin cilt tipi ve aknenin durumuna göre yapılması gerekir. Yastık kılıflarının ve yüz havlularının düzenli olarak değiştirilmesi de günlük bakımın bir parçası olabilir. Bununla birlikte aknenin yalnızca hijyen eksikliğinden kaynaklanmadığı unutulmamalıdır.
Ne zaman dermatoloji uzmanına başvurulmalı?
Evde uygulanan bakım her akne vakasında yeterli olmayabilir. Özellikle aknelerin iyileşmesinin ardından çöküklük veya kalıcı kırmızı-kahverengi lekeler oluşması, cilt altında ağrılı ve derin kistlerin bulunması ya da düzenli bakıma rağmen iki-üç ay içerisinde belirgin bir düzelme sağlanamaması dermatoloji değerlendirmesini gerektirebilir.
Özellikle yetişkinlikte çene ve boyun bölgesinde aniden başlayan, ağrılı ve derin aknelerde hormonal nedenlerin de değerlendirilmesi gerekebilir. Aknenin kişinin özgüvenini veya günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemesi de uzman değerlendirmesi için önemli bir neden olabilir. Aknenin erken dönemde kontrol altına alınması, yeni sivilcelerin oluşmasını ve buna bağlı iz gelişme riskini azaltabilir. Derin ve ağrılı akneler, yüzeysel siyah ve beyaz noktalara göre iz bırakmaya daha yatkındır.
Akne izlerinin tedavisinde izin türü belirleyici
Akne izleri, iltihaplı sivilcelerin iyileşmesi sırasında cilt dokusunun zarar görmesiyle ortaya çıkabilir. Ancak sivilce sonrasında görülen her kırmızı veya kahverengi leke gerçek bir iz değildir. Düz şekilde görülen renk değişiklikleri çoğunlukla ciltte oluşan renk artışıyla ilişkilidir ve zaman içerisinde azalabilir. Çökük veya kabarık izler ise cilt dokusundaki değişiklikler nedeniyle oluşur. Akne izlerinin tedavisinde öncelikle izin türü, derinliği ve cilt yapısı değerlendirilir. Çökük, kabarık veya yalnızca renk değişikliği şeklindeki izler birbirinden farklı tedaviler gerektirir. Bu nedenle iz tedavisi kişiye özel planlanır.
Çökük akne izlerinde lazer, radyofrekans uygulamaları, mikro iğneleme, kimyasal peeling, iz dokusunu serbestleştiren işlemler ve dolgu gibi farklı yöntemler kullanılabilir.
Sivilce sonrası lekeler farklı değerlendiriliyor
Sivilce sonrasında kalan kırmızı veya kahverengi lekeler, gerçek bir doku kaybına bağlı izlerden farklıdır. Bu tür renk değişikliklerinde lekenin rengi ve cilt tipi dikkate alınarak farklı yaklaşımlar değerlendirilebilir.
Azelaik asit, C vitamini, niasinamid, arbutin ve retinoid içeren ürünler evde uygulanan bakımın bir parçası olarak kullanılabilir. Kırmızı veya kahverengi lekelerin daha belirgin olduğu durumlarda ise lazer veya ışık temelli uygulamalar dermatoloji uzmanı tarafından değerlendirilebilir.
Akne izi tedavilerinde güneşten korunma da önem taşır. Özellikle lazer, peeling ve mikro iğneleme gibi işlemler sonrasında cilt güneşe karşı daha hassas olabilir ve yeterli güneş koruması sağlanmadığında renk değişiklikleri belirginleşebilir. Tedavi sonrasında cildin bakımına yönelik önerilere uyulması ve güneş koruyucunun düzenli kullanılması önemlidir.
Akne izlerinin tedavisi aşamalı bir süreçtir. Cildin yeni kolajen üretmesi ve dokunun yeniden yapılanması zaman aldığı için sonuçların değerlendirilmesi de belirli bir süre gerektirir. Bu nedenle tedavi planı izin türüne ve cildin verdiği yanıta göre oluşturulur ve bazı durumlarda birden fazla yöntem veya birden fazla seans gerekebilir.