02.08.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Yaşamın ilk bin günü, bireyin gelecekteki sağlık durumunu etkileyen en kritik dönemlerden biri olarak kabul ediliyor. Bu süreçte yeterli ve doğru beslenme; fiziksel büyümenin yanı sıra beyin gelişimi, bağışıklık sisteminin olgunlaşması ve metabolik sağlığın şekillenmesinde önemli rol oynuyor. Uzmanlara göre bu dönemin en değerli besini ise anne sütü. Doğal yapısıyla bebeğin ihtiyaçlarına göre değişebilen anne sütü, yalnızca enerji ve besin ögelerini sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda enfeksiyonlara karşı koruyucu çok sayıda biyolojik bileşen de içeriyor.

Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ferda Yapıcı Köklü, Dünya Emzirme Haftası’nın toplumda farkındalık oluşturması açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Anne sütü, bebeğin ilk aylarda ihtiyaç duyduğu protein, yağ, karbonhidrat, vitamin ve mineralleri uygun oranlarda sağlayan doğal bir besindir. Bunun yanında içerdiği antikorlar, enzimler, büyüme faktörleri ve bağışıklık hücreleri sayesinde enfeksiyonlara karşı koruyucu özellik gösterir. Bu nedenle ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenme, sağlıklı büyüme ve bağışıklık sisteminin gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır.”
Anne sütü sadece beslemiyor, koruyor
Anne sütünün yalnızca bebeğin karnını doyuran bir besin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ferda Yapıcı Köklü, içeriğinin bebeğin gelişim sürecine göre değişebildiğini söyledi. “Anne sütü yaşayan bir dokudur. Bebeğin yaşına ve ihtiyaçlarına göre içeriğinde değişiklikler meydana gelir. Bu özelliği sayesinde bebeğin gelişimini desteklerken bağışıklık sisteminin olgunlaşmasına da katkı sağlar. Anne sütüyle beslenen bebeklerde ishal, orta kulak enfeksiyonu ve alt solunum yolu enfeksiyonları gibi hastalıkların daha düşük sıklıkta görüldüğünü gösteren çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Ayrıca bağırsak mikrobiyotasının sağlıklı gelişimine katkıda bulunarak bağışıklık sistemini desteklemeye yardımcı olur.”
Anne sütünün faydaları yalnızca bebeklik dönemiyle sınırlı değildir. Bilimsel çalışmalar, anne sütüyle beslenen çocuklarda ilerleyen yaşlarda obezite, Tip 2 diyabet ve astım gibi kronik hastalıkların görülme riskinin de daha düşük olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle anne sütü, çocukların uzun vadeli sağlıklarının desteklenmesinde de önemli bir rol üstlenmektedir.”
Dr. Köklü, erken doğan bebekler için de anne sütünün büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, uygun koşullarda sağılmış anne sütünün prematüre bebeklerin beslenmesinde değerli bir seçenek olduğunu ifade etti.
Emzirme anne sağlığına da katkı sağlıyor
Anne sütünün faydalarının yalnızca bebekle sınırlı olmadığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Ferda Yapıcı Köklü, emzirmenin anneler açısından da önemli kazanımlar sağladığını ifade etti.“Emzirme, doğum sonrası rahmin toparlanmasına katkı sağlayabilir ve annenin doğum sonrası iyileşme sürecini destekleyebilir. Bunun yanı sıra uzun süre emzirmenin bazı kronik hastalıkların görülme riskini azaltabileceğini gösteren çalışmalar bulunmaktadır. Ancak her annenin emzirme deneyimi farklıdır. Süt üretimi, bebeğin memeyi kavraması veya emzirme tekniğiyle ilgili yaşanan güçlüklerde profesyonel destek alınması sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.”
Doğru bilinen yanlışlar emzirmeyi olumsuz etkileyebiliyor
Toplumda emzirmeyle ilgili doğru sanılan bazı yanlış inanışların annelerin kaygılarını artırabildiğini belirten Dr. Köklü, “Anne sütünün yetersiz olduğu düşüncesiyle erken dönemde gereksiz mama başlanması, sıcak havalarda bebeğe su verilmesi ya da annenin hastalandığında emzirmeyi tamamen bırakması gibi uygulamalar her zaman doğru değildir. Bu tür durumlarda kulaktan dolma bilgiler yerine çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanının önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önem taşır” dedi.
Anne sütüyle beslenmenin yalnızca bebeklik dönemini değil, çocukların uzun vadeli sağlık durumunu da etkileyebildiğini vurgulayan Dr. Öğr. Üyesi Ferda Yapıcı Köklü, yaşamın ilk altı ayında yalnızca anne sütü verilmesinin, altıncı aydan sonra uygun ek gıdalarla birlikte emzirmenin sürdürülmesinin çocuk sağlığının korunmasında önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Dünya Emzirme Haftası’nın bu konuda toplumsal farkındalığın artırılması için önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Dr. Köklü, ailelerin emzirme sürecinde yaşadıkları sorunlarda sağlık profesyonellerinden destek almaktan çekinmemeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
Yaz aylarında su vermek doğru bir yaklaşım değil
Sıcak havalarda ailelerin en sık merak ettiği konulardan birinin bebeklere su verilmesi olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Ferda Yapıcı Köklü, bu konuda yanlış uygulamaların görülebildiğini söyledi. "Anne sütünün yaklaşık yüzde 87'si sudan oluşur. Bu nedenle sağlıklı ve yalnızca anne sütü alan bebeklerde ilk altı ay boyunca su verilmesine gerek yoktur. Anne sütü, sıcak havalarda da bebeğin sıvı ihtiyacını karşılayabilecek özelliktedir. Gereksiz yere su verilmesi, bebeğin daha az emmesine ve dolayısıyla anne sütü alımının azalmasına neden olabilir." Altıncı aydan sonra ek gıdaya geçiş sürecinin başlaması gerektiğini ifade eden Dr. Köklü, emzirmenin uygun ek gıdalarla birlikte iki yaş ve sonrasında da sürdürülmesinin çocuk sağlığı açısından önerildiğini söyledi.