15.03.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SERKAN ARMAN - İstanbul’da Caddebostan sahilinden demir alan teknemiz Büyükada’nın güneyine doğru ağır ağır yol alıyor. Rotamız pek az kişinin bildiği Tavşan Adası... Nihayet ada ufukta gözüküyor. Teknenin motoru susunca biraz dalga sesi, biraz martı çığlığı duyuyoruz. Marmara’nın yüzeyindeki sakinlik, biraz aldatıcı. Suyun hemen altında çok renkli ve hareketli bir yaşam belirmeye başlıyor. Büyükada şehrin sayfiye kültürünü yansıtırken sadece 4 kilometre ötesindeki Tavşan Adası doğanın mutlak hakimiyetine ev sahipliği yapıyor.

Denizlerin Amazon ormanları
Denizlerin Amazon ormanları olarak nitelendirilen mercanlar konusunda DYKD dünya ortalamasının üzerinde bir başarıya ulaştı. Dünya genelinde nakil başarı oranı yüzde 10 ile 20 arasındayken Marmara’daki Sarı Gorgon toplulukları Akdeniz ekosistemi için kritik bir genetik sığınak oluşturuyor.
Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) Başkanı Volkan Narcı ve WWF (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula ile ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edilen Tavşan Adası’ndayız. 2017 yılından bu yana büyük emeklerle oluşturulan mercan duvarındaki son durumu basın mensupları olarak yerinde göreceğiz.
Tekne adaya ulaştığında deniz biyoloğu Yeşim Ayar ve dalgıç Engin Ege Gençer hazırlıklarını tamamlayarak suya dalıyor. İsmail Cem Odabaşı ise su altı dronuyla (ROV) dalışı saniye saniye teknedeki ekrana yansıtıyor. Ekranın başındaki Volkan Narcı’nın heyecanı ise gözlerinden okunuyor:

“Şu an robotumuz aşağı indi, duvarı görebiliyor musunuz? Burası daha önce bomboştu. Şu an ekranda gördüğünüz her şey birer mercan ve hepsi çok sağlıklı. Şu an derinlik 27-29 metre bandında. Görüntüdeki o küçük mercanlar aslında bu alanın ne kadar iyi korunduğunun kanıtı. Bunlar bizim yaptığımız ekimlerin ardından doğanın kendi kendine çoğalmaya başladığını gösteren ‘bebek’ mercanlar. 2017 yılından beri bu bölgeyi canla başla koruyoruz. Bu benim için çok duygusal çünkü buradaki mercanların yarısını kendi ellerimle ektim. Ektiğimizde serçe parmağım kadar olan o küçük bireyler şimdi ebeveyn oldular ve kendi yavrularını oluşturuyorlar. Burada yaklaşık 400-500 metrekarelik bir alandan bahsediyoruz.”

Ömür Kula ve Volkan Narcı teknedeki ekranlardan su altı restorasyonunun başarısını büyük bir gururla izliyor.
Marmara’nın özel yapısı
Volkan Narcı’nın verdiği bilgilere göre Marmara Denizi iki katmanlı yapısıyla dünyada eşi benzeri olmayan bir özelliğe sahip. Akdeniz’de ancak 90 - 100 metre derinliklerde görülebilen mercan türleri Marmara’nın bu özel yapısı sayesinde 28-30 metre gibi dalgıçların ulaşabileceği seviyelerde yaşıyor. Bu durum bilimsel çalışmalar ve restorasyon projeleri için de eşsiz bir laboratuvar ortamı sunuyor. Tavşan Adası’nda bugüne kadar 650 kök mercan ekimi yapılmış ve dünyadaki benzer çalışmalara oranla çok daha yüksek bir başarı elde edilmiş. Marmara’nın ortasındaki bu mercan duvarı âdeta denizin kalbinin yeniden attığının kanıtı...

Koruma çalışmaları Ranger Sistemi adı verilen kamera sistemleri ve deniz sıcaklığını ölçen sensörler ile 7/24 denetleniyor. Mavi Atlas mobil uygulaması üzerinden Türkiye’nin ilk dijital su altı biyoçeşitlilik haritası oluşturuluyor.
‘Yaşam alanları sahip çıkıldığında yaşar’
Marmara belki çoğu kişi için sadece üzerinde seyahat edilen ve manzarasına bakıp çay içilen bir su kütlesi. Ancak suyun metrelerce altında çok renkli bir yaşam mücadelesi var. Prens Adaları’nın en küçüğü olan Tavşan Adası da özellikle bu mücadelede kilit bir rol oynuyor. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula, bu küçük adanın çevresindeki 7 milyon metrekarelik alanın Cumhurbaşkanlığı kararıyla ‘Kesin Korunacak Hassas Alan’ ilan edildiğini hatırlatıyor. Bu tescil, Türkiye’nin deniz alanları için bir ilk olma özelliği taşıyor. Bu yasal altyapı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından destekleniyor. Üstelik bölge aynı zamanda 2. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş bir kültürel miras. Çünkü adada bir manastır kalıntısı da var.

Ömür Kula, bu özel bölgeyi korumak için sadece yasaların yeterli olmadığını belirterek şunları söylüyor:
“Yasal altyapı bölgenin doğal ortamının korunması, yumurtlama ve üreme alanlarının muhafaza edilmesi için kritik öneme sahip. Doğa koruma çalışmalarında ‘bayrak türler’ kavramı büyük önem taşır. Tavşan Adası ekosisteminde mercanlar bu görevi üstleniyor. Mercanların restore edilmesi ve iyileşmesi tüm ekosistemin güçlenmesini sağlar. Bölge sadece mercanlara değil, aynı zamanda deniz çayırlarına, pinalara ve çok çeşitli balık türlerine ev sahipliği yapan yoğun bir üreme alanı. Hedefimiz tüm paydaşların dahil olduğu sürdürülebilir bir yönetim planı oluşturmak. Tavşan Adası bir av alanı değil, yaşam alanı. Yaşam alanları ancak sahip çıkıldığında yaşar.”

Hayalet ağdan güneş gözlüğü
Volkan Narcı deniz tabanındaki temizlik çalışmalarına da dikkat çekerek, “Su altı robotunu genellikle deniz dibindeki hayalet ağları tespit etmek için kullanıyoruz. Bugüne kadar 290 bin metrekareden fazla hayalet ağı Marmara’dan temizlemeyi başardık” diyor. Marmara Denizi’nden çıkarılan bu hayalet ağlar, geri dönüşümle güneş gözlüğü çerçevelerine dönüşüyor. Bu özel tasarımların saplarına ağların denizden çıkarıldığı koordinatın bilgileri de ekleniyor ve derneğe gelir sağlamak için satışa sunuluyor.
430 tür bir arada
Su altı kamerasından yansıyan görüntüler Marmara’nın tahmin edilenden çok daha canlı bir dünyaya ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Tavşan Adası çevresi Akdeniz, Ege ve Karadeniz’de bulunan yaklaşık 430 türün bir arada görülebildiği nadir bir kavşak noktası. Mercan restorasyonunun başarısıyla birlikte bölgedeki diğer canlı türlerinde de gözle görülür bir artış yaşanıyor. Akdeniz genelinde hastalık nedeniyle sayıları azalan pinalar burada güvenle büyüyor. Deniz çayırları ve göç kuşlarına ev sahipliği yapan ada âdeta bir biyolojik çeşitlilik deposu. Yaşanan iyileşme süreci her bir mercan bireyinin haritalandırılması ve istatistiksel olarak ölçülmesiyle kayıt altına alınıyor. Gelecek dönemde adada kurulması planlanan kara laboratuvarı ile bu çalışmaların kapsamı daha da genişletilecek.

Deniz biyoloğu Yeşim Ayar ve dalgıç Engin Ege Gençer, Tavşan Adası’ndaki mercan bahçelerinin gelişimini adım adım takip ediyor.
Su altında canlı yayın
Tavşan Adası çevresindeki habitatın korunması ve bilimsel olarak takip edilmesi için ada üzerinde ve su altında bulunan kameraların kapasitesinin artırılması da hedefleniyor. Volkan Narcı izleme sistemlerini tamamen güneş enerjisiyle çalışan ve sürdürülebilir bir yazılım altyapısına kavuşturmak istediklerini dile getiriyor. Projenin en heyecan verici kısmı ise su altına kurmak istedikleri canlı yayın sistemi. Kurulacak kamera ağıyla tüm dünya bu mercan duvarını ve çevresindeki yaşamı internet üzerinden izleyebilecek.

Deniz Yaşamını Koruma Derneği’nin (DYKD) çalışmaları Marmara Denizi Adalar bölgesi ve Tavşan Adası çevresinde yoğunlaşıyor. Ekipler bugüne kadar su altında 2 bin 220 saatten fazla mesai harcayarak 2 bin 950 dalış gerçekleştirdi. Bu süreçte 250 km mesafe kat edilerek ekosistemin mevcut durumu kayıt altına alındı.