05.07.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
Hasan Nadir Derin - Süper kahraman filmleri, özellikle 2000’li yıllarda, gişe sinemasının taşıyıcı güçlerinden biri oldu. Kökenlerini çok daha eskilere kadar sürmek mümkün ama modern süper kahraman filmlerini 1978 tarihli “Superman” ile başlatabiliriz. Zaman zaman tekil örnekler olsa da bu dünya uzunca bir süre erkek kahramanlara aitti ve kadınlar genellikle kurtarılması gereken figürler oldular. Çizgi roman dünyası ise kadın süper kahramanların eksikliğinin çok daha önce farkına vardı ve onları da anlatıya dahil etti. Ancak hem çizgi roman hem sinema tarafında ilk örnekler, çoğunlukla fiziksel özellikleri, kadın bedenini sergileyen kostümleri ve güzellikleri ile ön plana çıkıyor ve çoğunlukla yine erkek okuyucu/izleyiciye hitap etmesi bekleniyordu. Yıllar geçtikçe bu kahramanlar güçlü kadın anlatısının bir parçası hâline gelip, feminist birer ikon hâline dönüşmeye başladılar. Bu günlerde sinemalarımızı bir kadın süper kahraman daha ziyaret ediyor: “Supergirl”. Biz de bu karakterden yola çıkarak kadın süper kahramanlara baktık.
“Supergırl”ü ilk kez çizgi romanlarda gördük
İlk kez 1959’da çizgi romanlarda gördüğümüz “Supergirl” (Orijinal adıyla Kara Zor-El), “Superman”in kuzeni olarak karşımıza çıkmıştı. Sadece birkaç sayılık bir deneme olarak planlanan karakter, çok olumlu tepkiler alınca, kendi serisine kavuştu. Tıpkı “Superman” gibi, Kripton gezegeninden dünyamıza gelen “Supergirl”, güçlerini de “Superman” gibi, bizim güneşimizden aldığından onunla aynı güçlere sahipti. Onun da tıpkı “Superman” gibi gizli bir kimliği de vardı. “Superman” filmlerinin büyük başarısı sonrası, yapımcılar “Supergirl” filmi için yola çıktılar ve 1984’te başrolü Helen Slater’ın üstlendiği film, seyircilerin karşısına çıktı. Fakat hem Slater’ın performansı hem senaryo hem de efektler yetersiz bulunmuştu. Belki de seyirci, henüz kadın bir süper kahramana hazır değildi. 2023 yılındaki “The Flash” filminde, Sasha Calle başarılı bir “Supergirl” portresi çizdi. Rolü en son üstlenen isim ise Milly Alcock. Genç oyuncu geçtiğimiz hafta gösterime giren filmde karakteri geniş kitlelere beğendirmeye çalışıyor.

Yeni bir Jean Grey mi geliyor?
Marvel evrenine geldiğimizde de pek çok kadın süper kahraman görüyoruz. Özellikle, mutantlardan oluşan X-Men ekibinde, adında “Men” geçse de bambaşka güçlere sahip çok sayıda kadın süper kahraman var. Bunların en güçlüsü Jean Grey belki de. 1963 yılındaki ilk X-Men çizgi romanından beri ekipte olan Jean Grey, telepati ve telekinezi özelliklerine sahip. Beyin gücü ile cisimleri hareket ettirebiliyor ve insanların beyinlerini etkileyebiliyor. Jean Grey, en güçlü mutantlardan biri sayıldığı gibi, iyi ve kötü arasındaki gri alanda durması ile de dikkat çeker. Özellikle Phoenix’e dönüştüğü hikâyelerde, dünyaları yok edebilecek bir güç seviyesine ulaşır. Jean Grey’i ilk X-Men serisinde Famke Janssen, ikinci X-Men serisinde ise Sophie Turner canlandırmıştı. Karaktere farklı yaklaşımları olsa da her iki oyuncunun da performansı başarılı bulunmuştu. Her iki hikâye aksı da Jean Grey’in Phoenix’e dönüşmesine doğru ilerledi ama çizgi romanda çok sevilen bu final, filmlerde başarılı bulunmadı. Bu ay izleyeceğimiz yeni “Örümcek Adam” filminde, yeni bir Jean Grey ile karşılaşacağımız söyleniyor ama bu da henüz söylenti düzeyinde.

Margot Robbie’den Harley Quinn performansı
Her süper kahraman, kahraman olmak zorunda değil. DC’nin giderek daha ikonik hâle gelen karakteri Harley Quinn aslında tam anlamıyla bir anti-kahraman olarak evrene dahil olmuştu. İlk kez, 1992’de “Batman”in animasyon dizisinde görünen karakter, tek bir bölüm için düşünülmüş olsa da tıpkı “Supergirl”de olduğu gibi çok sevilince, kalıcı bir karakter hâline dönüştü. Bu karakteri, “Suicide Squad” filmlerinde Margot Robbie canlandırdı. Sonrasında Lady Gaga da “Joker” filminde karaktere hayat verdi ama o tümüyle alternatif bir evrende, alternatif bir Harley Quinn yorumu idi.

Süper güçleri olmayan kahraman: Hit-Girl
DC-Marvel ikilisinin dışına çıktığımızda karşımıza çıkan kadın kahramanlardan biri Hit-Girl. “Kick-Ass” serisinin ana kahramanlarından olan Hit-Girl aslında süper güçleri olmayan, bir kız çocuğu. Zaten hikâyenin geçtiği dünyada hiçbir karakterin süper güçleri yok, sadece kostüm giyip, kötü adamların peşine düşen kahramanlarımız var. Hit-Girl’ün babası da bunlardan biri ve ona çok küçük yaşlardan beri dövüş sanatları eğitimi veriyor, o da kötü adamların cezasını veriyor. Seçkiye aldığımız karakterler içinde en yenisi olan Hit-Girl 2008’de okuyucu ile buluştu. 2010 ve 2013 yıllarındaki iki filmlik seride Chloë Grace Moretz tarafından canlandırıldı. Çok geniş kadın süper kahramanlar yelpazesinden seçkiye Captain Marvel’den Rogue’a, Alita’dan Red Sonja’ya kadar pek çok isim girebilir. Çizgi roman ve sinema ayakta kaldığı sürece bu karakterler çeşitlenecek, derinleşecek ve farklı özellikleriyle akılda kalmaya, bazen de kız çocuklarına ilham kaynağı olmaya devam edecekler.

Amazon prensesi “Wonder Woman”
DC Comics’in en önemli ve köklü kadın kahramanı, “Wonder Woman”dı aslında. İlk kez 1941’de çizgi roman okuyucusunun karşısına çıkan karakter, kökenleri mitolojiye dayanan bir Amazon prensesiydi. Süper güçleri, farklı amaçla kullandığı bir kementi ve görünmez bir jeti vardı. Kısa süre içinde DC’nin “Superman” ve “Batman” ile birlikte en popüler kahramanı hâline geldi. Ancak, “Supergirl” filminin başarısızlığı, onun beyazperdeye gelmesini geciktirdi. Yine de, 1975-79 yılları arasında, Lynda Carter’ın TV’de canlandırdığı “Wonder Woman” tam bir fenomene dönüştü. Karakterin sinema perdesine gelişi için 2016’ya kadar bekleyecektik. Oyunculuk yetenekleri çok tartışmalı olsa da Gal Gadot, görsel olarak “Wonder Woman”ı canlandırmaya çok uygun bir isimdi. Özellikle ilk film, çok beğenildi ama pandemi döneminde çıkan ikinci film aynı başarıyı yakalayamadı. Yeni DC evreninde, yeni bir “Wonder Woman” göreceğiz ama henüz kimin canlandıracağı, belli değil.