11.01.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Seyhan AKINCI - Son dönemlerde en çok tartıştığımız kavramlardan biri flanör... Takip etmeyi en sevdiğimiz paylaşımlarsa kent dokusu, mimarisi ve yapıları üzerine içerikler. Sosyal medyada İstanbul Apartmanları hesabıyla şehrin birbirinden özel yapılarının hikayesini paylaşan yazar Turan Farajova, “Kadıköy Apartmanları”ndan sonra bu defa “Beyoğlu Apartmanları” kitabıyla okurların karşısında. Epona etiketiyle yayımlanan çalışma 19. YY sonundan bugüne uzanan mimari mirası, semtin kozmopolit dokusuyla birlikte ele alarak okuyucuya hem tarihsel hem de kültürel bir perspektif sunuyor. Biz de Farajova ile Kadıköy kitabının ardından serinin ikinci halkası olarak İstanbul’un mimari hafızasına önemli bir katkı sunan “Beyoğlu Apartmanları” çalışmasını konuştuk.
İstanbul Apartmanları yolculuğunuz nasıl başladı? Bugünden bakınca bu yolculuğu nasıl tanımlarsınız?
İstanbul Apartmanları yolculuğu, bu isimle olmasa da 2014 yılında yüksek lisans yaptığım dönemde hazırladığım bir araştırmayla başladı aslında. İstanbul’un işgali esnasında yaşanmış sosyal hadiseler üzerinden ele aldığım araştırmada, bugün önünden geçtiğimiz veya içinde keyifli vakit geçirdiğimiz nice yapının işgal edildiğini görünce araştırmalarımda rotayı kent tarihine yönlendirmeye başladım. İstanbul Apartmanları adıyla ortaya çıkışı ise 2020 yılının Eylül ayında gerçekleşti. Pandemide hepimizin evlere kapandığı dönemde, çok sevdiğim bu şehirden uzak kalmak beni derinden üzmüş ve bu üzüntümü şehri elimdeki fotoğraflarla anlatarak bir nebze de olsa azaltmayı amaçlamıştım.
”Beyoğlu Apartmanları”nı beş bölgeye ayırarak inceliyorsunuz. Hangi dönem yapılar, mimari anlayış öne çıkıyor?
Ayaspaşa, Sıraselviler-Cihangir, İstiklal Caddesi-Galatasaray, Meşrutiyet Caddesi ve Galata-Karaköy olmak üzere beş bölge olarak ele alıyorum. Bunun temel sebebi de hepsinin birbirine oldukça yakın bölgeler olmasına rağmen birbirinden farklı yapısal ve tarihsel özelliklere sahip olmaları. Rastladığımız mimari anlayışlardan bahsetmemiz gerekirse, Neo Klasik, Art Nouveau, Art Deco, I. Ulusal Mimarlık Akımı gibi pek çok yerli ve yabancı üslupları sıralayabiliriz.

Beyoğlu’nda şu anda en eski yapı hangisi? Böyle bir bilgimiz var mı?
En eskisi hangisi bilgisi ne yazık ki bulunmasa da en eskilerden günümüze kadar ulaşmış olanlar arasında Narmanlı Han, Fransız Sarayı, Venedik Sarayı, Kapitülasyon Mahkemesi gibi yapıların olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Her yapıyı özel kılan elbette o yapının hikâyesi ve içinde yaşananlar... Bu anlamda sizi en çok etkileyen hikâye?
Her hikâyenin kendine has etkileyiciliği var aslında. Kimisi hüzünlü, kimisi trajikomikken kimisi de beklenenin aksine oldukça sıradan ve bugün de rastladığımız türden aile anılarına sahip. Bu noktada hikâyesi beni en çok etkileyen tek bir yapı var diyemem. Pek çok sebeple birbirinden farklı duygulara kapılmamı sağlayan çok fazla yapı var. Aile hikâyelerinden siyasi olaylara Palazzo Corpi, Glavani Apartmanı, Decugis Evi, Dr. Esat Işık Evi, Mizzi Köşkü ve daha niceleri hepsi ayrı ayrı kendine has etkileyici hikâyelere sahipler.
Kentin bir noktada hafızasını tutuyorsunuz. Beyoğlu’nda bu özel apartmanlar nasıl durumda?
Beyoğlu çok geniş bir alan. Yekpare bir şekilde ele alıp, değerlendirmek çok mümkün diyemeyiz. Kimi bölgesi çok bakımlı ve yaşanabilir hâldeyken kimi bölgeleri oldukça izbe ve atıl kalmış hâlde. Tarlabaşı’nda zemini çökmüş balkonlu binalara rastlıyorken, Meşrutiyet Caddesi’nde bakımsız bina görmeniz mümkün değildir. Bu, biraz da mahallelerin kendi aralarında sosyo-ekonomik koşullarının farklılığından ortaya çıkıyor. Lüks otellerin olduğu daha turistik bölgelerde binalar büyük oranda bakımsız bırakılmıyor.
Casa Botter CNN Travel’ın radarındaydı... Kitapta yer alan apartmanlar arasında şuna bir el atılsa şöyle olur ya da bu henüz keşfedilmedi dediğiniz bir yer var mı?
Botter Apartmanı bu konuda gerçekten önemli bir örnek. Beş yıl içerisinde geldiği durumu gözlemleyince bakımsız kalmış diğer yapılar için ister istemez aynısını düşünebiliyorsunuz. Binaların hepsi birer tarihi eser, bu ülkenin kıymetli kültür varlıkları olduğu için bakımlı ve güçlendirilmiş olarak görmeyi tabii çok istiyorsunuz. Bakımsız binalara ağırlıklı Galata’da, özellikle de Serdar-ı Ekrem’de rastlamak mümkün. Ne yazık ki adlarını dahi bilmediğimiz bu tarihi yapıların, yenilenseler ne kadar güzel olabileceğini görmek mümkün.
“TASARIMI VE ÖZGÜNLÜĞÜ HAYRAN BIRAKTI”
Favori apartmanınızı ve nedenini sorsam...
Gümüşsuyu’nda yer alan Hayırlı Apartmanı bir süredir favorim. Tasarımı ve özgünlüğü beni kendine hayran bıraktı. Özellikle çinili yapısı, bina girişinden daire içlerine kadar çiniden bolca yararlanılmış olması diğer Beyoğlu apartmanlarından farklı bir yere taşıyor.