09.11.2025 - 06:55 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN / didem.seymen@milliyet.com.tr - Hastanenin koridorunda sessizlik hâkimdir bazen… Bir odada bir hayat son bulurken, bir diğerinde yeniden başlar. İşte bu mucizenin ardında, görünmeyen kahramanlar vardır: Organ nakli koordinatörleri. Onlar, kayıpların en derin anlarında bir ailenin kapısını çalar; gözyaşlarının arasından bir “evet” çıkmasını bekler. O “evet” bazen bir kalbi yeniden attırır, bazen bir akciğere nefes olur, bazen bir çocuğa yeniden gülümsemeyi öğretir. 3-9 Kasım Organ Nakli Haftası’nda, akciğer, karaciğer ve kalp nakli koordinatörleri Azize Göktürk, Esra Denler ve Özlem Otçu görevlerinin hem ağırlığını hem de anlamını Milliyet Pazar’a anlattı. Göktürk’e göre bu “Yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide umut olma sorumluluğunu taşıyan kutsal bir görev.” Denler, “En unutamadığım hikâyem” dediği ilk bağış görüşmesini hâlâ gözlerinin önünden silemiyor. Otçu ise “Bazen kendi hayatımızı riske atarak bir başkasına yaşam oluyoruz” diyerek, organ nakli ekiplerinin görünmeyen fedakârlığını hatırlatıyor. Ortak duygu ise aynı: Her organ bağışı, yeniden doğan bir hayatın sessiz hikâyesi.
Azize Göktürk / Akciğer Nakli Koordinatörü
BİR ANNENİN GÖZYAŞINDA HAYATIN ANLAMINI GÖRDÜM

“Organ ve doku nakli koordinatörlüğü, yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide umut olma sorumluluğunu taşıyan kutsal bir görevdir” diyor Azize Göktürk. “Bağışlanan her organla bir yaşamın yeniden başlamasına aracı olan, insanlığa hizmet eden bir köprüyüz. Bir yandan kayıpların acısına saygı gösterirken diğer yandan yeni bir yaşam umudunu yeşertiyoruz.”
Göktürk’ün yıllardır unutamadığı bir hikâyesi var: “Kalp nakli yapılmaktaydı. Bir gün, meslektaşımız olan bir hemşire hanımın oğlu trafik kazası sonucu başka bir hastanede beyin ölümü geçirdi. Aile, büyük bir yüce gönüllülükle akciğerler hariç tüm organlarını bağışladı. Aradan bir süre geçtikten sonra, anne oğlunun kalbinin takıldığı hasta hakkında bilgi almak için hastanemize geldi. Yanlışlıkla kalp nakli koordinatörlüğü yerine benim, yani akciğer nakli koordinatörlüğü odama girdi.
Kendisine içtenlikle ‘hoş geldiniz’ dedim ve yıllardır içimde taşıdığım merakı paylaştım. Hep kendi kendime ‘Keşke bir gün karşılaşsam da neden akciğerleri bağışlamadıklarını sorsam’ derdim. O gün o soruyu sordum. Anne derin bir nefes aldı, gözleri doldu ve dedi ki:
‘O an acım o kadar büyüktü ki, akciğerleri bağışlamaya gücüm kalmadı…’
O an anladım ki bizler sadece bir organın değil, insanın duygularının da taşıyıcısıyız. Her bağışta bir yaşam yeniden başlıyor ve ben bu zincirin bir halkası olmanın gururunu yaşıyorum.”
Esra Denler / Karaciğer Nakli Koordinatörü
BİZLER ACININ EN DERİN YERİNE UMUT TAŞIYORUZ

“Organ nakli koordinatörlüğü; insan hayatına doğrudan dokunabilen, umutla organ bekleyen hastalar ile onlara yaşam şansı verebilecek bağışçılar arasında köprü kurabilen bir meslek. Gönül işi, fedakârlık işi” diyor Esra Denler.
Yoğun bakım hemşiresiyken, nakil olmuş hastaların sonraki süreçlerinde yer almış. Ardından kurumunun yönlendirmesiyle sertifika eğitimine katılmış: “Nakil sürecinde gerçekten bu işi yapmak istediğimi fark ettim. 2019’da sertifikamı aldım ama 2021’de aktif olarak göreve başladım. İlk günkü heyecanla sürdürüyorum.”
Ve ilk stajında yaşadığı bir anı, meslek hayatının dönüm noktası olmuş: “16 yaşında bir genç kızdı. Ailesiyle görüşmeye girdik, annesi çok netti: ‘Hayır, bağış yapmak istemiyorum. Benim çocuğum yaşamadı, kimse yaşamasın.’ O cümle beni derinden sarstı. Çünkü o annenin kızı da bir dönem organ bekliyordu ve beklerken vefat etmişti. O acıyı en iyi o anlardı sanmıştım. Ama kayıp duygusu öyle bir şey ki, bazen insanın kalbinde vicdanın sesini bile susturabiliyor. O gün şunu öğrendim: Bu iş sadece bilgiyle değil, kalple yapılır. Bizler acının en derin yerine umut taşıyoruz.”
Özlem Otçu / Kalp Nakli Koordinatörü
O UÇAKTA SADECE BİR KALP DEĞİL, UMUT VARDI

“Hiç aklımda yokken başladığım bu işi 16 yıldır severek sürdürüyorum” diyor Özlem Otçu. “Organ nakli koordinatörlüğü benim için, ölüm ve yaşam arasındaki en hassas noktada umut olmayı temsil ediyor. Bu meslek sadece tıbbi bilgi değil; empati, sabır, iletişim ve insan sevgisi gerektiriyor.”
Otçu, görev yaptığı yıllar boyunca pek çok hikâyeye tanıklık etmiş ama biri hiç aklından çıkmamış: “Acil kalp nakli bekleyen bir hastamız vardı. İki doktor arkadaşımla birlikte kalp almak üzere Konya’ya gitmek için Ulusal Koordinasyon Merkezi tarafından ayarlanan uçağa bindik. Uçuşun ortasında pilot, uçağın arızalandığını ve Ankara’ya acil iniş yapacağımızı söyledi. Hava çok kötüydü. Sessizce birbirimize baktık. Çünkü o uçakta sadece bir kalp değil, bir umut vardı. Ankara’ya zor da olsa indik, oradan başka bir uçakla Konya’ya devam ettik. Organı aldık, geri döndük ve hastamıza başarıyla nakil yaptık. O gün, yaşadığımız tüm korkulara rağmen, bir insanın yeniden yaşamasına aracılık etmenin tarifsiz mutluluğunu hissettim. Biz bazen kendi hayatımızı riske atarak bir başkasına yaşam oluyoruz. Bu meslek sadece bir iş değil, bir yaşam biçimi.”

Üç koordinatörün de anlattıkları aynı noktada birleşiyor: Her “evet”, birden fazla hayatın yeniden başlaması demek.
Onlar için her bağış, sadece bir organın nakli değil, bir hikâyenin devamı.
Kaybın acısına saygı duyarken, o acının içinden filizlenen yeni bir yaşamın tanıkları olarak görev yapıyorlar.
Ve her biri aynı inançla söylüyor: “Organ bağışı, yaşarken de iyilik bırakmanın en anlamlı yoludur.”