Geri Dön

'Bir şeylere tutunmak istedim'

Kendine has tarzı ve sözleriyle, müzikte bambaşka bir dil yaratan Jehan Barbur, yaptığı takılarla yepyeni bir heyecan yaşıyor.

'Bir şeylere tutunmak istedim'
Özlem Ülkü / ozlem.ulku@milliyet.com.tr

 

Jehan Barbur. Onu vokal, söz yazarı, besteci, prodüktör kimlikleriyle müziğin en maharetli isimlerinden biri olarak anabiliriz. Kendine has tarzı ve sözlerine şiirleri ve kitaplarını da ekleyen Babur, şimdilerde yeni bir heyecan yaşıyor. “Jehanıntakıları” adlı hesabıyla Instagram’da satışa sunduğu takıların heyecanı… Pandemiyle birlikte çocukluğundan beri ilgi duyduğu takılara yönelen sanatçı, birkaç yıl önce taşındığı Gümüşlük’teki evinin bir odasında ortaya çıkarıyor tasarımlarını.  Pandemiyle birlikte yaşadığı zorluklara merhem olan takı tasarımıyla “Kendi kendimin patronuyum. Sevdim bu hali”  diyen sanatçıya yeni heyecanını sorduk.

- İnsanın ruhu üretken olmaya görsün her zaman her koşulda bir yol bulur derler ya… Sizi şarkılarınızla, kitaplarınızla bilirken yepyeni bir yönünüzle tanıştık; takı tasarımı. Bu merakınız nereden geliyor?

Çocukluğumdan beri takı severim. Annem kulaklarımı delmeme geç izin verdiğinden yıllarca delik kulaklar için yapılmış küpelere hayranlıkla baktım. Kulaklarımı deldirdiğim gün pek mutlu olmuş çocuksu heyecanla küpeler almıştım kendime. Sonra sahne için kendime takılar yapmaya başladım. Pandemi sürecinde özel hayatımda da aksaklıklar olduğu ve annemin hastanede sonrasında da evde geçen zor hastalık süreçleri olduğu için bir şeylere tutunmak istedim. Zaten çalışamıyoruz, konserler yasak vs. boş durunca kafam kukumav kuşu gibi konuşmaya başlıyor benimle. Kaygım artıyor. Hoş değil yani. Bir de geçim endişesi derken tuz biber. Ben de takı yapmaya karar verdim. Gün içinde bir şeylerle uğraşmam, geçinmem ve renkli boncuklar arasında kendimi iyi hissetmem gerekti.

Bir şeylere tutunmak istedim

- Instagram’dan Jehanintakıları adlı hesabınızda sergilediğiniz takılarınızın bu kadar sevilmesi neler düşündürüyor?

Takı yapmak, bir işe yaradığımı bilmek fena bir duygu değil. Jehan Barbur’um diye takıları alacaklar diye tedirgindim ama sonra baya baya beğenerek alan güzel insanlar çıktı. Ben başta kendimi geliştirmeye çalıştım, hâlâ da tabii öğreniyorum. Şimdi en azından kış ayları için bir işim var diyebiliyorum.

- “Hayatta kalabilmek adına takı yapımına devam”  diyerek duyurmuştunuz çalışmalarınızı. Yorumlara bakınca her türlü hayatlara dokunduğunuzu görüyoruz…

Bizler pek farkında olarak dokunmuyoruz sizlere. Kendimizle uğraşırken biraz faça atıyoruz yüreğimize. Dökülenlerden de herkes benzerini bulup nasibini alıp aklına merhem yapıyor. Bu iyi… Diğeri bilinçli olsaydı, ticaretin ağa babası olurdu. Onu pek sevmiyorum ben. İnanın, takıda da bu böyle. Acayip beğenilen bileklikler oluyor. Deli gibi seri üretime geçip çokça satmak varken, ben sıkılıp yeni bir şeyler yapmaya başlıyorum. Böylesi daha heyecanlı.

- İlham kaynaklarınız neler? Bir boncuğu elinize aldığınız ilk andan birinin boynunda görme anına kadarki süreç nasıl ilerliyor?

Görseller düşüyor aklıma. Doğaçlama yapıyorum. Takmayı sevdiğim şeyleri yapıyorum aslında. Birinin üzerinde görünce acayip heyecanlanıyorum. Şiir gibi şarkı gibi değil bu. Duyguyu göremiyorum da burada kişiyle bütünleşmesi, beğendiyse taktığını, yüzündeki gülümseme filan… Güzel hislermiş. Bu arada ya koparsa, ya kırılırsa, ya bir şey olursa da gibi, üreten kişi kaygısı oluyor. Ama sonuçta şarkılar, şiirler ömürlük diye belki. Takılardan aynı sadakati bekleyemeyiz değil mi?

- Yakın zamanda bir dükkanla bu işi daha da ilerletmeyi düşünüyor musunuz?

Şimdilik böyle iyi… Kendi kendimin patronuyum.

Sevdim bu hali.

“Köyde mutluyum”

- Birkaç yıl önce evinizi Gümüşlük’e taşımanızla ilgili  “Hırslarım seyreldi, aradığım şey değişti” demişsiniz. Neydi onlar ve buldunuz mu?

Aradıklarımı bulmuştum. Yani ne olduklarını biliyordum da hayata geçiremiyordum. Şimdi daha iyiyim. İnsan gibi yaşıyorum. Köyde mutluyum. Ben her şeyi bıraktım, düzenimi devirdim. Delirmekten korktum çünkü. Mutsuzluk ve kara delikler, adaletsizlikler bunlar insanın aklını zedeliyor. Zedelenerek geldim. Buradan bir yere gitmek istemem. Yalınlık iyidir.

Safsataya, şatafata gerek yok.

“Kendimi korumayı öğrendim”

- Pandemiyle birlikte neredeyse herkes daha önce bilmediği yanlarıyla yüzleşti… Siz bu süreçten neler çıkardınız?

Bizler iyi birer mücadeleci olduk, kendimizi korumayı öğrendik; her an başımıza gelecek ‘kötü’ için sinir ve fikir kumanyası biriktirdik. En önce kendimi korumayı öğrendim. Hem ruhen hem bedenen ayakta kalmak için kendime geçici yollar ürettim. Kin kusup, hak aramaktan vazgeçtim denemez buna. Her yumrukta bir yumruk da kendim atayım diyorum. Bağırdık, örgütlendik ama en ufak olumsuzlukta “Siz susun kardeşim” dendi bize. Ben kendimi ifade edecek başka yollara sığınarak ruhumu tamir etmeye, fiziksel olarak bir döngü içinde koşturarak da bedenimi iyi etmeye gayret ediyorum.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber