05.10.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
DEFNE SAVAŞKAN
DEFNE SAVAŞKAN- Hollywood adını yeni duyduğumuz ama hiçbir yerde izlemediğimiz bir oyuncunun kopardığı fırtınayla çalkalanıyor: Tilly Norwood. Onu henüz izlemedik çünkü çünkü o, yapay zekâ yetenek stüdyosu Xicoia’nın geliştirdiği ilk dijital oyuncu. Yani bir yapay zekâ oyuncu. Tilly Norwood’un tanıtılması bile ortalığın karışması için yetti. Bazı menajerlik ajanslarının yapay zekâ ile oluşturulan aktrise duyduğu ilginin ardından Melissa Barrera ve Kiersey Clemons’un da aralarında olduğu birçok ünlü isim bu tür yapay zekâ ajanslarının ve bu ajanslar ile çalışan menajerlerin boykot edilmesi gerektiğini savundu. Emily Blunt, Natasha Lyonne ve Whoopi Goldberg de yapay zekâ oyuncunun yaratılmasını kınadı.
Yeni nesil dijital yıldızları üreten ve ticarileştiren Xicoia’nın kurucusu Eline Van der Velden ise Zürih’teki bir panelde “Tilly’yi ilk duyurduğumuzda ‘Bu da ne?’ diyorlardı. Şimdi ise önümüzdeki birkaç ay içinde onu hangi ajansın temsil edeceğini açıklayacağız,” ifadelerini kullandı.
2023 yılında senaristler yapay zekâ kullanımının bir çerçeveye alınması talepleriyle greve gitmişti. Şimde de Oyuncular Birliği SAG-AFTRA bu projeyi kınadığını ifade etti. Sendika “Tilly Norwood bir oyuncu değil; sayısız profesyonel oyuncunun eserleri üzerinde izin ya da ödeme olmaksızın eğitilmiş bir bilgisayar programının ürettiği bir karakter… Oyuncuları işsiz bırakmak için çalınmış performansların kullanılmasına yol açarak geçim kaynaklarını tehlikeye atıyor ve insan sanatını değersizleştiriyor,” açıklamasında bulundu. Tilly Norwood’unsa resmi bir sitesi var ve Instagram’daki takipçi sayısı 50 bini geçmiş durumda.
“Yapay zekâyı demokratik bulmuyorum”
Biz de Amsterdam Üniversitesi’nde Yeni Medya ve Dijital Kültürler alanında ders veren Dr. Claudio Celis Bueno’ya yapay zekâ ile yaratılan oyuncu Tilly Norwood’un tepki çekmesinin sektördeki etkisini, yapay zekânın yaratıcılığı erişilir kılmak konusunda nasıl bir konumda bulunduğunu ve yapay zekânın çeşitli bakış açılarına sahip olma konusundaki becerisini sorduk.
* Yaratıcılığın dahil olduğu sektörler, aynı diğer sektörlerde olduğu gibi çatışma ve rekabetin var olduğu sektörlerdir. Stüdyolar ya da şirketler için temel hedef kâr olabilir fakat oyuncular veya emekçiler için temel çıkar geçimlerini güvence altına almak, çalışma koşullarını korumak ve onlar için anlamlı olan bir iş yapmaktır. Dolayısıyla elimizdeki örnekle birlikte şunu unutmamak gerekir: Yaratıcı endüstriler diğerlerinden farklıdır çünkü kâr odaklı işletmeler ve tutku ile çalışan emekçiler birbiri ile çatışır, bu sebeple çatışma kaçınılmazdır.
Yapay zekâ da bu konuda devreye girer. Tilly Norwood örneğinde olduğu gibi, işletmeler yapay zekâyı maliyeti düşürmek, ve tüketiciye daha cazip ürünler sunmak için kullanmak ister fakat bu fikir oyuncular, senaristler, yönetmenler ve emekçilerin teknolojiye bakışıyla her zaman örtüşmez. Oyuncular işlerini kaybetme riski ile bu fikre karşı çıkmayı seçebilir.
Konu yapay zekâ “iyi mi, kötü mü?” veya “emekçiler için mi iyi şirketler için mi?” gibi ikilemlere geldiğinde ise bu durumu asla tek taraflı değerlendirmemek gerekir. Önemli olan bu konunun bedelini kimin ödediğidir.
*Konu yapay zekânın ‘demokratikleşmesi’ olduğunda durumu kullanıcı düzeyinde ve altyapı düzeyinde ayrı ayrı değerlendirmek daha doğru. Yapay zekâ kullanıcı düzeyinde kolayca erişilebilir ve bu sebeple geniş kitlelere açılma konusunda etkili bir araç. Her kullanıcı bu teknolojiye bir hesap açarak erişebilir. Altyapı düzeyinde ise yapay zekâyı asla demokratik bulmuyorum çünkü bu teknolojiler hesaplama gücü, depolama ve veri gibi devasa kaynaklar gerektiriyor. Herkesin kalkıp model geliştirmesi mümkün değil ve bu oldukça sınırlayıcı.
Yapay zekâ ile ilgili söylemler fotoğrafçılığın icadındaki söylemleri çağrıştırıyor. O dönemde de “fotoğraf sanatı demokratikleştirecek”, herkes artık resim yaptırmak zorunda kalmayacak” deniyordu ama şunu vurgulamak istiyorum: O dönem de bugün de gördüğümüz şey, süreçten ürüne doğru bir kayma. Demokratikleşen şey ürün, süreç değil. Komut yazarak bir şarkı elde edebilirsiniz ama şarkı yazma süreci demokratikleşmiş olmaz. Demokratikleşen, ‘ürüne erişim’dir. “Bu benim şarkım” diyebilirsiniz; fakat gerçekten şarkı yazan birçok kişi, şarkı yazmanın asıl işinin süreç olduğunu söyler.

“Yapay zekâ verileri taraflı olabilir”
Akademide bu konu ile ilgili yaygın olarak paylaşılan üç farklı bakış açısı var. İlk olarak yapay zekada verilerin taraflı olabileceği fikri var. Yapay zekayı eğiten veriler belirli kültürler, coğrafyalar, demografiler daha çok temsil edildiği için kültürel önyargılar barındırıyor. Bu sebeple aynı şeyleri üretme eğilimi doğuyor, bunun çözümünün ise veriyi daha çeşitli hale getirmek olduğu söyleniyor. İkinci bakış açısı konuya daha radikal yaklaşıyor ve veri çeşitliliğinden bağımsız olarak bu modellerin çalışma biçiminin ortalama olanı üretmek olduğunu savunuyor. Örneğin sanat konusunda yapay zekanın fark yaratması beklenirken yapısı gereği birden fazla kaynağın ortalaması bir sonuç çıkardığı düşünülüyor ve çalışma mantığının ortaya çıkan ürünü ortalama olmaya ittiğine inanılıyor. Üçüncü bakış açısı ise altyapının tekelleşmesi sonucu çeşitlilik sorunu olduğunu savunuyor dolayısıyla çeşitlilik sorunu sadece veriyle değil, modelin kime ait olduğu, modeli kimin eğittiği, hesaplama gücü, kaynak ve veriye kimin sahip olduğu ile ilgili olduğu tartışılıyor.