10.08.2025 - 02:01 | Son Güncellenme:
Seyhan Akıncı - Bugünlerde adalar vapurundan son durakta inenleri “Bodrum, Marmaris Yokken, Adalar Vardı” adlı sergi karşılıyor. Büyükada tarihi vapur iskelesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), İBB Miras ve İBB Kültür iş birliği ile açılan sergi 20. yüzyıl ortalarında Burgazada’nın benzersiz atmosferini gözler önüne seriyor. Söz konusu Burgazada olunca bu yıl eserlerinin üzerindeki telifin kalkması ile kitaplarını farklı farklı kapaklarla gördüğümüz Sait Faik Abasıyanık’tan söz açmamak imkânsız... Biz de Sait Faik’in Burgaz’ında inip hemen onun heykelinin önünde buluşuyoruz Yaman Alkan’la... “Bodrum, Marmaris Yokken, Adalar Vardı” sergisindeki 37 görsel koleksiyoner Yaman Alkan’ın arşivinden çünkü. Adalar Müzesi’nin yeni sergisindeki fotoğraflardan büyülendiğimiz Burgazada’yı Burgazlı koleksiyoner Yaman Alkan’la keşfe çıkıyoruz.

Z kuşağının gözdesi
Son beş yıldır Burgazada’nın görsel arşivini oluşturmak için çalışan Alkan ile Burgaz’da buluşup sabah kahvelerimizi almak üzere Four Letter Word Cafe’ye gidiyoruz. Ada’nın erkencileri yerlerini almış bile. ‘Take away’ kültürü sadece şehrin değil adanın da değişen yüzünün sembolü. Şikago’dan Burgaz’a arkadaş ziyaretinin kahve tutkusuyla harmanlandığı ziyaretin sonrasında 2013’te açılan mekân Şikago’da yeni şubelerle yoluna devam ediyor. “Z kuşağı Burgaz’daki cafe’de düzenlenen happy hour etkinliklerini yakından takip ediyor,” diye anlatıyor Yaman Bey. Kahvelerimizi alıp adımlamaya devam ediyoruz Burgaz’ı... Sözü değişimden açıyorum; “Maalesef adada dönüşüm hızlı. Prens Adaları şehrin incisi diyoruz ama çok hızlı tahrip oluyor. Bir şeylerin motorize olması bunun önünü açtı. Adalı eski esnaflar gitgide azaldı ama yeni esnafları, yeni alanlarını da doğuruyor ada. Fincan restoran vardı örneğin, adada kendi mezesini yapan son yerlerdendi. Şartlara dayanamadı. Masalar sokağa taşıyor, aynı sokakta beş yıl önce çektiğim fotoğraflara bakıyorum masalar yarı yarıyaydı. İşgal alanı giderek artıyor. Bu arada biz de gidiyoruz bu restoranlara. Arkadaşlarımız geliyor, eğleniyoruz. Olmasın demiyorum ama denetimi, kontrolü olmalı,” diye anlatıyor Yaman Bey.

Adaların kendine has ikliminde erguvanlar sokakları süslüyor.
Adaya düştüğünüzde alacağınız 3 şey!
80 yaşındaki berberlerinden bahsediyor yürürken Yaman Alkan, sonra Sait Faik’in akrabası olan bakkalın önünde duruyoruz. Onlar Burgaz’ın en eskilerinden. Bir de dönüşen yüzünün temsilcileri var; ‘3 things on an island’ bunlardan biri. 2016’dan beri hizmet veren mini butik “Issız bir adaya düştüğünüzde yanınıza alacağınız 3 şeyi bilemeyiz. Ama Burgazada’ya gelince alacağınız 3 şeyi söyleyebiliriz,” diye anlatıyor kendini. Çantalardan elbiselere, takılardan hediyelik eşyalara pek çok parçayı bulmak mümkün. Ada kültüründe misafirliğin, hediyeleşmenin hâlâ çok yaygın olduğunu belirtiyor Yaman Alkan. Fulya Çamlıbel’in kendi tasarımlarından oluşan seramikler gerçekten görülmeye değer.

“Medarı Maişet Motoru” Sait Faik Müzesi’ne yanaştı
Burgazada’ya gelip de Sait Faik Abasıyanık Müzesi’ni ziyaret etmeden dönmek olmaz. Adaya pazartesi günü geldiğimiz için müze kapalı ama daha önceki ziyaretlerimde gördüğüm bu özel müze, ziyaretçilerine Sait Faik’in dünyasının kapılarını aralıyor. Ona bir not yazabilir, belki üstünde sözlerinin olduğu bir bez çanta alabilir ya da “Hişt Hişt” sesine kulak verip Burgaz’ın kendiliğinde kaybolabilirsiniz... Sait Faik, Yaman Bey için de çok özel bir isim. Koleksiyonundaki en değerli efemeralardan söz ederken konu yine ona geliyor: “1915’de savaş zamanı ekmek karneleri dağıtılıyor. Ekmek karnesinin böyle ufak bilet gibi de parçaları var. Kimlik bölümünde Dimitri, mesleği berber, ikametgâh Burgazada yazıyor. Sonradan keşfettim o berber Dimitri, “Medarı Maişet Motoru” adlı öyküsünün açılış sahnesindeki berber. O Dimitri’nin bende bir efemerasının olması, ona dokunmak çok enteresan.” Dolaşırken Burgazada Sait Faik İlkokulu’nun önünden geçiyoruz. İki öğretmenin görev yaptığı bu okulda 18 öğrenci eğitim görüyor. Yaman Alkan, Burgazlılar aralarında anlaşsa, bazı düzenlemeler yapılsa herkes çocuğunu buraya getirir diyor.

İyi yemeğin adresi
Burgazada’dan söz ederken Robert Schild’in “Burgazadalı Olmak Bir Ayrıcalıktır” kitabından söz ediyor Yaman Bey. Burgazlılarla söyleşilerin de yer aldığı çalışma “Burgazadası Canlı Bir Etnografik Müze” kitabının genişletilmiş bir versiyonu. Schild, bu kitapta 2000’lerden bu yana ‘üçüncü restoran evresi’ olarak tanımladıkları ‘gastronomik Burgaz’ söylencesinden söz ediyor. Burgaz’ın ‘iyi yemek yenilebilecek yer’ olarak ünlenmesine vurgu yapıyor. Barba Yani’den Ergün Pastanesi’ne, Sinem Dondurma’dan yeni mekânlara kadar Burgaz yemek gastronomi deneyimini rakı-balıktan öteye taşımış durumda. Bunun yarattığı yoğunluk ise adalıları biraz yoruyor. Yaman Alkan, yazın ada nüfusunun 10 bine çıktığını daimi nüfusunun ise iki binlerde olduğunu belirtiyor. Pandemi sayfiye birçok yer gibi Burgaz’ın da yeniden keşfedilmesine yol açmış. Pandemi öncesi bin civarında olan Burgaz nüfusu iki katına çıkmış. Üstelik başka ülkelerden gelip Burgaz’a yerleşenler de olmuş. İstanbul’a yolu düşüp Burgaz’ı çok daha erken keşfedenler de olmuş elbette. Yaman Alkan, Hollandalı sanatçı Koenraad Marinus van Lier’den bahsediyor. 2013’ten bu yana Türkiye’de yaşayan Koenraad Marinus van Lier, yaptığı çalışmalarda Burgazada’nın korunmasına da çağrıda bulunuyor. van Lier’in Madam Martha Koyu’ndaki taş enstelasyonu hâlâ hafızalarda. Yaman Alkan, onun adaya getirdiği dinamizmi şu sözlerle anlatıyor: “Madam Martha Koyu’nda taş bir estalasyon kurdu. Çok yaratıcı bir isim. Hollanda Büyükelçiliği’nde Madam Martha sahilinden topladığı geri dönüştürülmüş kırık karoları kullanarak su yolu yaptı. Böyle organik, sürdürülebilir sanat eserleri yapıyor. Her sene mayıs, haziran gibi Open Studio/Açık Stüdyo yapıp evindeki tüm eserleri satıyor. Şimdi bir de cuma pazarında tezgah kurdu. Permakültüre çok düşkün. Evinde güzel şeyler yetiştiriyor. Bir de lavanta yağları ile ilgili bir marka kurdu.” Sanatçının Instagram hesabından da pazarda satış yaptığı videoları görmek mümkün.

“2006’da yanan yerler için 50 yıl daha lazım”
Burgaz’ın çeşitliliği yalnızca insanlarla sınırlı değil tabii, Kalpazankaya’ya doğru yürürken adanın çok dilliliğinden söz ediyor Yaman Bey ve bir araştırmacının Burgazada’da pazarda 30’a yakın farklı dilin konuşulduğunu kaydettiğini belirtiyor. Bir diğer zenginlik ise adanın bitki türleri. Yaklaşık iki yıl önce yapılan Flora Çalıştayı’nda açıklanan verilere göre Burgaz’da 333 bitki türü mevcut. Aralarında endemik türlerin de bulunduğu bitkilerin ve ormanların korunması için ise Burgazada Orman Gönüllüleri Platformu ve Kuzey Ormanları Savunması temsilcileri çalışmalarını sürdürüyor. Yaman Alkan, yangın tehlikesinin altını çiziyor: “Adalarımız için en büyük tehlike yangın. Ona önlem almalıyız. 2006’da en kötüsünü biz yaşadık. Bir anda tüm ada yandı neredeyse... Adada azıcık yukarı çıktığınızda müthiş bir İstanbul, Kaşıkadası manzarası oluyor. Oradan ormana yürürdüm. Sağını solunu göremezdin. Şu an buralara baka baka yürüyorsun. O orman için herhalde bir 50 yıl daha lazım.”
Adada nerede, ne yapılır?
Yaman Alkan, sergide yer alan görselleri ve Burgaz’a dair koleksiyonunu burgazisland adlı Instagram hesabında ve blogunda meraklıları ile paylaşıyor. Bize rehberlik eden Yaman Bey’den, Burgaz’a gelecek olanlar için önerilerini alıyoruz: “Burgaz’ın tarihi okunup gelinmesini tavsiye edebilirim. Yunus Dondurma adlı seyyar bir dondurmacı var, aynısı Büyükada’da da vardır. Bir de bizim adaya gelir. Oradan bir dondurma yenebilir. Benim için olmazsa olmaz adanın etrafından tepesine doğru yürüyüş. Kalpazan tarafına sonuna kadar yürümeyi tercih ederim. İki cadde var, Gönüllü ve Mehtap. Birinden gidip diğerinden dönerek adanın köşklerini görmek isterdim. Kalpazan’da yemek yenilebilir. Yemeği çarşıda yiyecekseniz taverna gibi yerleri ya da daha sakin olan Yasemin’i tercih edebilirsiniz. Ada, balık demektir ama tercih etmeyenler için Dilek Köfte var. Canlı müzikle eğlenmeyi sevenler için Indos var. Denize girilebilir birçok noktadan. Su sporları ile ilgilenenler kano yapabilir. Elbette Sait Faik Abasıyanık Müzesi gezilebilir.”