01.02.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Son yıllarda daha sık duyulmaya başlanan ancak hâlâ yeterince tanınmayan hastalıklardan biri lipödemdir. Özellikle kadınları etkileyen bu rahatsızlık, çoğu zaman obezite ile karıştırılmakta, bu da tanı ve tedavinin gecikmesine yol açmaktadır. Oysa lipödem, yalnızca estetik bir sorun değil; kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir durumdur. Medicana Çamlıca Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Bahar Temur, lipödem hakkında bilgiler verdi…

Lipödem, yağ dokusunda inflamasyon ile ilerleyen bir metabolizma bozukluğudur. Çoğunlukla kalça, basen, uyluk ve bacaklarda anormal yağ dokusu birikimiyle karakterize, ilerleyici ve kronik bir hastalıktır. Daha nadir olarak kollarda da görülebilir. Lipödem hastalarının büyük kısmında ailede de benzer şikayetler görülür. En belirgin özelliği, yağ birikiminin simetrik olması ve genellikle ayakları etkilememesidir. Lipödem çoğunlukla kadınlarda görülür ve ergenlik, gebelik ya da menopoz gibi hormonal değişim dönemlerinde kötüleşebilir. Bu durum, hastalığın hormonal faktörlerle ilişkili olduğunu düşündürmektedir.
Bacaklarda hassasiyet ve şişlik ön plandadır
Lipödemin en sık görülen belirtileri arasında vücut alt yarısında orantısız kalınlaşma yer alır. Hastalar diyet ve egzersize rağmen özellikle bacaklarındaki yağlanmanın azalmadığını ifade eder. Bunun yanı sıra dokunmaya karşı hassasiyet, ağrı, sızı ve kolay morarma sık rastlanan şikâyetlerdir. Deri altında ele gelen şişlikler, şekil bozukluğuna neden olan yağ birikimleri oluşabilir. Uzun süre ayakta kalındığında veya gün sonunda bacaklarda ağırlık, yorgunluk ve gerginlik hissi artabilir. Bu nedenle varis hastalığıyla karıştırılabilir ve bazı hastalarda varis ve lipödem beraber olabilir. Yaz aylarında bacaklardaki şişlik artar. İlerleyen evrelerde deride sertlik, yaraların geç iyileşmesi, hareket kısıtlılığı, eklem problemleri ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş görülebilir. Hastalığa bir de lenfödem eklenirse enfeksiyonlar oluşabilir. Psikolojik etkiler de göz ardı edilmemelidir; beden algısındaki bozulmaya sosyal hayattan uzaklaşma ve özgüven kaybı sıkça eşlik eder.
Lipödem tipleri nelerdir?
Tip 1: Kalçada
Tip 2: Kalçadan dizlere kadar
Tip 3: Kalçadan ayak bileklerine kadar
Tip 4: Kollarda
Tip 5: Diz ile ayak bilekleri arasındaki bölgede yağ birikmesidir.

Diyetisyen desteği ve egzersizler olumlu etkiler
Lipödemde semptomları azaltmaya ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yönelik çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bunların başında yaşam şekli ve diyet değişiklikleri gelir. Şeker içeren rafine gıdalar, işlem görmüş yağlar, katkı maddeli besinlerden uzak durmak; daha çok bitkisel içerikli, anti-inflamatuar bir beslenme düzeni oluşturmak gereklidir. Bu konuda diyetisyen desteği önemlidir. Düzenli ve eklemlere yük bindirmeyen (yürüyüş, yüzme, pilates, bisiklet gibi) egzersizler ve kompresyon çorapları konservatif yaklaşımlar arasında yer alır. Fizik tedavi yöntemleri semptomları azaltmada büyük önem taşır. Şok dalga tedavisi (ESWT), manuel lenf drenajı, kompleks dekonjestif tedaviler, pnömatik kompresyon cihazları ve özel egzersiz programları ağrının ortadan kalkmasına, bacakların incelmesine yardımcı olur. Derin nefes egzersizleri lenf akımını desteklediği için yararlıdır. Bazı hastalarda cerrahi yöntemler, özellikle lipödem için özel olarak uygulanan liposuction teknikleri ve lazer destekli lipoliz gündeme gelebilir. Bu yöntemler, uygun hastalara uygulandığında semptomları belirgin şekilde rahatlatır ve genellikle iyileşme sağlar.
Sonuç olarak lipödem erken tanı ve doğru yaklaşımla genellikle yönetilebilen bir hastalıktır. Toplumda farkındalığın artması, hastaların yıllarca ‘diyet yapmıyor’ ya da ‘hareketsiz’ olmakla suçlanmasının önüne geçecektir. Lipödemin görünenden çok daha fazlası olduğu unutulmamalı, hastalar hem fiziksel hem de psikolojik açıdan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
Lipödem tanısında hasta öyküsü önemli
Lipödem tanısı büyük ölçüde klinik değerlendirmeye dayanır. Hastanın öyküsü, şikâyetleri ve fizik muayene tanıda temel rol oynar. Simetrik yağ dağılımı, ayakların genellikle etkilenmemesi ve ağrılı yağ dokusu tanıyı destekleyen bulgulardır. Kan testleri ya da ultrason ve manyetik rezonans (MR) gibi görüntüleme yöntemleri çoğunlukla ayırıcı tanı amacıyla kullanılır. Bu nedenle tanının, lipödem konusunda deneyimli hekimler tarafından konulması büyük önem taşır.