Geri Dön

“Dans hem seçimim hem kaderimdi”

Temmuz ayında dünyanın en ünlü, en yetenekli ve de ne yalan söyleyeyim en yakışıklı baletlerinden birini seyredeceğiz. Roberto Bolle, arkadaşlarıyla birlikte iki gala için İstanbul’da olacak. Zorlu Center sponsorluğundaki gösteriler, 20 ve 21 Temmuz’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda yapılacak.

“Dans hem seçimim hem kaderimdi”

Henüz 35 yaşında, ama malum bale başka mesleklere benzemez, muazzam bir kariyeri çoktan kurmuş bile.
Dünyaca ünlü topluluklarda, büyük prodüksiyonlarda en önemli rolleri oynayarak inşa ettiği kariyeri, hayır işleriyle paralel gidiyor. Bolle ile gösterileri öncesi geldiği İstanbul’da, kariyerinin başlangıcını, hayallerini, planlarını ve hayır işlerini konuştuk.

* Baleye küçükken televizyonda seyrederken sevdalanmışsınız, bu doğru mu?

5 yaşındayken bütün gün televizyonun karşısında dans ediyordum. Sonunda annemle babama “Bir dans okuluna gidebilir miyim?” diye sordum. Tabii klasik bale nedir, ne yapmak istiyorum hiç bilmiyordum. Sanatla haşır neşir bir aileden gelmiyorum, kimse de beni bu yola itmedi. Tek istediğim dans etmekti. Bu benim seçimim ve kaderimdi.

* Bu seçim sizi nasıl oldu da La Scala’ya kadar taşıdı?

Kolay değildi. 11 yaşındayken annem ne kadar hevesli olduğumu görünce La Scala Bale Okulu’na girmeyi denememi önerdi. Ben de seçmelere girdim ve başardım. Aslında bakarsanız benim için zor bir karardı çünkü ailemi bırakıp yalnız başına Milano’ya gitmem gerekiyordu. Çok sıkıntı çektim o dönemde.

* Nureyev’le burada tanıştınız. Sizi nasıl keşfetti?

Evet, La Scala okulunda tanıştık, 14 yaşındaydım. Beni “Venedik’te Ölüm”deki Tadzio rolüne seçti. Yeteneğimi ilk fark eden kişidir. Düşün ki, çocukluğum boyunca Nureyev idolümdü, bale dünyasının büyük efsanesi. Onunla karşılaştığım an hissettiklerimi anlatmam çok zor, o anı hiç unutmadım. Şu kadarını söyleyebilirim, balenin hayatım olacağını anladığım da işte o andır.

* Bu kadar yetenekli olduğunuzu anladığınızda kendinize güvendiniz ve rahatladınız mı yoksa muhtemel yenilgiler gözünüzü mü korkuttu?

Kariyerimin başından itibaren son derece büyük prodüksiyonlarda dans etme şansım oldu. Mesela, uluslararası yıldız Altinai Asylmuratova ile “Kuğu Gölü”nde Sigfried’i dans ettiğimde 22 yaşındaydım. Royal Albert Hall’da 70 kuğunun olduğu, çok büyük bir prodüksiyondu. Bizi Prenses Margaret ve güzel, unutulmaz Lady Diana gibi kraliyet mensupları da seyretti. O gün çok gergin olduğumu hatırlıyorum. Ama sonra gelen başarılar ve muhteşem deneyimlerden sonra daha güvenli hissettim tabii.

* Herkesin bir parçası olmak için can attığı La Scala’dan henüz 24 yaşındayken ayrıldınız. Bu riski nasıl alabildiniz?

Bir yandan risk aldığımı biliyordum, diğer yandan da kariyerim için doğru karar aldığımdan emindim. Solo kariyerim bana dünyanın en önemli bale topluluklarıyla çalışma imkanı verdi. Eğer La Scala’yı bırakmasaydım, yaşadığım o muhteşem deneyimleri kaçırmış olurdum.

* Eminim her sahneye çıkışınızda seyirci sizden en muhteşem performansınızı bekliyordur. Bu baskıyla nasıl baş ediyorsunuz?

Her sahneye çıkışımdan önce büyük bir gerilim hissediyorum. Benim için en önemlisi kesin bir konsantrasyon sağlamak. Biliyorum ki benden çok şey bekleniyor ve bunun sorumluluğunu hissediyorum. Spotların altına girdiğin an geriliyorsun, çünkü sonuçtan asla emin olamazsın. O gerginlikle baş etme yolum, kim olduğumu unutup sahneleyeceğim karaktere girmek.

“İstanbul 150 yılın bale panoramasını görecek”

* Dünyanın pek çok yerinde dans ettiniz. En iyi ilişki kurduğunuz seyirci neredeydi?

İlk kez dans ettiğim her yerde baleye olan heyecanım tazeleniyor, özel bir yer söyleyemem.

* İstanbul seyircisiyle nasıl bir buluşma yaşayacağınızı düşünüyorsunuz?

İstanbul’da ilk kez dans edeceğim, heyecanlıyım. Umarım seyirci en sevilen klasik ve modern bale repertuarından hazırladığımız performansımızı sever.

* Neler var İstanbul programınızda?

“Roberto Bolle ve Arkadaşları” galası, değişik stil ve ekolleri bir araya getiriyor. 19. ve 20’nci yüzyılın en güzel balelerinden bir panorama sergileyeceğiz. Böylece insanlar son 150 yılın bale dünyasını ve bugününü göreek.

* İstanbul’daki galalarınız Açık Kapı ve Bir Dilek Tut projeleri aracılığıyla ihtiyaç halinde çocuklara yardım sağlayacak. Bu sizi daha fazla motive ediyor mu?

Kesinlikle. Kendimi bu galanın çok çok daha fazla içinde hissediyorum.

* 1999’dan beri UNICEF iyi niyet elçisisiniz. İnsanlara yardım etmenin sizdeki karşılığı ne?

Bu çok ciddiye aldığım ve çok tatmin eden bir görev. Popülerliğimi zor durumdaki insanların hizmetine sunuyorum.

* Güzellik, yetenek, iyilik, başarı... Hepsine sahipsiniz. Ama insan ruhu doymaz. Mutluyum diyebiliyor musunuz?

Evet, çocukluğumdan beri hayalim olanları gerçekleştirdim, hatta hayallerimin ötesindekiler de oldu.

* Sürekli çalıştığınız, seyahat ettiğiniz bir hayatınız var. İçinde yetiştiğiniz kalabalık aileyi özlüyor musunuz?

Çocukları çok seviyorum ama dans çok zaman alan bir iş. Hayatımın bu döneminde dans önemli. Bir başka dönemde ise aile olacak... Gelecek planlarım arasında var.

İpek Tanrıyar'ın ilginç corona maskesi6 aylık hamile olan eski manken İpek Tanrıyar, erkek iç çamaşırdan maske yaptığı anları sosyal medya hesabından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber