Pazar‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

12.04.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:

Başta ABD Başkanı D. Trump olmak üzere son dönemlerde siyasi liderler üslupları ve öngörülemez tavırlarıyla da gündemde. Peki bu durum onların söylediklerini milyonlara aktaran çevirmenleri nasıl etkiliyor? Alanında uzman isimler yanıtlıyor

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

SEYHAN AKINCI - Son dönemlerde başta Donald Trump olmak üzere siyasi liderler çok daha görünür ve merak edilen figürler hâline geldi. Dünyadaki güncel siyasi atmosfer de devlet başkanlarının ve siyasilerin söylemlerine daha dikkatli bakmamıza neden oluyor. Bu çerçevede çevirmenler öne çıkıyor. Ülkemizde konferans çevirmeni olarak çalışanların bir araya gelmesiyle mesleğin çalışma koşullarını ve meslek ilkelerini uluslararası standartlara uygun bir şekilde geliştirmek, benimsemek ve yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla 1969’da kurulan Türkiye Konferans Tercümanları Derneği (TKTD) üyeleri öne çıkıyor. Biz de dünya gündemini belirleyen görüşmeleri aktaran isimlerden AIIC üyesi, Türkiye Konferans Tercümanları Derneği (TKTD) Başkanı ve konferans tercümanı Elif Kütük, TKTD üyesi - Virtus Çeviri kurucu ortağı Eray Dinler ve NTV Dış Haberler Editörü ve simültane tercüman Teoman Ayabakan ile çevirinin alt metnini konuştuk.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Son yıllarda özellikle Donald Trump gibi liderlerin yüksek görünürlüğü, ani çıkışları ve zaman zaman diplomatik krizlere yol açabilecek ifadeleri, çevirmenlerin rolünü daha kritik hâle getirdi. Çevirmenlik dil bilmekten çok daha fazlasını gerektiriyor. Bu durum işinizi nasıl etkiliyor?

Elif Kütük: Bizim mesleğimiz, yani konferans çevirmenliği; simultane, ardıl ve fısıltı çeviri olarak tanımladığımız üç sözlü çeviri türünde icra ediliyor. Konferans çevirmeninin görevi, en kısa ve öz tanımıyla, bir dilde ifade edilen mesajı diğer bir dile aktarmaktır. Ama bu mesaj asla yalnızca sözlerden ibaret değildir. Konuşmacının aktarmak istediği bilgiyi, bağlamı ve mesajı, taşıdığı duyguyla birlikte karşı tarafta aynı hissiyatı yaratacak şekilde iletmektir. Bununla sözcüklerin anlamını ve sözcüklerin ardındaki dünyayı, söyleyen kişi ve söylenen ortamı dikkate alarak, kültürel ögeleri de süzgeçten geçirerek aktarmayı kastediyoruz. Yaptığımız işin özü bu olunca da her iki dile son derece hakim olmanın ötesinde her iki kültüre, bir cümleyle niyetlenenin ne olduğunu gösteren sembolik ifadelere, konuşulan konuya ve söyleme de vakıf olmanız gerekiyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

Teoman Ayabakan: 20 yıldan fazladır Türk medyasında dış haber editörlüğü ve simultane tercümanlık görevlerini yürütüyorum. Bu süreçte George W. Bush’tan Barack Obama’ya, Donald Trump’tan Joe Biden’a kadar ABD siyasetine yön veren pek çok liderin kritik konuşmalarını canlı yayında izleyiciye aktardım. Ancak bugün geldiğimiz noktada simultane çeviri, sadece iki dil arasında köprü kurmanın çok ötesine geçti. Arap Baharı, Brexit süreci ve Türkiye’yi de doğrudan etkileyen küresel krizler gibi dinamik bir gündemde; sadece dile değil, o dilin arkasındaki siyasi dekora ve kavramların uluslararası sistemdeki ağırlığına da hâkim olmak gerekiyor. Özellikle Donald Trump, ‘filtresiz’ hitabeti ve öngörülemez çıkışlarıyla biz çevirmenler için ezber bozan bir figür oldu. Bu noktadaki yaklaşımım, sadece kelimeleri aktarmak değil; Trump’ın o anki ruh hâlini, vurgularını ve ifadesindeki karakteri de izleyiciye geçirebilmek. Çünkü Trump gibi bir liderin aldığı kararların zeminini anlamak, ancak onun o kendine has retoriğini ve ‘frekansını’ doğru yakalamakla mümkün oluyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

Eray Dinler: Toplumdaki algı olarak tabii ki olumsuz etkiliyor. Çünkü siyasi aktörler bizim durumumuzu biraz da siyasi manevra aracı olarak kullanabi-liyorlar. Kendi hedeflerini yakalamak için, kendi amaçlarına doğru hareket etmek için o an size acımasızca yaklaşabiliyorlar. Bir siyasi lider ya da siyasi aktör girdiği toplantıdan istediği sonucu alamayınca sizi günah keçisi ilan edebiliyor, o toplantıdaki en günahsız kişi olmanıza rağmen. Bu sadece politik görüşmelerde değil ticari müzakerelerde de oluyor. Yine taraflardan biri istediği sonuca tam ulaşamıyorsa hemen suçu çevirmene atma yoluna gidebiliyor.

Haberin Devamı

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

NASIL HAZIRLANIYORLAR?

Haberin Devamı

Daha önceden duyurusu yapılan dünyada milyonlarca insanın yakından takip ettiği canlı yayın açıklamaları öncesinde bir liderin konuşma tarzına ve o yayına nasıl hazırlanıyorsunuz?

Haberin Devamı

Elif K.: Her toplantıdan önce bizim çok sıkı bir hazırlık sürecimiz vardır. Ayrıca bir konferans çevirmeni gündemi her zaman yakından takip etmek durumundadır. Her an bir göreve çağrılabilir, kendimizi ertesi gün başka bir şehirde son derece önemli bir konunun basın toplantısında bulabiliriz. Basın toplantılarında, TV kanallarında canlı yayınlarda ve protokolle sıklıkla çalışan konferans çevirmenleri gündemi takip etmenin yanı sıra liderlerin konuşmalarına genelde kulak kabartır. Çoğumuz, sık çevirdiğimiz liderlerin kullandığı kelimeleri ve kavramları bir yere not ederiz. Ayrıca çevirisini yapacağımız kişilerin önceki konuşmalarını dinler, gündemle ilgili dile getirdiklerini tarar, konu hakkındaki görüşlerini araştırır, konuyla ilgili bilgi ediniriz.

Teoman A.: Hazırlık süreci benim için haber editörlüğü tecrübem sayesinde 7/24 devam eden bir zihinsel mesai. Ancak “Sürpriz bir açıklama gelecek” denildiğinde işin rengi değişiyor. O bilinmezlik anı kaygı ya da heyecandan ziyade, mesleki bir merak ve keyif kaynağına dönüşüyor. Dünyanın dört bir yanında yüz milyonlarca insan nefesini tutmuş o açıklamayı beklerken; o kritik bilgiyi teknik olarak dünyada ilk duyanlardan biri olmak ve saniyeler içinde kendi dilinizde izleyiciye aktarabilmek, bu zorlu mesleğin en tatmin edici taraflarından biri. Bir nevi, tarihin o anına tanıklık etmekle kalmıyor, o tanıklığın taşıyıcılığını üstleniyorsunuz.

Haberin Devamı

Eray D.: Gireceğiniz toplantıda ne konuşulacağını ana hatlarıyla bildiğiniz için genel bir hakimiyetinizin olması gerekiyor. Enerji konuları konuşulacak, Türkiye ile şu ülke arasında belirli ticari gelişmelere yönelik değerlendirmeler yapılacak gibi bazı kısa bilgilendirmeler yapılır. Sizin bu meslekte genel olarak kendinizi bilgilerle donatmanız gerekiyor. Gündemi çok iyi takip etmeniz, gerekli okumaları yapmanız gerekiyor.

‘Devlet adamı dili yerini fütursuz üsluba bıraktı’

“NET BİR KIRMIZI ÇİZGİ VAR”

Beklenmedik veya ‘diplomatik açıdan riskli’ bir ifadeyi çevirirken sorumluluğun sınırı nedir? Sansür ile editoryal müdahale arasındaki çizgi nerede başlıyor?

Elif K.: Bizler konferans çevirmenleri olarak duyduğumuz her şeyi aktarırız. Bu bizim en temel mesleki ilkelerimizden birisidir. İnisiyatif alarak herhangi bir görüş doğrultusunda çevirimize sansür uygulamamız söz konusu değildir. Ancak, editoryal müdahale olarak adlandırdığınız durumlarla biz de zaman zaman karşılaşıyoruz. Örneğin; bir kanalda canlı yayında çeviri yaparken kanalın yayınlanmasını uygun görmediği kısımlarda çeviriyi kestiği veya yayına vermediği durumlar olabiliyor. Toplantı ortamında yani konuşmacının yanında olduğumuz, o konuşmasını bitirdikten sonra çevirisini yaptığımız çeviri türünde, konuşmacının kendisi, belirli bir kısmı çevirmememizi bizden rica edebilir. Yani “müdahale” ya konuşmacının kendisinden ya da yayıncı kuruluştan gelir. Neyin duyulmayacağı, hangi mesajın yumuşatılacağı gibi konularda karar çevirmene ait değildir. Çevirmenin kendi takdiriyle, çevirdiği içeriğe sansür uygulaması gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu meslek ilkelerimizden doğruluk ilkesine de aykırı. Zaman zaman basında “çeviri krizi” veya “çeviri hatası” olarak yansıtılan durumlar olmuştur. Böyle olaylar yaşandığında TKTD olarak durumu hemen değerlendirip ilgili tarafları aydınlatmaya çalışıyoruz. Hatta bunun için hazırladığımız bir Kriz Yönetimi Kılavuzumuz var.

Teoman A.: Simültane kabinine girdiğim an, editörlük şapkamı kapıda bırakırım. Çünkü o andaki asli görevim kürsüdeki kişinin mesajını, duygusunu ve tonunu en sadık hâliyle, eksiksiz bir şekilde izleyiciye ulaştırmaktır. Burada ‘sansür’ ile ‘editoryal müdahale’ arasında bir gri alan yoktur; aksine çok net bir kırmızı çizgi vardır. Hakaret veya genel ahlak sınırlarını açıkça ihlal eden bir ifade olmadığı sürece, çeviri olduğu gibi akmak zorundadır. Bir simultane tercüman olarak benim görevim, söylenenleri yumuşatmak veya diplomatik bir kılıfa sokmak değildir. Eğer konuşmacı riskli bir ifade kullanıyorsa, o riskin diplomatik karşılığını veya doğuracağı sonuçları yansıtmak da bir nevi görevimin parçasıdır. Bu noktada herhangi bir sansür ya da editoryal müdahale söz konusu olamaz, olmamalıdır da.

Eray D.: Simultane çeviride birinin size müdahale etme şansı yok. Ancak meslekte edindiğiniz hakimiyet, görgü kuralları çerçevesinde bir kişi küfürlü bir ifade kullandıysa onu o şekilde çevirmiyorsunuz. Biri Türkiye hakkında olumsuz bir şey söylediyse onu o şekilde söylüyorsunuz. Ya da Türk tarafından biri başka bir ülke hakkında yine olumsuz bir yorumda bulunduysa bunları aynı şekilde yansıtmanız gerekiyor. Sadece sinkaflı ifadelerde kendinize otosansür uyguluyorsunuz. Çünkü çevirmenin orada yorum yapma gibi bir rolü ya da niteliği yok. Konuşmayı yapan kişinin diğer dildeki silüeti gibi düşünebilirsiniz kendinizi.

“DİPLOMASİNİN NEZAKET DOLU GRİ ALANLARI DARALDI”

Yıllar içerisinde liderlerin üslubu dönüştü mü? Bugünün liderlerini çevirmek daha zor diyebilir miyiz?

Elif K.: Her şeyde olduğu gibi zamanla insanların uslübu da değişiyor elbette. Bunda kitle iletişim araçlarındaki artan çeşitlilik, basın yayın araçlarındaki değişiklikler, teknolojik olarak kullanılan imkânlar, insanların çok daha sık, çok daha farklı mecralarda demeç verebilmeleri gibi pek çok etken var. Geçmişe göre daha zor veya daha kolay demek güç bence. Çünkü her şeyle birlikte bizler de değişiyoruz ve aynı ortamlarda bulunduğumuz için kullanılan üsluba da maruz kalarak ister istemez alışıyoruz.

Teoman A.: Kesinlikle bir dönüşümden söz edebiliriz. Eski dünyanın o tartılmış, her kelimesi diplomatik süzgeçlerden geçmiş ‘devlet adamı’ dili, yerini artık çok daha agresif, fütursuz ve doğrudan çatışmacı bir üsluba bıraktı. Diplomasinin o nezaket dolu gri alanları daralırken, liderlerin şahsi karakterleri ve anlık tepkileri ön plana çıkmaya başladı. Artık yayına girdiğimde, statik bir metni aktaracağımı değil, her an her yöne evrilebilecek dinamik bir sürece eşlik edeceğimi biliyorum. Bu da mesleki anlamda “Zorlanacak mıyım?” sorusunun yerini, “Bakalım bu kez nasıl bir sürprizle karşılaşacağız?” merakına bırakıyor. Bugünün liderlerini çevirmek daha öngörülemez ama kesinlikle çok daha canlı.

Eray D.: Kesinlikle öyle. Eskiden bir siyasi üslup vardı. Şu an Trump’ın söylediklerini 10-15 sene önce bir siyasi liderin söylemesi çok söz konusu değildi. Tabii bu çevirmenleri oldukça zorluyor diplomatik ortamlarda. Normalde büyükelçilik seviyesinde belirli bir adab, belirli kurallar vardır. Olumsuz bir şey söyleyecek olsanız ya da başka bir ülke ile alakalı bir serzenişte bulunacak olsanız bile bunu daha güzel bir üslupla ifade etmeniz gerekir ya da gerekiyordu. Ama Trump’ın gelişiyle bu teammüller de değişmeye başladı.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler