Geri Dön

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye!

Yaklaşık iki haftadır devam eden Gezi Parkı protestoları bize farkında olmadığımız ya da bir şekilde unuttuğumuz birçok şeyi gösterdi. Bunlardan biri de ne kadar zeki, komik ve yaratıcı bir toplum olduğumuz...

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye!

Geçmişte de toplumsal ve siyasal muhalefetin en güçlü silahlarından biri olan mizah, Gezi direnişinin bütün bu hengamesi içinde yine imdadımıza yetişti. Sokaktaki duvarlar ve sosyal medya birbirinden yaratıcı,
bir o kadar da komik yazı ve resimlerle doldu. Bu durumda biz de konuyu işin uzmanlarına, mizahçılara ve çizerlere danışalım istedik. Usta mizahçı Metin Üstündağ “Sokaktaki o çocuklar bizden daha komikti” diyerek özetliyor durumu. Tabii bir de sosyologlara sorduk: Biz hep bu kadar komik bir toplum muyduk?

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye

SOSYOLOGLAR NE DİYOR?

“Bu mizah patlaması toplumda bir baskı olduğunun göstergesi”

Doç. Dr. Hülya
Uğur Tanrıöver Galatasaray Üniversitesi

* İçimizde komik, esprili, zeki ve yaratıcı olanlar çoktu ama bunların sesi duyulmuyordu. “Kendileri görünmüyordu” demek bence daha doğru olur. Bugüne kadar toplumda “duyulan”, “görünür” olan sadece kurulu düzenin, geleneksel yapıların izin verdiği ifade biçimleriydi. Diğerlerinin sesi duyulmuyordu; zira ana akım medya bunlara yer vermezdi (Hâlâ da vermiyor zaten. İlk 5 günün skandal otosansürü teşhir edildikten sonra ancak ufak-tefek görünürlük oluşmaya başladı). Dolayısıyla kamu alanında bu esprileri, yaratıcı ifadeleri göremezdik. Gezi Parkı direnişi işte bu “duymadıklarımız / görmediklerimiz”le tanıştırdı bizi: Gençlerle, feministlerle, LGBTT’lerle, “çapulcular”la! Şunu da düşündürttü bize; meğer onlar ne kadar farklı, yaratıcıymış, esprili ve zekiymiş! Onların olduğu, daha çok olduğu diyemiyorum çünkü gerçekten şu an sayıları bir elin parmağını ya bulur
ya bulmaz, bir TBMM ne kadar güzel olurmuş!
* Öte yandan mizah her zaman için toplumsal ve siyasal muhalefetin en güçlü araçlarından olmuştur, özellikle de baskının
egemen olduğu ortam ve toplumlarda düşüncelerini ifade etmekte insanlar mizahtan ve baskıyı yapanların kontrol etmekte zorlanacakları iletişim biçimlerinden yararlanırlar. Bir başka deyişle bu mizah patlaması aynı zamanda da tersten okunduğunda toplumda genelleşmiş bir baskı olduğunun ve o baskıya farklı yollarla karşı çıkma iradesinin bir göstergesi.

“12 Eylül döneminde de Gırgır en çok satan dergiydi”

Prof. Dr. Ferhat Kentel
Şehir Üniversitesi

* Toplumlar, içinden geçtikleri siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel koşullara göre farklı refleksler verebilir. Şu anda da böyle otoriter bir zihniyet atmosferinde, “her şeyi ben bilirim” diye kibirli bir dil karşısında mizahı kullanarak çok anlamlı bir cevap veriyorlar. Aynı şekilde, 12 Eylül döneminde Gırgır dergisi en çok satan dergiydi, 500 binlere ulaşmıştı tirajı. Otoriter ve totaliter durumlarda mizah mücadele etmenin en önemli yollarından biri oluyor. İktidara karşı da en önemli araçlardan biri. Yeni kuşak gençlerin, homojen bir grup değil ama çoğu 90’lı, ürettiği yeni bir dil var. O dilin içinde mizah tam da bu yenilenmeyi temsil ediyor; ruhu temizleme, yüzleşme... Ama bunlar Atatürk bayrakları ile ortaya çıkanlar da değil. Hem o eski Kemalist dönemin hem de yeni, Recep Tayyip Erdoğan’ın temsil ettiği bir tür muhafazkar otoriter dilin dışında; farklı, yepyeni bir dil. Hem İslamcısını hem demokratını bir araya getiriyor.
* Mizah burada bir tür direniş, bir tür demokratik talep anlamına geliyor. Sadece mizahla değil, bazen insanlar ağlayarak da cevap verebilirler. Arabesk mesela böyle bir şeydir. İnsanlar öyle çaresizdir ki ağlarlar. Arabesk de mizah da bizdendir. Hepsi geleceğe dair bir birikim. Mesela 10 sene sonra yeni bir parti çıktığında “bu mizahın
izleri var bu yeni oluşumda” diyeceğiz. Nasıl ki AK Parti’nin oluşumunda muhtemelen arabeskin izleri vardıysa...

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye

# Tüp kaçağını çakmakla kontrol eden bir milleti, biber gazıyla korkutamazsınız.
# İstanbulu dinliyorum, gözlerim kapalı. (Biberden) / Orhan Veli
# Allah bu AKP’den razı olsun. Adamlar kimsenin yapamadığını yaptı valla. Tüm halkı birleştirdi, kardeş olduğumuzu hatırlattı.
# Bence hep beraber Davos’a gidelim
oraya gelmem demişti.
# Çocukken böcek ilaç arabasının arkasından koşan nesli biber gazıyla yıldıramazsınız!
# Fenerliyim ama yükselenim Çarşı...
# Gece uyurken işemeden yatınca, sabah adete bir TOMA oluyorum.
# Orama TOMA burama to.
# Biscolata erkeği out, Taksim gezi erkeği in...
# Halk gündüz Clark Kent, gece Supermen.
# Vali “eylemcileri tanıyoruz” demiş. Pek emin değilim. Tanısanız, severdiniz çünkü.
# “ - 28 Şubat’ta aklınız neredeydi? - Kreşteydim abi, 93’lüyüm.”
# Arkadaşlar gezi parkına çok acil limon lazım, çiğ köfte aldık limonu unutmuşuz.
# Sivil polisler bugün kandil simidi kılığına girecekmiş.
# En sevdiğim polis Memoliydi, zaten o da direnişte.
# Anlayana toma, biber, gaz. Anlamayana Tunus, Cezayir, Fas...
# Dünya’nın en kısa korku hikayesi:
“Çeşitli temaslarda bulunan başbakan,
bugün yurda dönüyor.”
# Olm alkolik çapulcular olarak girdiğimiz eylemden toplu Miraç kandili kutlayıp simit yiyerek çıkıyoruz. Bizi oyuna getirmiş olmasınlar?
# Peki ilk direnişte aşka inanır mısın?

# Ben seninle, Tomalı Hilmi’de biber gazı yeme ihtimalini sevdim.
# Düzenli bir hayatımız var artık işten Gezi’ye, Gezi’den eve...
# Arkadaşlar şu an havalimanına gül suyu sıkılıyor. Durum çok kötü. Acil yardım #direnturkiyetayyipgeliyor
# Tüm dünya fes takıp deveye binen insanlar olmadığımızı gördü. Gerçi şimdi de mide ilacıyla yüz yıkayan manyaklar diye
görüyor ama olsun.
# Yeni nesil anne: “Gaz maskeni
sıkı giyin evladım. Terli terli biber gazı yeme. Varınca da tweet at.”
# Gezi parkı tıklım tıklım, biber gazı atsan yere düşmüyor.
# Gezi Parkı’na AVM yerine açık hava kütüphanesi yaptığımızı başbakana alıştıra alıştıra söyleyelim döndüğünde.

Everybody is çapuling

“Çok açık net söylüyorum. Biz birkaç çapulcunun o meydana gelip halkımızı yanlış bilgilendirmek suretiyle tahrik etmesine pabuç bırakmayız.”
Başbakan Erdoğan’ın bu sözleriyle başladı her şey... Gezi parkı protestocularını çapulcu olarak nitelemesi yaratıcı direnişçileri anında harekete geçirdi. Bu kelime Chapulling olarak İngilizceleştirildi. Kelimeyi İngilizce’ye kazandıran yaratıcı aklın
tam olarak kim olduğu bilinmemekle birlikte İngilizce öğretmeni olan “maskeli bir göstericinin” Youtube’da yayınladığı “Çapuling (Chapulling) fiilinin İngilizce’de kullanımı” videosu sayesinde bilgilerimiz pekişti. Ayrıca her başımız sıkıştığında başvurduğumuz internet ansiklopedisi Wikipedia’nın hem Türkçe hem de İngilizce versiyonunda kendine yer buldu. “Chapulling” İngilizce sözlük Zargan’a girdi.
Henüz birkaç gün önce dilimize girmiş olan bu kelime şimdiden popüler kültürün de bir parçası haline geldi. Charlie Chaplin bile çapulcu oldu.

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye

Her dilde “çapuling”

Tıpkı direnişin kendisi gibi “çapuling” de diğer dillere yayıldı! İşte diğer dillerde çapuling:
* Fransızca: Chapulleur
* Almanca: Tschapullieren l İspanyolca: Chapullar
* İtalyanca: Chapullare
* Rusça: Chapulski
* Yunanca: Chapuliki

Mizah dergilerinin bu haftaki sayıları

Direnince çok eğlenceli oluyorsun Türkiye

Metin Üstündağ: “Sokaktaki o çocuklar bizden daha komikler”

“Türkiye’de çeşitli nedenlerle birikmiş olan basınç patladı”

Gürbüz Doğan Ekşioğlu/Çizer
* Hükümet her seçim zaferi konuşmasında ‘“Ben 70 milyonun başbakanıyım, daha ileri demokrasi” dese de iki adım ileri, bir adım geri taktiği ile her geçen gün yasakları artırdı. 12 Eylül’ü yaşamış erişkin biri olarak bu yönetim de görülen baskıyı, yasakları o dönemde görmedim, hissetmedim. Her geçen gün yeşil alanlar azalıyor, gökdelenler bir canavar gibi yavaş yavaş üzerimize geliyor, doğa yok olurken doğanın bir parçası olan insanın da yok olduğunu, tek amacın para kazanmak olduğunu zannedenler görmek istemedi.
* En son Taksim Gezi Parkı’nda konusunda başbakanın her şeyde olduğu gibi “dediğim dedik” söylemi, çevreye duyarlı olanların protesto etmesi sonucu polisin orantısız güç kullanması tüm Türkiye’de çeşitli nedenlerle birikmiş olan basıncın patlamasına yol açtı. YÖK eğitimi ile robotlaştırıldığı zannedilen gençliğin çevreye ne kadar duyarlı oldukları, özgürlüklerine ne kadar düşkün oldukları hesaplanamdı. Bu direnişte önce insan, sonra sanatçı olarak bir şeyler çizip Facebook sayfamda katkıda bulunuyorum.

“Zeka, mizah en büyük silahları”

Selçuk Demirel Çizer
* Gezi Parkı’nda başlayıp bütün ülkeye yayılan bu olayların nedeni Kars’ta yıktırılan heykelden Gezi Parkı’ndaki hunharca sökülmeye çalışılan ağaçlara, coğrafyanın yeniden düzenlenmesinden gündelik hayata yapılan müdahalelere; insanların ne içip ne içmeyeceğine, doğum kontrol hapından kaç çocuk yapılacağına... Bu liste uzar gider. İnsanların tahammül sınırlarını aştı, halkın sigortası attı.
* Yeni bir Türkiye’den söz etmekte yarar var. Bu başkaldırı çoğulcu, demokratik, vatandaşlık ve insan haklarının bilincinde bir gençlik tarafından başlatıldı ve bu gençlik bu temel yaşama haklarından taviz vermemekte kararlı. Evet bu bir halk hareketi. Biraz Fransız Mayıs 68 hareketini de andırsa da benzeri olmayan bir çıkış. Zeka, mizah, derizion en büyük silahları. Baş döndürücü güzellikte yazılar grafitiler,
resim ve videolar var. Görsel ve direkt olarak bütün dünyadan izlenen ve kayıt edilen bir hareket; iktidarların korkulu rüyası!
* Sanırım Spinoza’ya yakıştırılan bir duvar yazısı her şeyi özetliyor: “Nasıl baş edeceklerini bilemedikleri şey, şiddet dışı eylemler ve mizahtır”. Diğer
çok beğendiğim duvar yazıları
ise “Korkma la, biziz halk” ve “Benim gibi üç çocuk ister misin?” Sanat sokakta yapılıyor, orada olmayı isterdim.

“Gezi esprileri kitaplaştırılmalı”

Piyale Madra/Çizer
* Gezi parkı eylemiyle birlikte bir mizah patlaması yaşadık. Uzun süredir sessiz kalan gençlerimiz, halkımız içlerinde biriktirdiklerini mizah yoluyla patlattılar. Baskı karşısında sessiz kalmanın sonucu özgürlüğün ilan edilmesi mizah yoluyla olur hep. Biz karikatüristlerin yaptıkları onlarınkinin yanında sönük kaldı. Asıl mizahı onlar yaptı. (Bazı çirkin göndermeler ve benzetmeler yapılan duvar yazıları tabii ki konu dışı.)
* Gezi Parkı uzun zamandır
hasret kaldığımız duyguları
ortaya çıkarıp barış, beraberlik, hoşgörü ortamını bizlere yaşatıyor. Kendilerini ve dertlerini anlatan zekice yapılmış espriler de cana
can katıyor. Gezi parkı esprileri mutlaka kitaplaştırılmalı.

“Apolitik dedikleri çocuklar sokakta destan yazdılar”

Metin Üstündağ Mizah yazarı, karikatürist
* Sokaktaki o çocuklar bizden daha komikler. Bir sürü espriyi onlar uydurdu zaten. O çocuklar aynı zamanda mizah dergisi okuru, 17-24 yaş arası gençler için söylüyorum bunu. Hatta çoğu Penguen ve Uykusuz okur belki, Leman bile değil. Eskiden solcu olmak, muhalif olmak meslek gibiydi; kasan bir tarafı vardı. Önce oluyordun, sonra mücadele ediyordun. Önce teori bilmen gerekiyordu. Burada direkt pratiğe başladılar, alaylı muhalif bunlar. Dolayısıyla daha samimiler bana göre ve daha cesurlar. Eskiden şöyle bir şey vardı; “Ben böyle bir şey yapıyorum ama örgüt ne der, lider ne der?”, “Özeleştirini ver”. Bu çocuklar bunların hiçbirini bilmediği için o kadar rahatlar ki... Yıldız Savaşları maskeleri falan... Bence bütün sol ya da muhalif gruplara bu işin nasıl yapılacağını öğrettiler. Apolitik, depolitize dedikleri çocuklar destan yazdılar orada.
* Mizah hep içindeydi onların bence. Bizim ürettiğimiz şeyleri yeniden ürettiler; benim birkaç lafımı yendien yorumladılar. “Sinirlenince çok güzel oluyorsun Türkiye”nin değişik versiyonlarını gördüm duvarlarda. Sonra
“Polis abi bu kez gerçekten gözümüzü yaşarttın” vardı.
Çok umutlandım kendi adıma.
Biz de duvarda gördüğümüz yazıların çoğunu Penguen’in son sayısında kullandık.
* Önümüzdeki ay Ot dergisindeki köşelerimizi Gezi parkına uyarlayacağız. “Ne güzel komşumuzsun” köşesinde mesela oradaki büfeciler Gezi Parkı’nı anlatacak. Biz hep parktaydık zaten, geçen sayıyı bitirirken de parktaydık. Biz oradan ayrıldıkran 20 dakika sonra baskın yapıldı.

“Çok zeki insanlar vardı meydanlarda”

Serkan Altuniğne Karikatürist
* Normal zamanlarda olsa mizahın böyle olaylardan beslenmesinden bahsedebilir ama bugün maruz kaldığımız devlet şiddeti, polis şiddeti çok mizah kaldırır durumda değil. Biz de dergide başka işler yapmak zorunda kaldık. Ben mesela karikatür çizmedim, yazı yazdım. Kendi köşemi çizecek halim yoktu açıkçası, öyle bir psikolojik durumda değildim. Meydanda tanıştığım 17 yaşında bir çocuk vardı, ondan bahsettim yazımda.
* Hükümetin hâlâ gerekli mesajları almadığını düşünüyorum. Nereye gidecek bu durum bilmiyorum, dün bir arkadaşımızın öldüğünün haberi geldi Antakya’dan. Bunlar üzücü şeyler. Sadece iktidardan değil, meclisteki bütün milletvekillerinden bahsediyorum.
A partisini çıkarın B partisini koyun sonuç aynı. Toplu bir zihniyet değişimi gerekiyor.
* O kadar güzel sloganlar vardı ki duvarda, yüzlercesi... “Biberi bal eyledik, meydanları dar eyledik” diye mani yazmışlar. Bu durumda mizah yapmak kolay gibi düşünebilirsiniz ama aslında o kadar kolay değil. Çünkü çok zeki insanlar vardı meydanlarda. Onları görünce de insan kilitleniyor, “Ben şimdi ne yapacağım da bu mizahın üstüne çıkacağım?” diyor. Bu insanı hem çok eğlendiriyor hem de gururlandırıyor. Umudumu kestiğim bir dönemde oldu bu olaylar, anladım ki umudumu kesmemeliymişim.

“Şu an ne ile mizah yapılacağını bilmiyoruz”

Kaan Sezgin (Sezyum)/Mizah yazarı
* Durumun çok mizahlık bir hali kalmadı aslında. Biz mizahçılar olarak olabildiğince bu olayı anlatmaya çalışacağız. Burada bir itiraz var ve bu itiraz halk tarafından yapılıyor ve herkes için yapılıyor, herhangi bir taraf tutmadan. Türkiye’de insan gibi yaşama adına bir sürü eksiğimiz var. İnsanlar bunu ifade etmek istediler ve sonuç bu oldu maalesef. Bundan çıkartabilceğimiz birçok sonuç var. Biz çıkardık esasında ama iktidar partisinin özellikle de Başbakan’ın bunu biraz anlaması gerekiyor. Kendi kibrinde boğulmak üzere... Yaptığı açıklamalarla daha da körüklüyor durumu. Provokasyon denilen şey benim anladığım tanımıyla tam da bu.
* Durumu gerçekten çözmek için sivrisinekleri öldürmeye çalışmamalı, bataklığı kurutmalıyız. Başbakanın arkasında olduğunu söyleyen insanları, hep beraber daha iyi bir yaşamın olacağına ikna etmeliyiz. Bu gelişen hareket herkesin iyiliği için olacak.
* Mizah bundan sonra kendi diliyle bu olanları anlatmaya çalışacak ama şu an için bir kriz durumu var. Şu anda sadece insanlara bunu aktarmakla mükellefiz gibi geliyor bana. Neyle mizah yapabileceğini de bilmiyorsunuz ki... Başbakanın “Bir-iki kadeh içki içen de alkoliktir” açıklaması üzerine daha saçmasapan ne söylenebilir ki... Birisi bana lütfen açıklasın.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber