16.08.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Tip 2 diyabet ve obezite, milyonlarca kişinin yaşamını etkileyen en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Uzmanlar, ilaç ve yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kan şekeri kontrolü sağlanamayan uygun hastalarda metabolik cerrahinin önemli bir tedavi seçeneği sunduğunu belirtiyor. Doğru hasta seçimiyle uygulanan cerrahi sonrasında birçok hastada insülin ihtiyacı azalabiliyor, diyabet kontrolü belirgin şekilde iyileşebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, metabolik cerrahiyle diyabet tedavisi hakkında bilgi verdi.
Uluslararası Diyabet Federasyonu verilerine göre dünya genelinde 2025 yılı itibarıyla 500 milyondan fazla kişi diyabetle yaşıyor. Türkiye'de ise yaklaşık 9,6 milyon kişiyi etkileyen hastalık, yetişkin nüfusta yüzde 16,5'lik görülme oranıyla Avrupa'nın en yüksek seviyeleri arasında yer alıyor. Buna obezitenin de eklenmesi, kalp-damar hastalıklarından böbrek yetmezliğine kadar pek çok ciddi sağlık sorununa zemin hazırlıyor. Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, özellikle Tip 2 diyabet ve metabolik sendromu bulunan uygun hastalarda metabolik cerrahinin yalnızca kilo kaybını değil, metabolik dengenin yeniden düzenlenmesini de hedeflediğini söyledi.
Amaç sadece kilo vermek değil
Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, "Vücut kitle indeksi 35'in üzerinde olan ve diyabet, hipertansiyon ya da yüksek kolesterol gibi metabolik hastalıkları bulunan uygun hastalarda metabolik cerrahinin temel hedefi yalnızca kilo kaybı değildir. Asıl amaç, metabolizmayı düzenleyerek diyabet kontrolüne katkı sağlamaktır," dedi. Son yıllarda diyabet tedavisinde sıkça gündeme gelen GLP-1 hormonunun metabolik cerrahide de önemli bir rol üstlendiğini belirten Prof. Dr. Eyüboğlu, ameliyatın bağırsak hormonlarının doğal işleyişini destekleyerek pankreasın daha etkin çalışmasına katkı sağladığını ifade etti.
Metabolik cerrahinin kişiye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Eyüboğlu, “Ameliyat öncesinde pankreas rezervi, C-peptit düzeyi ve hastanın genel sağlık durumu ayrıntılı olarak değerlendirilir. Doğru hasta seçimi tedavinin en önemli basamağıdır. Uygun kriterleri karşılayan hastalarda metabolik cerrahiyle Tip 2 diyabette yüksek oranda başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Bunun yanında hipertansiyon ve diğer metabolik problemlerde de olumlu gelişmeler görülebilmektedir” şeklinde konuştu.
İştah azalıyor, kilo kontrolü kolaylaşıyor
Metabolik cerrahinin iştahı artıran ghrelin hormonunu azaltırken tokluk hissini düzenleyen mekanizmaları desteklediğini belirten Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, kalıcı başarının cerrahi tedavinin yanı sıra sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve yaşam tarzı değişiklikleriyle mümkün olduğunu söyledi. Beslenmede pek çok kişinin yalnızca kalori miktarını düşündüğünü ifade eden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Beslenme düzeni yalnızca alınan kalori miktarından ibaret değildir. Öğün sıklığı, porsiyon büyüklüğü, gece yeme alışkanlığı, şekerli içecek tüketimi ve yüksek kalorili besinlere yönelim de değerlendirmeye dâhil edilmelidir. Yeterli protein, vitamin, mineral ve sıvı alımı genel sağlık açısından önem taşır. Kısıtlayıcı ve sürdürülemeyen diyetler, kısa dönemde kilo kaybı sağlasa da uzun vadede yeniden kilo alımına veya beslenme eksikliklerine yol açabilir. Bu nedenle beslenme planının kişinin yaşam koşullarına, sağlık durumuna ve günlük alışkanlıklarına göre düzenlenmesi gerekir. Bunun yanında bu tür cerrahiler olsun ya da olmasın fiziksel aktivite önemlidir. Fiziksel aktivite, kilo kontrolünün yanı sıra kan şekeri dengesi, kas gücü, kalp sağlığı ve günlük hareket kapasitesi üzerinde de etkili olabilir. Günlük yürüyüş, kas gücünü destekleyen hareketler ve kişinin sürdürebileceği aktiviteler tedavi planının bir parçası hâline getirilebilir” dedi.