12.07.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - “Manuela”sından “Rosalinda”ya Latin Amerika’nın pembe dizileri girdi hayatımıza önce. Ardından Amerikan gençlik dizileri fethetti kalplerimizi. “Dawson’s Creek”ten “Gilmore Girls”e her birimizin favorisi başka bir hikâyeydi. Derken prime time kışağında sadece ülkemizde değil dünyada da fenomen olacak TV dizileri ekranı sardı.
“Binbir Gece”den “Aşk-ı Memnu”ya tekrarları bile izlenme rekorları kıran yapımlar şimdi yepyeni bir formata evriliyor. Son yılların gözde formatı dikey diziler izlenme rekorları kırıyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) koordinasyonunda yürütülen Go Türkiye mini dizi projelerinin dünya çapında 4,4 milyar izlenme rakamına ulaşması ‘küçük’ bir fikir verebilir. Peki bu yepyeni ve yeni olduğu kadar iddialı dizi evreninde neler oluyor, gelecekte dikey diziler mi izleyeceğiz? Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümü Öğr. Üyesi Doç. Dr. Pınar Aslan, İki Dakika Creative House Ceo’su Özden Bal, PeekShort kurucusu Ferhat Çelen ve yönetmen Mustafa Kotan’a sorduk.

Kanal D'nin milyonları ekrana kitleyen dizileri dshortsdikeydizi hesabında yayınlanıyor
■ Dikey dizi formatı son yıllarda yükselişte. Bu formatın yükselişinin altında neler var?
Özden Bal: Bu yükselişin arkasında tamamen değişen mobil yaşam alışkanlıkları ve yeni dünyanın ritim ekonomisinin olduğunu düşünüyorum. Bugün Türkiye’de günlük mobil ekran süresi 7,5 saati aşıyor ve kullanıcıların yüzde 94’ü telefonlarını dikey tutuyor. İnsanlar artık yoğun günlük tempo içinde saatlerce süren içerikler yerine metroda, kahve sırasında ya da kısa bir mola anında tüketebilecekleri hızlı ve merak uyandırıcı içerikler arıyor. Küresel ölçekte son yıllarda yüzde 3 bin büyüme kaydeden bu pazar, artık sosyal medya trendi olmanın ötesinde yeni bir ekran kültürü.

Ferhat Çelen: Bu yükselişi sadece ekranı 90 derece yan çevirmek gibi teknik bir trend olarak görmek eksik olur. Temelde iki büyük dinamik var: Dikkat ekonomisindeki daralma ve yeni nesil nöropsikolojik izleme alışkanlıkları. İnsanların artık uzun, 60-120 dakikalık dizilere odaklanacak vakti veya zihinsel enerjisi kalmadı. Artık izleyicinin uzun mekân tanıtımlarına veya yavaş açılan karakter hikâyelerine ayıracak vakti yok. Hikâyeye tam ortasından girmek ve ilk iki saniyede o vurucu “kancayı” atmak zorundayız. Buna artan abonelik maliyetlerinin getirdiği yorgunluğu da eklediğimizde, dikey diziler tam bu boşluğu doldurup, izleyiciye o anlık tatmin ve kaçış hissini doğrudan veren çok güçlü bir alternatif olarak ortaya çıkıyor.
■ Dikey dizilerin hedef kitlesi kimlerden oluşuyor? Kuşaklar arasında belirgin farklar görüyor musunuz?
Özden B.: Şu an en büyük izleyici grubu 25-45 yaş arası kişilerden oluşuyor. Yüzde 70 oranında kadın ağırlıklı bir hedef kitle söz konusu ancak kuşaklar arası net bir refleks farkı var. Z ve Y kuşağı mobil cihazı artık birincil ekranı olarak görüyor ve içerikleri yüzde 85 oranında dikey tüketiyor. Z kuşağı sadece pasif seyirci değil; yorum yapıyor, remiksliyor ve içeriği hızla yayarak trendleri belirliyor. 30-40 yaş arası ise dikey formata hızla adapte olurken daha çok dramatik ve romantik kurguları takip etmeyi tercih ediyor.
Ferhat Ç.: Sektörün dışında genellikle “Bunu sadece kısa dikkat süresine sahip Z kuşağı izliyor” gibi bir yanılgı var ancak kendi gözlemlerimiz ve global veriler tam aksini söylüyor. Bizim asıl çekirdek izleyici kitlemiz, yoğun bir tempoda çalışan, kısıtlı boş vakti olan 25-35 yaş arası kesim. Kuşaklar arası fark ise kendini en çok “izleme motivasyonunda” belli ediyor. Genç kuşaklar bunu günlük streslerinden anlık bir mola vermek ve dikey formatın getirdiği o yakınlık hissi sayesinde, ekrandaki karakterlerle doğrudan bir bağ kurmak için tüketiyor. Ancak asıl şaşırtıcı olan, 40 yaş üstü kitledeki muazzam patlama. Orta yaş ve üzeri izleyiciler, bu formattaki yoğun duygusal hikâyeleri ve oluşan dijital komüniteleri, sosyalleşmek ve yalnızlık hissini kırmak için bir araç olarak kullanıyor. Yani gençler için bir “kaçış” olan bu format, ileri yaş grubu için yeni bir “sosyal bağ kurma” aracı.

■ Dikey dizilerin kültürel üretim ve tüketim alışkanlıkları üzerindeki uzun vadeli etkileri neler olabilir?
Özden B.: Uzun vadede sinema ve televizyonun kurallarını kökten değiştirebilir. Bizim tanımımızla “7,5. Sanat” disiplini inşa ediliyor. Kültürel üretimde hikâyeler artık 120 dakikalara göre değil cep telefonlarının doğal oranı olan 9:16’ya göre ve saniyeler içinde karar veren dijital dikkat eşiğine uygun üretiliyor. Tüketim tarafında ise eski usul seyirci kavramı bitiyor; yerine içerikle birlikte yaşayan, onu sosyal medyada yeniden üreten aktif katılımcılar geliyor. Bu durum, Türkiye gibi dizi ihracatçısı ülkeleri mobil çağın küresel içerik üssü hâline getirecek diye düşünüyorum.

Ferhat Ç.: Bu format, hem sektörün mutfağını hem de izleyicinin ekran karşısındaki davranışlarını geri dönülemez şekilde değiştiriyor. Üretim tarafında geleneksel sinemanın kuralları baştan yazılıyor. Yatay ekranın o geniş mekân hissini tamamen kesip attığımızda, izleyiciyle karakterin yüzü arasında sadece 30-40 santimetrelik bir mesafe kalıyor. Bu kadar dar ve klostrofobik bir çerçevede yapılacak en ufak abartılı bir jest, izleyicide inandırıcılığı anında bozar. İşte dikey ekranın bu fiziksel gerçekliği, uzun vadede “dikey oyunculuk” denen disiplini ehlileştirecek; büyük hareketler tamamen yerini milimetrik göz temaslarına ve mikro-mimiklere bırakmak zorunda kalacak. Senaryolar da artık statik değil; izleyicinin hangi saniyede koptuğunu gösteren anlık veriler ve yapay zekâ yardımıyla, hikâyeler âdeta seyirciyle interaktif bir şekilde, gerçek zamanlı kurgulanıyor. Tüketim alışkanlıklarına baktığımızda ise izleme eylemi bambaşka bir boyuta geçiyor. Eskiden dizi izlemek belirli bir mekâna ve zamana yayılan bir ritüelken; bugün asansörde, otobüs beklerken veya kısa bir kahve molasında yapılan bir mikro-maratona dönüştü. Kısacası yazarın, algoritmanın ve izleyicinin sınırlarının kalktığı, yepyeni ve çok daha hızlı bir tüketim kültürüne evriliyoruz.

Doç. Dr. Pınar Aslan: Markalaşma sürecine olumlu etki edecek
Dikey dizi formatının yükselişte olmasının sebeplerinden biri tabii ki cep telefonu kullanmamız. Ekran süreleri uzadıkça ve sosyal medya mecralarındaki içerik tüketim tercihlerimiz değiştikçe eğlence sektörü yeni alternatiflerle bizlere içerik sunuyor. Dikey diziler de bu alternatiflerden biri. Örtülü veya açık şekilde çok fazla reklama maruz kaldığımız bir çağda direkt reklam artık itici gelebiliyor. Bu nedenle Go Türkiye’nin çekici destinasyonlar ve hayranlık duyulan oyuncular aracılığıyla yaptığı tanıtımı etkili buluyorum. Türkiye’nin ve Türk dizilerinin markalaşma sürecine de olumlu etkisi olacağını düşünüyorum. Dikey dizi formatının öncelikli etkisinin dizileri hızlandırmak ve hatta kısaltmak olacağını düşünüyorum. Özellikle Türk dizileri eğer genç kuşaklar tarafından daha çok izlenmek istiyorsa bu formata biraz olsun yaklaşmak gereğini hissedebilir. Dünyanın çeşitli ülkelerinde milyonlar tarafından takip edilen Türk dizilerinin bu tür popüler bir format veya eğilim için tamamen değişmesinden bahsetmiyorum tabii ki. Burada öncelik kısa vadeli çözümlerden kaçınarak stratejik düşünmek ve dikey diziler gibi bundan sonraki yenilikleri de yenilikçi iş birliği fırsatları olarak değerlendirmek.

Mustafa Kotan (Yönetmen): Bu format kalıcı bir anlatım biçimi
■ Dikey format, yönetmenlik anlayışınızı nasıl etkiliyor?
Yeni formatlar denemek her zaman mesleğimi bir adım öne taşıyor. Kendimi bu alanda daha özgür ve daha cesur hissedebiliyorum. Bu kadar kısa zamanda bir sürü hikâye anlatabilmek mutlu ediyor.
■ Sizce bu format kalıcı bir anlatım biçimi mi yoksa geçici bir trend mi?
Bence kalıcı bir anlatım biçimi. Yeni dünyada sosyal medya insanların hayatında bu kadar yer tutuyorken kesinlikle geçici bir trend olamaz. Sahip oldukları platformlar değişebilir ama izledikleri formatlar değişmez.
■ Oyunculuk performansında geleneksel dizilere göre farklı beklentileriniz oluyor mu?
Hayır oyunculukla ilgili farklı bir beklentim yok. Sadece kamera açılarından dolayı oyuncuya set öncesi iyice anlatılması gerekiyor.
■ Bir yanda AI diğer yanda dönüşen formatlar gelecekte yönetmenlik yapmanın hayalini kuran gençlere neler tavsiye edersiniz?
Kesinlikle cesur olmalarını tavsiye ederim. Yeni bir işe girerken korkmamaları gerekiyor. Eski dönemlerdeki gibi yönetmenlik yapmak için birilerine ihtiyacınız olmayabilir. Biraz uğraşırlarsa tek başlarına bir sürü yol gidebilirler.