14.12.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
Prof. Dr. Ahmet Fırat - Erişkin kalça displazisi, kalça ekleminin yetişkinlik döneminde normal anatomik uyumunu kaybetmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Çoğunlukla çocukluk döneminde fark edilmeyen kalça çıkığı veya kalçanın yetersiz gelişimi sonucunda yıllar içinde ilerleyerek belirti verir. Bu durum eklemde ağrı, hareket kısıtlılığı, fonksiyon kaybı ve erken yaşta kireçlenme (osteoartrit) gelişimine yol açabilir. Kalça eklemi, uyluk kemiği başı (femur başı) ile leğen kemiğindeki yuva (asetabulum) arasındaki uyum sayesinde stabilite kazanır. Normalde asetabulum femur başını yeterli biçimde sarar. Displazide ise asetabulumun sığ olması nedeniyle femur başı yeterince desteklenemez. Bu uyumsuzluk zamanla kıkırdak aşınmasına, labrum hasarına ve eklem biyomekaniğinin bozulmasına neden olur.
Risk faktörleri
Hastaların büyük bölümü genç yetişkinlik dönemine kadar belirti göstermez. Aşırı fiziksel aktivite, yoğun spor, uzun yürüyüşler veya travma sonrası ağrı ve hareket kısıtlılığı belirginleşebilir. Görülebilecek bulgular şöyle özetlenebilir:
Tanı
Tanıda ilk aşama hastanın öyküsünün alınması ve fizik muayenedir. Ardından görüntüleme yöntemleri devreye girer:
Röntgen (Grafi): Kalça ekleminin temel yapısının değerlendirilmesinde ilk ve en önemli görüntüleme yöntemidir. Pelvis ve kalça grafilerinde yapılan ölçümlerle displazinin derecesi sınırda, hafif ya da aşikâr olarak belirlenir. Bu sınıflama tedavi yaklaşımı için kritik önem taşır.
Manyetik Rezonans (MR): Yumuşak doku, labrum ve kıkırdak kalitesinin değerlendirilmesini sağlar. Displazi hastalarında labrum yırtıkları ve kıkırdak hasarı sıklıkla görüldüğü için MR erken tanıda ve eklem koruyucu cerrahilerin planlanmasında önemlidir.
Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kemik yapıların üç boyutlu olarak incelenmesine olanak tanır. Özellikle cerrahi planlama yapılacak hastalarda eklemin mekaniğini doğru değerlendirmek için tercih edilir.
Tedavi seçenekleri
Tedavi planı hastanın yaşı, şikâyetleri, aktivite düzeyi ve eklem hasarının boyutuna göre belirlenir. Amaç ağrıyı azaltmak, günlük yaşam aktivitelerini iyileştirmek ve eklemdeki bozulmayı durdurmaktır. Zamanında tedavi edilmeyen displazi, kıkırdak kaybının hızla ilerlemesine ve sonunda protez gereksinimine yol açabilir.
Konservatif (Cerrahi Dışı) tedavi: Ağrı kesici ilaçlar, eklem içi enjeksiyonlar, fizik tedavi ve özel egzersiz programları ile kas gücü artırılır ve eklem yükü azaltılır. Genellikle ilk başvurulan tedavi yöntemidir ancak yapısal bozukluğu düzeltmediği için orta-ileri düzey displazide etkisi sınırlı olabilir. Hastaların yakın takibi, tedaviye verilen yanıtın düzenli değerlendirilmesi önemlidir.
Cerrahi tedavi
Kalça artroskopisi: Kapalı yöntemle eklem içine girilerek labrum yırtıkları onarılabilir, kıkırdak hasarı tedavi edilebilir ve kapsül sıkılaştırılabilir. Sınırda displazisi olan hastalarda tek başına; ileri displazide ise kemik düzeltme ameliyatları ile birlikte uygulanır. Son yıllarda olumlu sonuçları nedeniyle sıklığı artmaktadır.
Periasetabular osteotomi (PAO – Ganz Osteotomisi): Erişkin kalça displazisinde temel eklem koruyucu cerrahidir. Asetabulum çevresindeki kemik özel tekniklerle kesilerek kalça yuvası yeniden yönlendirilir ve femur başı örtülür. Böylece yük dağılımı düzelir, kıkırdak korunur ve ileride protez gereksinimi geciktirilir.
Kalça protezi (Total Kalça Artroplastisi): Eklem kireçlenmesinin ileri düzeyde olduğu, ağrının artık günlük yaşamı ciddi şekilde etkilediği hastalarda uygulanır. Eklem tamamen yapay protez ile değiştirilir. Genellikle diğer eklem koruyucu tedavilerin mümkün olmadığı veya başarısız olduğu durumlarda son seçenek olarak tercih edilir.
Erişkin kalça displazisi, erken teşhis ve uygun tedaviyle yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabilecek bir rahatsızlıktır. Özellikle kalça ağrısı, yürüme güçlüğü veya topallama gibi şikayetleriniz varsa, bir ortopedi uzmanına başvurmanız faydalı olacaktır. Unutmayın, ‘Erken teşhis eklem kurtarır!’