12.10.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
PINAR AKTAŞ
PINAR AKTAŞ - Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Türkiye Ofisi, Türkiye’nin başarılı sporcularından, A Milli Kadın Voleybol Takımı Kaptanı Eda Erdem’i İyi Niyet Elçisi olarak atadı. 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü öncesinde gerçekleşen bu özel iş birliği, kadınların ve kız çocuklarının liderlik rollerini güçlendirmeyi ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama hedefine katkı sunmayı hedefliyor. UN Women İyi Niyet Elçisi olarak Eda Erdem, her kız çocuğunun, her alanda, birer lider olabileceklerini gösteren güçlü bir rol model olacak ve genç kadınların karar alma süreçlerine tam ve eşit katılımını destekleyecek politikaların ve uygulamaların savunuculuğunu üstlenecek. Erdem, Türkiye’yi ve BM Kadın Birimi’ni uluslararası platformlarda temsil ederek bu alanlardaki sesin daha güçlü duyulmasına katkı sağlayacak. “Bizim Sesimiz. Bizim Gücümüz,” diyerek kız çocuklarının ve kadınların liderliğine çağrı yapan Eda Erdem, UN Women’ın küresel medya birliği Media Compact üyesi Milliyet’e konuştu.

Küçük bir kız çocuğuyken hayalleriniz neydi? Voleybol yolculuğunuz nasıl başladı?
Aslında her şey biraz da tesadüfen başladı. Kalabalık bir ailede büyüdüm. Enerjik bir çocuktum. Okulun en uzun boylu kızlarındandım. Futbola, basketbola hep ilgim vardı. Hatta basketbol seçmelerine katılacaktım ama o gün hastalandım ve gidemedim. Sonra okula tarama için geldiler ve voleybol ile tanıştım. Bugün bulunduğum noktadan geriye dönüp baktığımda, voleybolun beni seçtiğini düşünüyorum.
Voleybola ilk adım attığınızda liderlik özelliğiniz nasıl ortaya çıktı?
O yaşlarda çok konuşmayı sevmeyen, içine kapanık görünen çocuklardan birisiydim aslında. Voleybol oynamaya başlayınca, her geçen gün bu oyunda daha iyi olduğumu keşfettikçe özgüvenim arttı. Takım içerisinde zamanla sorumluluk almayı, takımı toparlamayı, arkadaşlarımı dinlemeyi, herkesle ilgilenmeyi sevdiğimi fark ettim. Sonra bu doğal olarak liderliğe dönüştü.
Bir kadın olarak hayatta zorluk yaşadığınız alanlar var mı? Bu zorlukları aşmak için neler yaptınız?
Beni mental olarak yoran, zorlayan şeyler elbette oluyor ama “pes ettim” dediğim bir an hatırlamıyorum. Ben voleybol oynamayı, voleybol ile insanlarla buluşmayı çok seviyorum. Yaşadıklarımdan sonra geldiğim noktada artık o zorluğu kendime yeni bir tecrübe olarak görüyor ve sonunda daha güçlenerek çıkmaktan keyif alıyorum.
Bir kadın olarak hayatta zorluk yaşadığınız alanlar var mı? Varsa bu zorlukları aşmak için neler yaptınız?
Elbette karşılaştığım tümsekler oluyor. Hayatta yaptığım en iyi şeyi buldum ve her gün daha iyi olmak için çalışıyorum. Yaptığınız işi en iyi şekilde yapmak için çabaladığınızda o tümsekler de yolculuğun bir parçası oluyor. Zorlukları aşmak için vazgeçmemek gerekiyor.
Kariyerinizde kadın olmanın size yüklediği ek sorumluluklar oldu mu?
Evet, elbette oldu. Sadece sahadaki oyunumuzla değil, saha dışındaki duruşumuzla da örnek olmamız bekleniyor. Genç kızlara umut olmak, onları spora teşvik etmek, topluma güçlü kadınlar kazandırmak gibi bir misyonumuz da var. Bu, omuzlarımızda kıymetli bir sorumluluk, aynı zamanda da büyük bir onur.
Liderlik yolunda ‘kadın’ kimliğinizin sizi daha görünür kıldığı veya zorladığı anlar yaşadınız mı?
Aslında her ikisi de. Kadın lider olarak görünürlük artıyor ama o görünürlüğün altında büyük bir baskı da oluyor. Ama bunların beni geri çekmesine izin vermedim. Her zaman güçlü kaldım.
Bir takım kaptanında en önemli liderlik özelliği nedir?
Belki de en önemlisi, örnek olabilmek. Kriz anlarında soğukkanlı kalabilmek. Herkese güven vermek, gerektiği yerde sorumluluk almak. Pozitif enerjinin başarıya büyük katkısı olduğuna inanıyorum.
Kadın sporcuların birbirlerine destek olması sizce ne kadar önemli?
Her şeyden önemli aslında. Sahada birbirimize destek vermezsek, zaten başarı gelmez. Ama saha dışındaki destek de çok önemli. Birimizin başarısı diğerine ilham oluyor; birbirimize omuz veriyoruz. O yüzden, kadın sporcular arasında dayanışma, sadece bir lüks değil, zorunluluk. Bu sayede hem sahadaki performansımız artar hem de spor dünyasında eşitlik için sesimiz daha gür çıkar. Birlikte olmak ve engelleri birlikte aşmak zorundayız.
Takım arkadaşlarınıza güven aşılamak için hangi yöntemleri kullanıyorsunuz?
Her zaman güvenilir birisi olmaya çalışırım. Sahada elinden geleni yapan, vazgeçmeyen, tek odağı gelişmek ve kazanmak olan sporcu profilini korumaya özen gösteririm. Sorun olduğunda o konuda çözüm için adım atmak da önemli.
Kadın sporcuların Türkiye’de daha çok liderlik rolü üstlenebilmesi için ne yapılmalı?
Altyapıdan itibaren kız çocuklarına eşit imkânlar sunulmalı. Kadın sporcuların görünürlüğü artmalı. Medyada daha çok yer bulmalıyız. Kulüpler, federasyonlar daha vizyoner adımlar atmalı. Sporda yönetici konumunda daha çok kadın görmeliyiz. Kadın yöneticilerle daha eşitlikçi spor politikaları üretebiliriz.
Genç kadın sporculara liderlik konusunda ne tavsiye edersiniz?
Disiplinli ve çalışkan olun. Saha içinde de saha dışında da örnek olun. Herkese karşı adil olun. Takım arkadaşlarınıza saygı duyun ve saygı kazanın. Ve kendinize inanın. İnsanlar size inansın istiyorsanız ilk olarak kendiniz inanmalısınız.

“Kadınlar hak olan eşitliği talep etmeli”
Takım ruhu ile kadınların dayanışması arasında nasıl bir bağ görüyorsunuz?
Takım ruhunun özü dayanışmadır. Güçlü ve yetenekli kadınların bir araya geldiğinde başarabileceklerini gösterebildiğimiz için toplumda karşılık bulduğumuzu düşünüyorum. Bu karşılığı hayatın içine yayabilmek, kadın dayanışmasının gelişimine katkıda bulunmak için çabalıyoruz.
Kadınların liderliğe ve karar alma mekanizmalarına katılımı toplumun ilerlemesi için neden kritik?
Kadınların sorumluluk alması çeşitlilik kazandırır, farklı bakış açıları, empati yetenekleri kararların kalitesini artırır. Toplumun yarısını oluşturan kadınlar olmadan verilen her karar aslında kısmen eksiktir. Ekonomik ve sosyal gelişme için katılım artırılmalıdır. Eşitlikçi çözümler, ancak kadınların sesleri eşit şekilde duyulduğunda ortaya çıkabilir.
Bugün sadece sporun değil, iş dünyasının ve siyasetin de daha fazla kadın lidere ihtiyacı var. Sizce kadınların liderliğinin önündeki en büyük engel nedir? Bu konuda topluma vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?
Kadınların bakış açısı, empatisi ve çözüm üretme becerisi farklı bir zenginlik kazandırıyor. Önyargılar en büyük engel diyebilirim. Cinsiyetleri değil, yetenekleri sorguladığımızda bu engeller kalkacak. Birlikte, birbirimize destek olarak ilerleyebiliriz. Kadınlar seslerini duyurabilimeli. Hak olan eşitliği talep etmeli. Mücadele hiçbir zaman sona ermeyecek. Sporda başardıklarımın bugün karşılık bulduğu anlamların gururunu taşıyorum, ben yapabildiysem sizler de kendi alanlarınızda yapabilirsiniz.
UN Women Türkiye İyi Niyet Elçisi olarak yeni rolünüzde, kadınların liderliğini güçlendirmek için hangi konularda farkındalık yaratmak istiyorsunuz?
Genç kızların spor ve liderlik alanında cesaretlendirilmesi, fırsat eşitliği, medyada ve toplumda pozitif örnek olan kadınların görünürlüğünün artırılması benim için önemli. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin okullarda, kulüplerde, federasyonlarda uygulanması konularında; ayrıca mentorluk ve kaynak erişimi konusunda projeler geliştirilmesi için de katkı sağlamak istiyorum. Kadınların liderliği ve karar alma süreçlerine tam ve eşit katılımı, kadınlara yönelik şiddetle mücadele, kadınların ekonomik güçlenmesi ve spor yoluyla kız çocuklarının güçlenmesi gibi birçok alanda Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ile kamuoyunda farkındalık yaratacak çalışmalar yapacağız.
“Her kız çocuğu sesini duyurabilmeli”
Saha dışında, özellikle genç kızların sizi rol model alması size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?
Dev bir sorumluluk diyebilirim. Bugün geldiğim noktada; binlerce genç kıza “Sen de yapabilirsin,” demek. Onların bana bakıp hayal kurması, kendine inanması… Bu her şeyden daha kıymetli. Ama devam ettirebilmek de büyük bir sorumluluğu beraberinde getiriyor. Aynı zamanda onlara istediklerini yapabilecekleri alanları, fırsatları ve güvenli ortamları sağlamamız gerekiyor. Ben sahada kaptanlık yapıyorum ama her kız çocuğu kendi hayatının kaptanı olabilir; haklarını, hayallerini ve geleceğini sahiplenebilir. Her kız çocuğu sesini duyurabilmeli, geleceğini seçebilmeli, özgürlüğünü sahiplenebilmeli ve potansiyelini güvenli bir ortamda gerçekleştirme fırsatını yakalayabilmeli.
Bir kadın sporcu olarak karşılaştığınız toplumsal cinsiyet önyargıları nelerdi? Bu önyargıları nasıl aştınız?
Bir kadın sporcu olarak geçmişte yaşadığım önyargılar oldu tabii. Mesela makyaj yaparak sahaya çıkıyoruz. Kötü performans ortaya koyduğumuzda bazıları hemen buradan eleştiriye başlıyor: “Sahaya bakmıyor, saçına, makyajına bakıyor” gibi. Ya da sayı aldığımda duygularımı yoğun yaşıyorum, bunu da ‘abartılı sevinç’ diye yorumlayanlar oluyordu. Ama umursamadım, umursamıyorum. Hiçbir zaman kendim olmaktan vazgeçmedim. Ben buyum, işimi tutkuyla yapıyorum ve kendi kimliğimle var oluyorum. İnsanların önyargılarını emeğiniz ve karakteriniz yıkıp geçiyor.