07.06.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” oyununu konuşmak üzere bir araya geldiğimizde her birimizin kafasının ‘karışık’ olduğunu anlamıştık. O karışıklığın getirdiği yakınlıktan olsa gerek o günden beri iletişim hâlindeyiz. Onlarınkiyse ne zaman başladığını unutacakları kadar eski bir arkadaşlık. Özellikle tiyatro sahnesinden tanıdığımız Elit Andaç Çam ve Kazım Semih Varol’dan söz ediyorum. Yer aldıkları ortak projelerde izlemiş ya da sosyal medyada takip hâlindeyseniz arkadaşlıklarının ne kadar organik olduğunu fark etmişsinizdir. 8 Haziran En İyi Arkadaşlar Günü’nü fırsat bildik ve bir arada çok eğlenen ikili ile arkadaşlık üzerine sohbet ettik.
Nasıl tanıştığınızı hatırlıyor musunuz? Tanışır tanışmaz hemen kaynaştınız mı yoksa zaman mı aldı birbirinize ısınmanız?
Semih Varol: Nasıl tanıştığımızı tam hatırlamıyorum, galiba bir oyun çıkışıydı Elit o zamanlar “80’lerde Lubunya Olmak” oynuyordu, ben de Emek Sahnesi’nde onu izlemeye gitmiştim. Ama yok, hatırladım biz ikincikat’ta tanışmıştık ve Elit beni oyununa davet etmişti, ikincikat tiyatroda “Fü” oyununun ekibindeydim. Oyunlardan birinin çıkışında ekip kutlamasında tanışmıştık sonra beni oyununa davet etti ordan sonra da kurtulamadım!
Elit Andaç Çam: Açıkçası bende öyle tam bir tanışma anı yok, hani ilk görüşte aşk gibi bir durum yok dostluğumuzda ama sanki hep birlikte tiyatro yapıyormuşuz gibi bir his, ikimiz de aynı yere, sahneye aitmişiz, aynı tiyatronun insanıymışız gibi hissediyorum.

“Fiskos” arkadaşların birlikte yapmayı en sevdiği şeylerden biridir… Siz çekiştirir misiniz birilerini?
Semih V.: Biz fiskos yapıyor muyuz ya? En son kimi konuştuk diye düşünüyorum valla bulamadım. Genelde ben dertli bir tipim hep beni konuşmaktan hafif şeyler yaşamaya vaktimiz kalmıyor. Çoğunluka “Şimdi de bu oldu” diye arıyorum ya da buluşuyoruz. Özellikle bu dönemim o anlamda biraz karışık.
Elit A. Ç.: Ben de fiskos diye tanımlamam yaptığımız şeyi. ‘Analiz’ demeyi tercih ederim! Bir de gerçekten kendimizin dedikodusunu yapmaktan başkasına pek fırsat kalmıyor olabilir. İkimiz de çuvaldızı kendine batıran tipleriz, o yüzden sık sık kendimizi masaya yatırıp neşter vuruyoruz.
İyi arkadaşlığın yazılı olmayan kurallarından biri de küsmektir. Siz hiç küstünüz mü ya da kolay barışır mısınız?
Semih V.: Biz hiç küsmedik ama ben çok kolay barışırım. Çünkü; güven, sevgi, sadakat gibi bir sürü zor şeyi hallettikten sonra yakın arkadaş olabiliyorsun affetmek ya da özür dilemek ne ki? Ahlaki bir hata yoksa affetmek de zor değildir. Ne olacak hepimiz bir sürü dangalakça şey yapabiliriz yaşamak öyle bişey zaten, burdan da herkese sesleniyorum affedin be canım üç günlük dünya.
Elit A. Ç.: Semih çoğumuzun aksine kırgınlıklarını öfkeye çevirmeyen ve çabucak affedebilen bir çocuk. Kırıldığında kırmak zorunda hissetmez hiç, hem de hiç. Ben bu özelliğini hayranlıkla izlerim senelerdir, müthiş bir şey. Bazen canı drama çektiğinde zorlanabiliyorum. Ya da çatışmadan kaçındığı için sorunlarımızı konuşamıyoruz bazen ama genel olarak küsmek çok zor Semih’le. Tam aksine sevmek çok kolay Semih’i. Şeytan tüyü olan bir çocuk zaten, temas ettiği herkesi tavlayıverir.

Arkadaşlığınızı nasıl tanımlarsınız?
Semih V.: Bu dostluğun tanımı benim için koşulsuz kabul ve güven. Elit ne yaparsa yapsın elinden tutarım ve onun da benim her koşulda yanımda olacağını bilirim. Bir de ben zor biriyimdir; dalgın, unutkan, zaman zaman huysuz, kendini sabote eden... Biri beni severken çok zorlanabilir, o yüzden beni sevdiğin için teşekkür ederim Elitcim.
Elit A. Ç.: Arkadaşlığımızı nasıl tanımlarım bilmiyorum ama iyi ki var diyorum.
Arkadaş olarak aynı projede yer almak avantaj mı dezavantaj mı?
Semih V.: Aynı projede ben hiç zorlandığımızı hatırlamıyorum, beraber bir oyun bile yönettik hatta, fikir ayrılıklarında ikimizde ikna edilebilir insanlar olduğumuz için belki de.
Elit A. Ç.: Evet, Semih’le birlikte çalışmak çok keyifli, tabii ki avantaj o yüzden. Birlikte daha uzun soluklu bir şeylerin hayalini kuruyorum açıkçası.

Elit Andaç Çam ve Semih Varol “Bütün Kadınların Kafası Karışıktır” oyununda birlikte sahnedeydi.
Özellikle 30’lu yaşlar arkadaş edinmenin güçleştiği dönemler birçoğumuz için. Bu açıdan arkadaş kalabilmek de çok önemli. Arkadaşlığınızı sürdürmek için çaba sarf ettiğinizi düşündüğünüz dönemler oldu mu?
Semih V.: Arkadaşlığı sürdürmek için çaba sarf etmek doğru bir şey değil gibi, iyi şeyler çabasız kendiliğinden olur ve zorlamanın da hayırlı olduğuna inanmıyorum. Hele ki arkadaşlık gibi son derece menfaatsiz yol arkadaşlıklarında zorlama değil de özveri olmalı. Ben daha dağınık zihinli biri olduğum için zaman zaman özverisiz gözükebilirim ama değilimdir, Elit belki de içimi bildiğinden arkadaşlığımız çabasız ama birbirini gözeten bir dostluk bizimkisi.
Elit A. Ç.: Ben de Semih’e göre daha çabuk sinirlenebilen biriyim ve tahammülsüz olabiliyorum ama pitir pitir atlıyoruz bence böyle sorunların üzerinden. Yeni arkadaş edinmekle ilgili de daha açık olmamız gerektiğine inanıyorum bu arada. Eski ama köhne ve zehirli arkadaşlıklarda diretmektense, yenilerine yer açmak ve bu yaştan sonra da birilerini merak edip hayatına katabilmek taze tutar bence insanı.
Peki, kolayca arkadaşlık kurabilenlerden misiniz yoksa “eski arkadaşlarım bana yeter” diyenlerden mi?
Semih V.: Beni koy bir yere oradan hemen 10 kişiyle çıkarım. Arkadaş olabilmek benim için inanılmaz kolaydır, bir de DEBH’li olduğum için yeniye karşı aşırı yüksek ilgi ve merak duyuyorum dopamin ve hiper odaklanmam devreye giriyor bu da beni hep ortamlarım yıldızı hâline getirir sosyal pilim bitene kadar.
Elit A. Ç.: Yüzde yüz doğru. Semih pili bitene kadar tam bir sosyal kelebek, bitince de koşarak yorganının altına koşar. Müthiş dengesiz enerjisi. Benim daha dengeli tabii daha normal bir insan olduğum için! Az önce söylediğm gibi ben de kıymetli buluyorum yeniye açık olmayı. Mesleğimiz gereği de bu böyle sanırım her projede, mümkünse tabii yeni ve gerçek bağlar kuruyoruz. Ya da kurabilsek iyi olur diyeyim. Eskileri de seviyorum tabii şimdi o kadar yeni meraklısı görünmek istemem.
“Semih’in narkoz kafasına tanıklık etmek gerçek bir ayrıcalık”
En unutamadığınız anınız nedir?
Semih V.: Benimle geçirilen herhangi bir gün zaten unutulmazdır desem! Sanırım benim bir ayrılığımdan sonra gittiğimiz Kaş tatilimizde şifa arayışım yüzünden bulduğumuz bir şifacıyla ilginç bir deneyimimiz olmuştu o anı unutulmaz ve komik gelir bana.
Elit A. Ç.: Ay o şifacı anımız inanılmaz. Bir de yine o tatilde çok eğlendiğimiz, âdeta Kaş’ı ele geçirdiğimiz bir gece var, sanırım onu söyleyebilirim. Ya da Semih’i kolonoskopiye götürdüğüm gün de olabilir. Semih’in narkoz kafasına tanıklık etmek gerçek bir ayrıcalık ve şahane bir deneyim.
İyi de tatil arkadaşlarısınız, bugüne kadar yaptığınız tatiller arasında favori tatiliniz hangisi, neden?
Semih V.: Ben bütün tatillerimizi çok seviyorum, genelde tatil yapmak çok sevdiğim yerlerde, çok sevdiğim insanlarla olmak demek bu yüzden gittiğim her yere çok yakınlarımı dahil etmeye çalışırım. Bu yüzden Elit’le birçok tatil anımız var içinden birini seçmek çok zor geliyor şimdi ama galiba Bademli’de teknede uyuduğumuz seyahatimiz. Herkes fırtınada, yağmurda ıslanmıştı Elit hariç. O çok güzeldi her şeyiyle.
Elit A. Ç.: Ben de hiçbir tatilimizi ayıramıyorum şu an. Anamur, Kıbrıs, Bakü, Bademli, Bodrum, Kaş... Hepsinde ayrı ayrı çok özel anlarımız var, sevdiğimiz diğer dostlarımızla birlikte tabii.
“Adil olmak konusundaki çabasına hayranım”
Birbirinizde en sevdiğiniz ve en çok eleştirdiğiniz yönleriniz neler?
Semih V.: Elit’in ellerine ve yeteneğine bayılıyorum. Muazzam bir ahlakı var, dürüst olmak konusunda olaylara baktığı yerler çoğu insanın aklına gelmez. Adil olmak konusundaki çabasına hayranımdır. Bir de çok akıllı, benden akıllı olması canımı sıkıyor biraz ama bunu da çok seviyorum. Yemek yapmasından hiç hoşlanmam çünkü beceremiyor... Hele hazırlarken onu izlemek sinir krizi geçirtiyor bana. Elit her şeyi hayattan zaman çalarak yapıyor gibi o kadar yavaş hazırlar ki bir de iyi yapabilse bu konudaki beceriksizliği tad kaçırıyor. Bir yere gideceksek buluşma saatini hep bir saat geç söylerim. Yalana sürüklüyor beni!
Elit A. Ç.: Semih’in vicdanına, içinden taşarak akan, coşan sevgiye ve tutarsız enerjisine bayılıyorum. Dünyanın en komik insanı ayrıca. Kafasının bambaşka bir çalışma şekli var. Cin gibi bir çocuk, hani durgun aklın tam zıttı, şıkır şıkır bir zihin. Ama bazen bambaşka bir gerçeklikte çalışıyor aklı, o durumlarda sinirlendiriyor beni. Hani gitgide şişerek yeryüzünden uzaklaşan, ayakları yerden kesilmiş bir balona dönüşüyor sanki o, ben de “Aşağı in, aşağı in, yere bas artık!” diye çırpınıyor gibi hissediyorum. Hiç söz dinlemeyen, acılı drama queen uçan balon hâline genelde sinirleniyorum diyebilirim.