Geri Dön

Eserlerimizden haberimiz yok

Bugün Dünya Kültür Mirası Listesi’nde sadece 15 eserimiz varsa bu Anadolu’daki diğer yüzlerce eserden dünyanın değil, bizim haberimiz olmadığındandır

Eserlerimizden  haberimiz yok

Merhaba dostlar; Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO, Dünya Kültür Komitesi
40. Toplantısı’nı bu yıl 10-20 Temmuz tarihleri arasında İstanbul’da yapıyor. Dünya genelinde 1.031 kültürel miras UNESCO’nun koruma listesinde bulunuyor ve 48 adet kültürel miras sunan Çin listenin en başında yer alıyor. Oysa
12 bin yıllık kadim kültürel derinliğe sahip Anadolu sadece 15 mimari eserle listede. Sırasıyla Efes Antik Şehri, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri, Kapadokya, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifa, İstanbul’da Tarihi Yarımada içindeki eserler, Hitit başkenti Hattuşa, Nemrut Dağı tanrı heykelleri ve milli park içinde kalan diğer eserler, Hierapolis Antik Kenti ve travertenler, Likya-Ksantos Antik Kenti, Safranbolu, Selimiye Camii, Çatalhöyük neolotik yerleşkesi, Cumalıkızık köyü ve Bergama Antik Kenti.

Değerli dostlar; yüzlerce kültürel mirasa sahipken bu denli az miktarda eserle Dünya Kültür Mirası Listesi’nde bulunmayı çeyrek yüzyıldan beri Anadolu üzerinde çalışan biri olarak hüzün verici ve düşündürücü buluyorum. Çünkü yeryüzünün hiçbir coğrafyası Anadolu ile kültürel miras sayısı ve bu eserlerin biçim ve içerikleriyle boy ölçüşemez.

Özümseyip korumalıyız

Anadolu coğrafyası her bir köşesinden yıpranmış bir halıya benzer. Ve malum, bir halıyı kıymetli kılan eskiliği ve üzerindeki desenleridir. Anadolu hem çok eski hem de üzerindeki yüzlerce motif olarak adlandırabileceğimiz kültürel miras eserleri ile eşsiz bir kültür coğrafyasıdır. Malumunuz kültür millidir; medeniyet ise milletlerarasıdır. Dünya genelinde sadece bazı yerler medeniyet kavramı ile belirir. Yunan medeniyeti, Mezopotamya medeniyeti, Uzakdoğu medeniyeti gibi. Yalnızca biz Anadolulular “Anadolu medeniyetleri” diye medeniyet kavramını çoğul kullanabiliyoruz.

Bu denli derin kültürel tarihin binlerce yıldan bugüne kadar vermiş olduğu ürünleri daha da önemli kılan Anadolu’nun sadece bir veya birkaç bölgesinde değil, her yerinde paleolitik dönemden başlayarak neolotik dönem, Hitit, Urartu, Karya, Kilikya, helenistik dönem, Roma, erken Hıristiyanlık, Selçuklu, Osmanlı ve Erken Cumhuriyet dönemine ait eserler bazen yan yana bazen ise birkaç dakikalık aralıklarla serpiştirilmiştir.

Bu durumda Anadolu’yu yurt edinmiş tüm halkların Anadolu’da yaptıkları eserleri günümüz Anadolu’sunda yaşamakta olan herkes tanımalı, özümsemeli ve korumalıdır. Dünya kültür mirasına sunmak elbette gurur vericidir ancak önceliğimiz bu eserleri bütünüyle korumaktır.

Anadolu gerek edebi portreleri ile gerekse tüm sanatsal çeşitliliği ile dünya kültür tarihi sürecinde dünyanın zaman zaman önder kara parçası olmuştur.

Kıymetlerini bilmeliyiz

Kanımca günümüz Anadoluluları bizden önce bu topraklarda Anadolu’ya hayat vermiş tüm hemşerilerimize karşı mahcuptur. Bugün Dünya Kültür Mirası Listesi’nde sadece 15 eserimiz var ise bu Anadolu’daki diğer yüzlerce eserden dünyanın değil, bizim haberimiz olmadığından dolayıdır. Güneşin bahçesi, denizin yüreği, cennet bahçesi Anadolu’yu tanımak için Homeros’un “Odysseia” ve “İlyada” adlı eserlerini okullarımızda okutmalıyız; Mevlana’yı tanımak için “Mesnevi”yi, Heredot’u, Diyojen’i, Yunus Emre’yi, Pir Sultan Abdal’ı, Şeyh Bedrettin’i, Tales’i, Heraklitos’u, Ezop’u, şair Nigar’ı ve yüzlerce Anadolulu kadim dostu eğitim-öğretim müfredatına alarak kıymetlerince bilmeliyiz.

Şayet topyekun bu portreleri bizim hemşerilerimiz olarak iyiden iyiye tanımış ve anlamış olsaydık onların bizzat veya dolaylı yollardan katkıları olarak yapılan antik tiyatroları, hamamları, köprüleri, surları, tapınakları, kiliseleri, sinagogları, camileri ve birçok irili ufaklı eseri günümüze kadar korumuş olurduk.

Değerli dostlar; Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda büyük ihtimalle Anadolu’nun gökkubbesi olan Kars’a 45 km mesafede bulunan Ani şehri listeye dahil edilecek. Umarım tüm yayınlarda Ani Harabeleri olarak tarif edilen bu olağanüstü tarihi yerleşim alanına artık kimse harabe demez. 11. yüzyıl dünyasının en önemli ticari, dini ve askeri şehirlerinden birisi olan Ani’yi günümüzde kitaplarda dahi harabe olarak ifadelendirmek söylemeye çalıştığım kültür tarihi kopukluğunun en belirgin örneklerinden birisidir. Umarım Ani, hak ettiği ilgiyi bundan sonra görmeye başlar.

Kültürel kimliğimizi yeniden oluşturabilmek için ayışığına muhtacız. Selene’ye merhaba...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber