04.10.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
Transboundary and Emerging Diseases dergisinde yayımlanan çalışmada, köpek ve kedilerden elde edilen Klebsiella pneumoniae bakterilerinin genetik özellikleri küresel ölçekte incelendi. Araştırmada canlı hayvanlar üzerinde yeni bir örnekleme yapılmadı; veritabanlarından elde edilen genom kayıtları analiz edildi.
İngiltere’deki Bournemouth Üniversitesi Yaşam ve Çevre Bilimleri Bölümü, Poole Hospital/University Hospitals Dorset ve Imperial College London’dan araştırmacıların yürüttüğü çalışmada toplam 712 köpek ve kedi kaynaklı bakteri genomu değerlendirildi. Bunların 567’si köpek, 145’i kedi kaynaklıydı. Bu genomlar 25 ülkeden geliyordu. Araştırmacılar ayrıca karşılaştırma amacıyla 88 ülkeden 38 bin 106 insan kaynaklı K. pneumoniae genomunu inceledi. Sonuçlar dikkat çekiciydi. Köpek ve kedilerden elde edilen bakteriler 263 farklı genetik soy tipine ayrılırken, bunların yüzde 87,2’sinin insanlarda da görülen soy tipleriyle örtüştüğü belirlendi. Özellikle ST307, ST11, ST15 ve ST147 gibi uluslararası ölçekte yüksek risk taşıyan dirençli bakteri soyları hem insanlarda hem de evcil hayvanlarda bulundu.
Antibiyotik direnci açısından da önemli bulgular elde edildi. 706 bakterinin yüzde 42,9’unda genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (ESBL), yüzde 13,9’unda ise karbapenemaz direnç genleri bulundu. Bu iki direnç mekanizmasından en az birini taşıyanların oranı yüzde 48,9’du. Kedilerden elde edilen örneklerde çoklu ilaç direnci oranı köpeklere göre daha yüksek bulundu: Kedilerde yüzde 80, köpeklerde yüzde 56,3. Araştırmacılara göre sonuçlar, antibiyotik direnciyle mücadelede yalnızca hastanelerinin değil, veteriner kliniklerinin ve evcil hayvanların da izlenmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü aynı dirençli bakteri soyları insan, köpek ve kediler arasında ortak bir biyolojik ekosistemin parçası olabilir.