01.03.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - İnme, beyin kanaması, travmatik beyin hasarı ve omurilik yaralanmaları sonrası hastanın hareketle ilgili geleceğini belirleyen en önemli unsur erken ve yoğun rehabilitasyon olarak biliniyor. Özellikle ağır nörolojik hasarı olan hastalarda ‘yatarak rehabilitasyon programı’ ve ‘robotik rehabilitasyon uygulamaları’ iyileşme sürecinin temelini oluşturuyor. Medicana Ataköy Hastanesi Fizik, Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Mustafa Aziz Yıldırım, yatarak rehabilitasyon süreci hakkında bilgi verdi…
İnme; beynin bir bölgesine giden kan akımının kesilmesi ya da beyin kanaması sonucu oluşuyor ve bunun en sık nedenleri arasında damar tıkanıklığı ve kanama yer alıyor. Bu tablo, ani gelişen kol-bacak güçsüzlüğü, konuşma bozukluğu, denge kaybı ve bilinç değişikliği gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Beyin kanaması, travmatik beyin hasarında da durum benzer olabiliyor. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Aziz Yıldırım, “Beyin hasar sonrası yeniden öğrenebilir. Ancak bunu sağlayabilmek için doğru zamanda, yeterli yoğunlukta ve disiplinli bir program gerekir” derken, “Özellikle ilk aylar altın dönemdir. Bu süreçte uygulanan yoğun rehabilitasyon, hastanın bağımsızlık düzeyini doğrudan etkiler” şeklinde konuştu.
Planlı ve yoğun terapi süreçleri gerekebilir
Bu tür durumlarda yatarak rehabilitasyon programlarının fayda gösterebileceğine değinen Doç. Dr. Mustafa Aziz Yıldırım, robotik destekli yöntemler hakkında şunları anlattı:
“Yatarak rehabilitasyon, haftada birkaç seanslık tedaviden çok daha kapsamlı ve yoğun bir modeldir. Hastalar günde ortalama 4–5 saatlik planlı ve yoğun terapi programına alınır. Bu sistemde, hastalar bir tedaviyi tamamladıktan sonra diğerine geçmeden önce dinlenme fırsatı bulur. Günlük program; fizyoterapi, ergoterapi ve robotik rehabilitasyon seanslarını içerir. Robotik uygulamaların yanı sıra, fizyoterapist eşliğinde manuel terapi çalışmaları yapılır. Bu programlarda hastaya 24 saat tıbbi gözetim sağlanır. Ek dahili problemler geliştiğinde ilgili branşlardan anında konsültasyon istenir ve tedavi gecikmeden başlanır. Diyetisyen tarafından da hastaya özel beslenme programı planlanır. Yani yatarak rehabilitasyonda multidisipliner bir tedavi süreci işler.”

Yürümeye robotik dokunuş
Normal ve sağlıklı bir yaşama en yakın fonksiyonel düzeye ulaşabilmek için, hastalık sonrası dönemde gecikmeden planlanan bütüncül bir fizik tedavi ve rehabilitasyon programının önem taşıdığına dikkat çeken Doç. Dr. Mustafa Aziz Yıldırım, “Rehabilitasyon sürecine robotik uygulamaların dahil edilmesi ise tedavinin verimliliğini etkileyen, bilimsel olarak desteklenen yaklaşımlar arasında yer alır. Bu nedenle mümkün olan en erken dönemde bir merkeze başvurulması önerilir. Robotik yürüme sistemleri ve kol-el robotları sayesinde hastalar yüksek tekrar sayısına ulaşabilir. Bu tekrarlar, beynin yeniden öğrenme sürecini hızlandırır. Ancak robotik sistemler tek başına değildir. Günlük program içinde robotik uygulamalar, birebir manuel fizyoterapi ile desteklenir. Böylece hem teknoloji hem de uzman dokunuş bir arada kullanılır” dedi.
Amaç hastayı bağımsız hâle getirmek
Rehabilitasyon sürecinde ağrı ve kas sertliğinin önemli engeller oluşturabileceğini kaydeden Doç. Dr. Mustafa Aziz Yıldırım, “Bu nedenle hastaya uygun fizik tedavi cihazları kullanılır. Gerekli durumlarda ultrasonografi eşliğinde hedefe yönelik enjeksiyon uygulamaları yapılır. Bu sayede hastanın etkin bir tedavi süreci geçirmesi amaçlanır. Ayrıca amaç hastayı yalnızca hareket ettirmek değil; onu yeniden bağımsız hâle getirmek olur. Erken dönemde başlanan, günde 4–5 saatlik yoğun yatarak rehabilitasyon ve robotik destekli programlar, hastaların yaşam kalitesinde iyileşmeler sağlar. Felç bir son değil. Doğru yoğunlukta ve multidisipliner bir yaklaşımla başlanan rehabilitasyon süreci birçok hasta için yeni bir başlangıç olabilir” şeklinde görüş verdi.