PazarFeriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

31.05.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:

“Cumhuriyet’in Güzelleri: 1929-1933 Arası Güzellik Yarışmalarında Milli İdeoloji ve Asri Kadın” adlı çalışmaya imza atan Işıl Kandolu, “Keriman Halis’in dünya kraliçesi olması ülkede büyük sevinç yaratmış ve yeni kurulan cumhuriyetin batılı ülkelerle eşit olduğuna dair önemli bir gösterge olmuş” diyor

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

Seyhan Akıncı - Bazen karşısına geçtiğimiz aynalardan, bazen jüri üyelerinden ve artık takipçilerimizden bize güzel olduğumuzu söylemelerini istiyoruz. Bu bireysel gibi görünen arzunun temelinde bugün olduğu gibi tarih boyunca hep bir ideoloji ve ‘pazar’ arayışı vardı. Işıl Kandolu’nun İletişim Yayınları’ndan çıkan “Cumhuriyet’in Güzelleri” 1929-1933 Arası Güzellik Yarışmalarında Milli İdeoloji ve Asri Kadın alt başlıklı çalışması erken Cumhuriyet döneminin “asri kadın” ideasına odaklanıyor. “Çalışmam yalnızca kadın ve güzellik meselesine odaklanmıyor. Dönemin ekonomisini, entelektüel dünyasını ve iktidarın kadın bedeni üzerinden kurmaya çalıştığı düşünsel propagandayı da inceliyor. Öte yandan yarışmaya katılan kadınları yalnızca birer nesne olarak değil, kendi hayatlarının failleri olarak ele alıyorum” diyen Kandolu ile Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanıyor ve güzellik kraliçelerinin etrafında şekillenen döneme bakıyoruz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

Kitabınızda dönemin Cumhuriyet gazetesinde önce “En güzel Türk kadını kimdir? Beynelmilel güzeller arasında Türkiye güzeli neden temsil edilmesin? başlıklı yazıya ve aynı gazetede yer alan “Güzeller sizi milli vazifenizi ifaya davet ediyoruz: Her Türk güzeli yarışmaya girmeyi bir borç bilmelidir” çağrısının yer aldığı habere değiniyorsunuz. Güzellik yarışmalarını da Cumhuriyet’in “Yeni vatan yeni sosyete” inşası olarak mı okumalıyız?

Haberlerimizi Google’da Takip Edin
En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Googleüzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Osmanlı’da aristokrat kökenli sosyetenin yerini, İttihatçıların ve cumhuriyetin kurmaya çalıştığı Müslüman ve Türk yeni burjuva sınıfının, bürokratların parçası olduğu bir sosyetenin aldığı anlaşılıyor. Milliyetçi projenin yaptığı bu çağrıya kadınlar milli vazifelerini ifa etmek için davet ediliyor, gayrimüslim ve Müslüman sıradan kadınlar güzellik yarışmalarına başvursa da yarışmanın kazananlarının dönemin iktidar çevresine, sosyetesine yakın bürokrat ya da iş insanı “babaların” kızları olduğunu görüyoruz. Burada İttihat ve Terakki’den devralınan bir “sosyete” var. İlginç bir biçimde yine de yurt dışında Türkiye’nin kraliçelerine, aristokrat sınıftan gelen sosyetenin parçası Mısırlı prenseslerin sahip çıktığını söyleyebiliriz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Dönemin kadınlarında nasıl bir karşılık buluyor bu yarışmalar? Kadının varoluşunu anlamaya götürdüğünü söyleyebilir miyiz görüntü olarak öne çıkarılmasının?

Haberin Devamı

Onlar için heyecan vericiydi her şeyden önce. 1933 güzeli Nazire Hanım ile yaptığım sözlü tarih çalışmasından en ön plana çıkan duygular yurt dışında yaşadığı balolardan duyduğu ve farklı insanlarla tanışmanın getirdiği keyifti. Uluslararası yarışmalara katılan kadınlarla vatandaşlar nasıl özdeşlik kuruyorlarsa dönem kadınları da güzellerle özdeşlik kurmuş görünüyor. Bir dönem her evde Keriman Halis’in fotoğrafı ya da kraliçelerin fotoğrafları mutlaka vardı. Gayrimüslim ve Müslüman kadınlar yarışmaya katılmak için fotoğraflarını Cumhuriyet gazetesine gönderdiler. Kadınlar o salonda olmayı, jürinin önüne çıkmayı gerçekten arzuluyordu. 1930’da 14 bin tirajı olan Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği yarışmaya katılan Mübeccel Namık’ın fotoğrafının 1789 oy aldığını düşünürsek insanların bu yarışmalara oldukça ilgi gösterdiğini düşünebiliriz. Baloların, cazbantların renkli dünyası, görünür olma, sınıf atlama, zengin bir taliple evlenme, yurt dışını ücretsiz gezme, ünlülerle tanışma ve ünlü olma şansı kadınların ilgisini çekmiş görünüyor. Gazetede görünür olmanın onlara cesaret verdiğini düşünüyorum. Bunun Batılı kız kardeşleri gibi erkek ve kadının eşit olduğu bir hayatı yaşayabileceklerine dair bir inancı telkin ettiğini düşünebiliriz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

Anladığımız kadarıyla güzellik yarışmaları kamuoyu tarafından ilgiyle takip ediliyor. İncelediğiniz dönemde en çarpıcı ya da dikkat çekici güzellik yarışması olayı neydi?

Haberin Devamı

Bence en çarpıcı olay ilkokul öğretmeni Naşide Saffet’in kraliçe seçilmesi. Bir ilkokul öğretmeninin güzellik yarışmasına katılması, endamını balodaki seyirciye göstermesi muhafazakarları oldukça rahatsız etmiş görünüyor. Kendi anılarında, kraliçe seçilmesi üzerine kopan bu fırtınayı anlayamadığını ifade etmiş. Naşide Saffet yurt dışındaki yarışmaya katıldığı zaman Milli Eğitim Bakanlığı tarafından izinli sayılmamış ve bu yüzden de öğretmenlikten atılmış. Yazdığı anıları oldukça çarpıcı.

Haberin Devamı

“En çarpıcı olay ilkokul öğretmeni Naşide Saffet’in kraliçe seçilmesi”

Tarihimizde Dünya Güzeli Keriman Halis’in ayrı bir yeri var. O dönemki coşkuyu ve bu derecenin dönem kadınları üzerindeki etkisini anlatır mısınız?

Keriman Halis’in dünya kraliçesi olması ülkede büyük sevinç yaratmış ve yeni kurulan cumhuriyetin batılı ülkelerle eşit olduğuna dair önemli bir gösterge olmuş. Bunun akabinde Türkiye, Milletler Cemiyeti ailesine kabul ediliyor. Kraliçenin fotoğrafını vitrine koyan fotoğrafhanelerin önünde izdiham yaşanmış. Ankara’da ise Halis’in kraliçe olmasını kutlayan kadınlar, duygulanıp ağlamışlar... Keriman Hanım’a şiirler yazılmış, hatta bu şiirler bestelenmiş. Feminist yazar Hayganuş Mark’ın çıkardığı Hay Gin dergisine yaptığı ziyaret sırasında Pangaltı’da bulunan gazetenin önüne halk yoğun ilgi göstererek toplanmış. Bir Çerkez kadınının Türk Güzeli seçilmesi de ayrı bir tartışma yaratmış.

Haberin Devamı

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

Diğer yandan feminist yazarların tepkilerini de ilk o dönemlerde görmeye başlıyoruz sanırım…

Feminist yazarlardan güzellik yarışmalarına açıktan bir eleştiri göremiyoruz. Feminist Hayganuş Mark, Sabiha Sertel ya da Nezihe Muhittin yarışmalara net bir eleştiri getirmemişler. Kadınların erkeklerle siyasi eşitlik mücadelesinin öne çıktığı bu dönemde devletin beden politikalarının eleştirisi geride kalmış. Feminist kadınlar modernist cumhuriyetin kadınlara yönelik eşitlik politikalarını desteklemiş ve güzellik yarışmalarını bu çerçevede algılamış. Sabiha Sertel dergisinde dönemin baskın güzellik anlayışını; yarışmaların Avrupa merkezli güzellik algısını üçüncü dünyadan katılan güzellerin fotoğraflarını basarak eleştirmiş.

“Batılı tarzı olan kadınlar kraliçe seçiliyor”

Peki dönemin güzellik kriterleri olarak neler öne çıkıyor? Güzel dendiğinde nasıl bir görüntü çıkıyor karşımıza?

Bu kriterler çok tartışılmış. Esmer mi yoksa sarışın mı? Makyajlı mı yoksa sade mi? Kısa saçlı mı yoksa uzun saçlı mı? Okumuş mu yoksa okumamış mı? Ev kızı mı yoksa işte çalışan bir kadın mı? Gazetelerde 1930’lu yılların güzellik algısına, asri kadına dair dönemin kadın ve erkek münevverleriyle yapılmış bir sürü yazı dizisi var. Her ülkenin kendi güzellik algısı da var. Örneğin Almanlar için kaslı, sağlıklı ve sarışın biri güzel. Bu dönemde genelde dil bilen, spor yapan, sağlıklı, asri yani batılı bir tarzı olan kadınların kraliçe seçildiğini, güzel addedildiğini söyleyebiliriz. 1930 güzeli Mübeccel Namık oldukça kilolu ama Avrupalı gibi sarışın renkli gözlü ve kısa saçlı... Keriman Halis ise zayıf, uzun boylu ve vücut ölçüleri oldukça orantılı. Nazire Hanım’ı ise oryantal güzel olarak tanımlamışlar. Kendisi vücut ölçülerinin tahta bir alette test edildiğinden bahsetmişti. Ama güzellerden en çok istenen “namuslu” olmaları.

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

“Lümpenleşen yarışmalara  Mustafa Kemal izin vermiyor”

1933’te ne oldu da 1950’ye kadar bir daha güzellik yarışması düzenlenmedi?

1933’teki güzellik kraliçesi seçiminde büyük bir kıyamet kopmuş. İktidar çevresine yakın olduğu düşünülen Nazire Hanım’ın seçilmesi, seçimlerle ilgili şaibe yaratmış ve tepki çekmiş. 1933 yılı otoriter rejimlerin güçlendiği bir dönem. Almanya ve İtalya gibi ülkeler yarışmalara katılmama kararı alıyor. Bu iklimden Türkiye de etkilenmiş ve tahmin ediyoruz ki lümpenleşen yarışmaların düzenlenmesine Mustafa Kemal artık izin vermiyor. Bir de Batı’ya, Keriman Halis’in kazanmasıyla kendini ispat etmiş bir Türkiye var. Yani devlet “ideal kadının” nasıl olduğunu yurttaşlarına da göstermiş oldu böylelikle.

Feriha Tevfik’ten Keriman Halis’e kraliçeler

“Jürilerde Peyami Safa ve Suat Derviş de var”

Jüri üyeleri her zaman tartışılır ve merak uyandırır. Dönemin jüri üyeleri nasıl belirleniyordu? Öne çıkan, en etkin isimler kimler?

Cumhuriyet’e gelen okur isteklerinde jüri üyelerinin kadınlar tarafından oluşturulması önerilerini görürüz. Bu istek, erkeklerin güzel kadınlardan anladığı, en güzel kadın tablo ve heykellerinin erkekler tarafından yapıldığı ve kadınların en çok kendilerini beğendiği gerekçesiyle gazete tarafından reddedilir. Jüride Abdülhak Hamit Tarhan ve eşi Lüsyen Hanım, Peyami Safa gibi dönemin ünlü yazarları; Sabiha Sertel, Suat Derviş, Şukufe Nihal, Nakiye Hanım gibi kadın mücadelesinden gelen isimler öne çıkıyor. Jüride bulunan erkeklerin çoğu CHF milletvekilleri ya da parti azaları. Parti çevresine yakın gazeteciler, yazarlar, ressamlar heykeltıraşlar da jürinin parçası olmuş. 1930’da Serbest Fırka’nın kurulduğu yıl Hüseyin Cahit ya da Zekeriya Sertel gibi muhalif isimlere de jüride yer verilmiş. Bu isimleri tek partili hayata geçilen 1931’den sonra heyette göremiyoruz. Sağlıklı ırk meselesinin yükselişe geçtiği bu dönemde jüride, kadınların sağlıklı olup olmadığını anlayacak Besim Paşa gibi asker doktorlar, diş hekimleri, Selim Sırrı ve onun beden terbiyesi almış kızları Selma ve Azade hanımları da görmek mümkün. Toplumsal mozaiği yansıtmak adına Ermeni, Rum ve yabancı basın temsilcileri de jüride var.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler