Geri Dön

‘Fotoğraf yaşama tutunmama vesile oldu’

Kovid-19 pandemisinde yaşananlara en ön saftan tanık olan Dr. Kamile Kurt ”Korona Günlerinde Fotoğraf” projesiyle birlikte beni bir iç yolculuğa çıkaran çektiğim fotoğraflar, yaşama daha bir gayretle tutunmama vesile oldu” diyor.

‘Fotoğraf yaşama tutunmama vesile oldu’
Seyhan Akıncı / seyhan.akinci@milliyet.com.tr

 

Manisa Şehir Hastanesi’nde görev yapan Patoloji Uzmanı Dr. Kamile Kurt, hepimizin farklı yollarla direndiği korona günlerine fotoğrafla karşı koymaya çalışanlardan. 25 yıllık sağlık çalışanı olan Dr. Kurt, yaklaşık 8 yıldır da fotoğrafla ilgileniyor. Korona günlerinin görsel belleğini oluşturmak için başlayan ve farklı ülkelerden 360 fotoğrafçının katıldığı “Korona Günlerinde Fotoğraf” projesine toplam 55 kareyle katkı sunan Dr. Kurt ile korona günlerinde fotoğrafla ayakta kalışını konuştuk.

‘Fotoğraf yaşama tutunmama vesile oldu’

- Koronavirüsle mücadelede ön saflarda yer alan sağlık çalışanlarından biriydiniz, nasıl bir deneyimdi? Neler yaşadınız bu süreçte?

Hiç bilmediğimiz bir virüsü tanımaya çalıştık önce. Çok okumamız gerekti. Endişeliydik. Yurt dışındaki hastanelerin durumunu gördükçe biz de mi öyle olacağız, diye korkuyorduk. Yıllardır hasta muayene etmediğim için ben daha da endişeliydim. Aynı zamanda oğlum, annem ve ben astım hastasıyız. Riskimiz daha fazlaydı. Bu da beni iyice korkutuyordu. Hastanemizde geniş çaplı önlemler alındı. Esnek mesaiye geçildi. Acil ameliyatlar dışındaki operasyonlar ertelendi. Gergin bir bekleyişti bizimki. Sürekli kötü rüyalar görüyordum. İlk korona polikliniğinden sonra 15 gün odamdan çıkamadım. Ailemle uzun süre beraber yemek yiyemedim. Birçok sağlıkçı arkadaşım öğretmenevi ve yurtlarda kaldı. Ailelerimize virüs bulaştırma korkusu yaşadık. Maske, tulum gibi alışkın olmadığımız koruyucu ekipmanla çalışmak zorundaydık. Hasta olup hastaneye yatırılan hekim arkadaşlarımız oldukça üzülüyor, panik yapıyorduk. Ama zamanla bir şeyler yerine oturdu. Sağlık çalışanları, özveriyle salgınla mücadele etti.

- Bir anne olarak da farklı bir deneyim yaşadınız, nasıl bir duyguydu uzak kalmak, endişe etmek ve tüm bu durumu yönetmek?

Oldukça zordu. 73 yaşında annemin de tüm ihtiyaçlarını ben karşılamaya başlamıştım. 17 yaşındaki oğlum evde online eğitimlerine devam etti. Sürekli evde yemek ve temizlik yapıyordum. Evdekilere korkularımı yansıtmamaya çalışıyordum. Çok sevdiğim halde kitap bile okuyamaz hale gelmiştim. Hayatımda hiç yaşamadığım kadar dikkat bozukluğu çekmeye başlamıştım. Mümkün olduğunca sakin kalmalıydım. Soğukkanlılığımı zamanla koruyabildim.

- Herkesin pek çok şeyi sorguladığı ya da pek çok şey öğrendiği bir süreç oldu siz nasıl evrildiniz, nasıl çıktınız bu süreçten?

Düşünmeye çok fırsat oldu. Ölüme kendimi çok yakın hissettiğim bir dönemdi. Başıma bir şey gelirse diye hazırlık bile yaptım. Hayatımın ne kadar koşturmaca içinde geçtiğini, zamana ne kadar aç olduğumu gördüm bu süreçte. Başlarda günlerim bomboş geçiyordu, film seyretmek dışında bir şey yapamıyordum. “Korona Günlerinde Fotoğraf” projesiyle birlikte beni bir iç yolculuğa çıkaran çektiğim fotoğraflar, yaşama daha bir gayretle tutunmama vesile oldu. Yeniden resim yapmaya bile başladım. Birkaç kısa öykü yazdım. Hatta yıllar önce başlayıp bir türlü bitiremediğim romanımı yazma enerjisi yarattı bu dönem. Markette, sokakta çok sayıda fotoğraf çekerken bir taraftan da yaptığım işten keyif alıyor, espriler üretiyordum. Bu da beni mutlu kılıyordu. Sahilevleri’nde yürüyüş yaparken “Parçalanmış Düşünce Heykeli”nin kendi parçalı ruh halime ne kadar uyduğunu gördüm. Gelip gittikçe heykelle insanlar arasındaki ilişkileri fotoğraflayıp duygu durumlarına ortak oldum.

‘Fotoğraf yaşama tutunmama vesile oldu’

“Proje yarınlara görsel bir bellek oluşturdu”

- Korona Günlerinde Fotoğraf projesine nasıl dahil oldunuz? Kaç kareniz yer alıyor bu projede?

İnternette duyurusunu gördüm. Ortaklaşa editoryal bir projeydi, yarışma yoktu. Birlikte üretip birlikte gelişecektik. Nitekim öyle de oldu. “İçinden geçtiğimiz ‘tecrit’ zamanlarına fotoğrafla bakmak; kaygılarımızı, umutlarımızı, heyecanlarımızı ve korkularımızı kaydetmek; yaşama tutunma irademizi, dayanışma hallerimizi görünür kılmak; birlikte bir görsel bellek oluşturmak; ne zaman ve nasıl biteceğini öngöremediğimiz bu süreçte birbirimize görüntüler aracılığıyla dokunarak eksikliğini hissettiğimiz güzel duyguları yaşamak; yaratıcılığımızın ve özgür ifadenin önünü açmak” amacıyla uygulamaya konulan “Korona Günlerinde Fotoğraf” çalışmasında yer almak beni sağalttı diyebilirim. Toplam 45 fotoğrafım var bu projede. Tekil fotoğraflar kısmında da on kadar fotoğrafım yer aldı.

- Korona günlerinin adeta görsel hafızasını oluşturan projede yer alan biri olarak bu çalışmanın daha erişilebilir olmasının korona ile mücadeleye katkısı olabileceğini düşünüyor musunuz?

Bu projeye 360 fotoğrafçı katıldı. Bu dönemde çekilen fotoğraflar, yarınlara görsel bir bellek oluşturdu. Ancak ülkemizde görsel hafıza saklama gibi bir durum olmadığı için bu proje de kitaplaştırılamadığı sürece uçup gidecek maalesef.  Eğer bu projemiz kitaplaştırılabilirse kalıcı olacak diye umuyorum. Korona sürecindeki fotoğraf üretimleri, gelecekte yaşayacağımız olumsuz durumlardan sıyrılabilmemiz için bizlere yol gösterici olacaktır diye düşünüyorum.

Üç bacaklı sokak köpeği ile temizlik işçisinin yürek ısıtan dostluğuİzmir'in Karşıyaka ilçesinde temizlik görevlisi Mustafa Sağsöz (51) ile 3 bacaklı sokak köpeği "Kola", 5 yıldır hiç ayrılmadan birbirlerine yol arkadaşlığı yapıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber