Geri Dön

Haftanın Mod'ası: Paul Weller

Dünyanın büyük festivallerinin gözde isimlerinden, Mod akımının ikinci kuşak öncüsü Paul Weller, 13. İstanbul Uluslararası Caz Festivali'nin baş konuğu olacak

Paul Weller 60'larda artan işçi sınıfı muhalefeti ve göçmen kültürünün etkileriyle, sağcı Teddy Boy'lara karşı doğan Mod akımının ikinci kuşak öncüsü. Takım elbise üzerine parka giyen, gruplar halinde (tercihen) Scooter marka motosikletle takılan, dinledikleri iyi müzikle kendilerini ayrıcalıklı kılan stil sahiplerinin 70'lerdeki kült figürü. Paul Weller pop, rock ve punk tarihinin çelişkili kişiliği. Hırçın davranışları, sağı solu kestirilemeyen hareketleriyle gerçek bir tehlike. Paul Weller dünyanın büyük festivallerinin gözde isimlerinden. İsmi sürekli yukarılarda; konserleri tıklım tıklım. Bu kez bir caz festivalinin, bizim caz festivalimizin, 13. İstanbul Uluslararası Caz Festivali'nin baş konuğu. 13 Temmuz akşamı, Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda bizleri kıvama gelmiş eski-yeni şarkılarıyla karşılayacak cool şarkıcı, gitarcı. Kuşağının temsilcisi işgalin ardından, "Illumination" albümündeki "A Bullet for Everyone" (Herkes için bir kurşun) şarkısında, başbakanı Tony Blair'in ikiyüzlülüğüne işaret etmişti Weller. Aralarında Massive Attack, Brian Eno, Blur, Harold Pinter, Ken Loach ve Jemma Redgrave gibi ünlü simaların bulunduğu bir grup sanatçı ve topluluk, tepkilerini örgütleyerek eylem yaparken, Weller kendini kalabalıktan muaf tutma lüksünü kullanan George Michael gibi, tepkisini tek şarkıyla bireysel dile getirerek "solculuğu" adına yasak savmıştı. Punk yıllarını muğlak öfkeli şarkıların üçlüsü The Jam ile geçirirken, bir gece sağcı olarak yattı ve ertesi sabah solcu olarak kalktı Weller. İşçi sınıfı gençliği kültürünün prototipi olmuştu aniden. Punk sonrası beat balad'larını, işçi sınıfı gençliğine tercüme ederken, kibirli tavrıyla "kuşağının temsilcisi" konumuna yükselmişti.Brit-Pop'un huysuz babası sıfatını üzerinden atamayan, davranış kalıbı konusunda ayrıksılığı elden bırakamayan Weller, siyah müziğini new-wave ile buluşturan Style Council'de daha uyumlu ve yumuşak bir çocuk profili çizmişti. Amerika'nın Irak'ta gerçekleştirdiği Döneminin asi toplulukları, BBC'nin "Top Of The Pops" programına çıkmayı reddederken, Weller oralarda boy göstermeyi başarı addetti. Bir ara kendini Fransız sandığını inkar etmese de (Fransız haute couture tarzı giyiniyordu), utangaç "safkan İngiliz" imajıyla her zaman övündü; bugünkü İngiliz müziğinin kötü durumundan birinci derecede suçlu görüldüğü için, "Heavy Soul" albümünün kitapçığında eleştirmenlere küfretti. Seveni kadar, onu sahici bulmayanların da azımsanmayacak çoğunlukta olduğu, sempatisi tartışmalı bu karizmatik tip, şimdi rock müziğinin mübarek insanı olarak bekleniyor. Weller geçen yıl çıkardığı "As is Now" albümündeki kadrosuyla sahnede olacak. Basta Damon Minchella, davulda Steve White, gitarda ise Ocean Color Scene'den tanıdığımız Steve Cradock var. İzleyicilerin önemli çoğunluğu "That's Entertainment", "You Do Something To Me" ve son albümünden "From The Floorboards Up"ı çalınacak mı diye bekleyecek muhtemelen. Eleştirmenlere küfretti 12 Temmuz Çarşamba akşamı seç beğen al dedirten iki konser birden var İstanbul'da. Ama seçmek hiç de o kadar kolay değil; çünkü biri Parkorman'daki soul ve funk'ın büyükbabası James Brown, diğeri ise Kuruçeşme Arena'daki 80'ler rock kuşağının gönlündeki sağlam tahtın sahibi Guns'n Roses.Birkaç kez geldi buraya Brown. Biri 1999 yılında son derece yanlış bir tercihle Beylerbeyi Stadı'ndaki konserdi. Hiç kimsenin mekanı yüzünden tadına varamadığı konserin acısının 12 Temmuz akşamı Parkorman'da çıkacağına hiç şüphemiz yok. Zira bu kez dev bir orkestra ve dans grubuyla birlikte geliyor baba. Üç kuşak bir arada "Sex Machine", "I Feel Good", "Living in America", "Say it Loud" ve "Move On" söylemek için kaçırılmaz fırsat bu. Aslında hiç hesapta yoktu Guns'n Roses'ın aynı akşamki konseri. Rolling Stones ile birlikte çıkacakları etkinlik, Keith Richards'ın ağaçtan düşerek yaralanması üzerine iptal olunca, aldıkları teklifle sürpriz biçimde aniden rotayı Türkiye'ye çevirdiler. Pek çokları için her koşulda bir efsane Guns'n Roses. Buna karşın bazıları için de artık ahı gitmiş vahı kalmış bir harabe. Toplulukta sadece Axl Rose'un kalmış olması, Slash, Izzy ve Duff gibi toplulukla neredeyse özdeş müzisyenlerin yokluğu büyük kayıp şüphesiz. Ayrıca isim hakkını elinde tutan Axl'ın göbeklenmesi, ne yapacağı belli olmayan yarı deli mizacı bir başka düşündürücü nokta. Her iki ismin sevenleri için bunlar umursanacak şeyler olmamalı. Baki olan o akşam onları yakınımızda hissetmek. Kolaysa, seç beğen al İki yıl önce yıldızı parlayan reggae şarkıcısı Matisyahu, kendini Yahudi olarak görmeyen bir Yahudi. Herkes için, insanlığın geleceği, barışı ve huzuru için müzik yapan bir dünya vatandaşı olarak algılanmak istiyor. Din eğitimi sırasında reggae ve hiphopa merak salan, engellenmek yerine teşvik edilen, 26 yaşında ve iki albüm sahibi biri Matisyahu. Bunlardan "Live At Stubb's" şimdi iç piyasada. Hasidik müziği esas alan şarkıları, tipik sakalı, siyah şapkası ve geleneksel giysileriyle dikkat çeken gencin "kabuğundan sıyrıl, özünü bul" gibi özlü sözleri var. Karısına evlenene dek dokunmamış ama sahnesindeki cesur dansları önemsemiyor. Cuma akşamından cumartesi güneş batımına dek çalışmıyor. Din ruhen gelişmesi, dünyayı başka gözle yorumlaması için yardımcı olmuş sanki. Red Hot Chili Peppers sevenler de hoşlanabilir; özellikle "Chop 'em Down"ı dinlerken. Dini bütün reggae

Sokakta kimseyi bulamadı, köpekle futbol oynadıHatay’da vatandaş sokağa çıkmayınca canı sıkılan esnaf, sokak köpeği Pamuk ile futbol oynadı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber