Geri Dön

"Haluk ile Nazlı'nın aşkını kıskanıyorum"

Yakın zamanda bir yeni bir de best of albüm çıkaracak olan Aşkın Nur Yengi: "Eşim ve kızım Nazlı arasındaki diyalog gözlerimi dolduruyor. Her gün salonun ortasında şarkı söylüyor, vals yapıyoruz. Baba-kız aşkını görmek bazen beni kıskandırıyor"

axpaz021.jpg Zorlu geçen bir hamilelikten sonra hayatını bir düzene sokan Yengi iki yeni albüm ve konserlerin yanı sıra bir dizi ve müzikal projesiyle de gündemde. Şarkıcı "Hamilelik iznim bitti. Artık işimin başındayım" diyor. Aşkın Nur Yengi deyince aklıma hep soğuk ve mesafeli bir kadın gelmiştir. Ama bu röportaj sayesinde kafamdaki o mesafeli kadın gitti, yerine benimle sık sık kucaklaşan, kahkahalarıyla ortamı ısıtan, enerjik bir kadın geldi. Herhalde Haluk Bilginer'le olan evliliği ona çok yaramış. Ne zaman kocasından veya sekiz aylık bebeği Nazlı'dan bahsetse gözleri mutluluktan ve aşktan ışıl ışıl parlıyor. Boynunda kocaman "Nazlı" yazılı bir kolye var. Bu arada cep telefonuna kaydettiği Nazlı'nın resimlerini göstermekten alıkoyamıyor kendini. Bir de ona "Ekmek arası aşkım" diyor: "İnsan en sevdiği yiyeceği ekmek arası yapar da ondan." "Çocuk da yaparım kariyer de" lafı tam benlik. Zaten doğumdan dört ay sonra sahnede buldum kendimi. Bebeğinizin doğumundan sonra ilk albümünüz, ilk gazete röportajınız ve 14 Ağustos'taki Harbiye Açıkhava Tiyatrosu konserinizle tekrar sevenlerinizin karşısına çıkıyorsunuz. Yeniden koşuşturma dolu bir hayata hazır mısınız? Büyük bir travmadan sonra çocuğumu dünyaya getirdim. İlk bebeğimi kaybettikten iki ay sonra hamile kaldım. Hamileliğimin dördüncü ayından sonrası çok sıkıntılı geçti. Yaklaşık dört ay yatağa hapis bir şekilde yaşadım. Normalde bu tür hamileliğin 24'üncü haftada sonlandırılması gerekiyor. Çünkü ya anne ya çocuk kaybediliyor. Eşim Haluk ve ben ilk bebeğimizi kaybetmenin üzerine bir de böyle bir şeyi yaşayınca çok sarsıldık. Yine de riski aldım ve doğurdum. O dönemde annelik duyguları yerine yaşar mıyım, ölür müyüm düşünceleriyle mücadele ettim. Ama şimdi bomba gibiyim. Bir yandan annelik bir yandan kariyer ve hızlı bir hayat sizi hiç korkutmuyor mu? Müzikte 25'inci yılıma yaklaştım. Müzik, Nazlı'dan önceki ilk tutkumdu. Bebeğimle hayatımı bir rutine soktuktan sonra albüme odaklandım. Şimdi işimde iki kat şevkliyim. Yeni albümüm yine Akdeniz müziği ağırlıklı. Bu tarz dinleyiciyi kıpırdatıyor. Albümün adı da "Söz ve Müzik" olacak büyük ihtimalle. Bu albüm benim mutluluğumu gören dostlarımın bana yazdığı şarkılarla oluştu. Sanki bana bir hediye gibi. Ardından "Best of Aşkın"ı çıkaracağım. Müzik sektöründe kaos yaşanıyor. İyi şarkı çıkmıyor. Şarkılarda fast food tarzı bir durum oluştu. O yüzden ilk üç albümün içinden 14 şarkı seçtim. Aranjmanlarını da değiştirdim. Bebeğinizin doğumuyla hayatınızda yepyeni bir dönem açıldığı kesin. Bu mutluluğa şimdi iki çalışma ekliyorsunuz; biri "Best of Aşkın", diğeri ise yeni bir albüm. Hayır. Betül Demir, Rober Hatemo, Levent Yüksel, Burak Kut, Gülay ve Kargo,... Hepsini büyük bir keyifle dinliyorum. Uzay Heparı için yazılan "Serserim Benim"in ayrı bir yeri var. "Hesap Ver", "Susma" şarkılarında tüylerim diken diken oluyor. Bu şarkıları asıl sahibinin söylemesi dinleyicileri daha çok heyecanlandıracak. Çünkü 20 yaşımdaki sesim ve düşüncelerimle, şu anki halim bambaşka. Mesela şu an "Ayrılmam"ı söylerken nereden ve neden ayrılmayacağını yani adresimi çok daha iyi biliyorum. Eski şarkılarınızı şimdi birçok sanatçı söylüyor. Bu albümle "Bunlar aslında benim şarkılarım" hatırlatması mı yapıyorsunuz? "Ben klasik kadınım, aykırılığı sevmiyorum" Aramızda hiçbir sorun yok. Düğünümde şahidimdi. Onunla ilk tanıştığımız günden beri anne-çocuk ilişkimiz var. Üçüncü albümle birlikte müzikal bir kopuş yaşamak istedik. Çünkü ben teslimiyetçi bir kadın değilim. "Albümde sürekli sen ol" deseydim bu, benim başarım olmazdı. "Zorlandığımız noktalarda yine birbirimize yardım edelim" dedik Sezen ablayla. O da bunu çok mantıklı buldu, "Zaten sen şarkılarını taş gibi okursun" dedi. Sonrasında "Kara Çiçeğim" albümünü çıkardım. Sezen abla albümü çok beğendiğini söyledi. Sonra diğer albümlerde yine buluştuk. Yeni albümde Sezen Aksu hem bebeğinize hem de size evlilik hediyesi olarak iki şarkı vermiş. Basında yazıldığına göre aranız limoniymiş. Bu şarkılar size uzatılmış bir barış çubuğu mu? Klasik bir kadınım. Aykırılığı sevmiyorum. Benim olmayan bir elbiseyi giymem. Punk'çı ya da frapan bir görüntüyle beni hayal edebiliyor musunuz? Saf, doğal ve sıcak olmak daha önemli, tıpkı yaptığım müzik gibi. Yeni bir albüm yeni bir imaj demek. Bu albümünüzde sizi bambaşka bir halde görecek miyiz? "Evde düzen benden, yemek Haluk'tan sorulur" Piyasayı hâlâ iyi bilmiyorum. Mesela repertuvar seçiminde zorlanıyorum. Seçiciliğimi kaybettiğimi görüyorum. Benim sevdiğim şarkılar insanların dikkatini çekmezken, üzerinde durmadıklarım hit oluyor. Nilüfer'den sonra ilk çıkan kadın yorumcu bendim. Benden sonra dört-beş yıl kimse çıkmadı. Sonra bir patlama oldu. Takip etmek mümkün değil. Şu an müzikal ve görsel bir kirlilik var. Pop müziğin patladığı dönemlerde siz de vardınız. Kendinizi bu alanda bir bilirkişi olarak görüyor musunuz? Arka planda kalmayı tercih ediyorum. Çünkü televizyonda anlatacak bir hikayem yok. Zaten birkaç tane televizyon programına katılabilirsiniz... Onların dışındakilere beni çıkarırsanız iyi bir konuk olmam. Kimseyi eğlendiremem. Reyting getiremem. Bilinçli olarak mı ekranlara uzaksınız? Sizi televizyonda görmek pek mümkün değil. Bebeğinizle ya da Haluk beyle ancak birkaç kare fotoğrafınızı gördük. Dağınıklığa asla tahammül edemem. Her şey yerli yerinde olmalı. Ancak Haluk kendi eşyalarını kendi düzenine göre yerleştirince tartışma çıkıyor. Aşırı titiz değilim. Ama hamilelik döneminde elimden toz bezini düşürmedim. O dönemde enfeksiyon kapmıştım. Abartmıştım işi. Mutfakta başarısızım. Ama Haluk bu konuda süperdir. Domatesli pilavı muhteşemdir. Mutfağa girer, önlüğünü takar, bana "Domatesleri ve soğanları doğra" der. Yani o aşçı, ben yamak. Evde düzen benden, yemek Haluk'tan sorulur. Madem sizi ekrandan takip edemiyoruz. O zaman şunu sorayım: Ev hayatında nasıl bir Aşkın var? Haluk beyle işbölümü yapıyor musunuz? "Nazlı ilk olarak anne derse bu kıskançlık biter" Her şeyi ona göre ayarlıyoruz. Haluk diyologla, ben ise teknik işlerle ilgileniyorum. Haluk benden daha enerjiktir. Ama evde koşuşturan hep ben oluyorum. Onun enerjikliği Nazlı'yla ilişkisine de yansıyor. İkisinin arasındaki diyalog gözlerimi dolduruyor. Her gün salonun ortasında birbirimize sarılıp şarkı söyleyip vals yapıyoruz. Baba-kız aşkını görüyorum. Bu durum bazen beni kıskandırıyor. Bebek için bir işbölümü var mı? Kesinlikle. Baba daha rahat söylense de biz Nazlı'yla baş başayken anne anne diye öğretmeye çalışıyorum. Ama Haluk kaleyi içten fethetmeye çalışıyor. O zaman Nazlı ilk olarak anne derse belki bu kıskançlık biter... Bu doğumdan sonra sağlık sorunlarım devam ediyor. Tekrar bir doğumu göze alamayabilirim. Ama her şey yolunda giderse, neden olmasın? İlk kaybettiğim bebeğim erkekti. Arkadaşlar "Nazlı biraz erkek çocuğuna benziyor. O zaman yeni bebek erkek olacak" diyorlar. Tabii ben çok geriliyorum. Olursa yine kız olsun ama. Haluk beyin ikinci çocuk istediğini biliyoruz. Sizin bu konudaki olumsuz fikriniz hâlâ devam ediyor mu? Alara ismini koyacaktık. Ama doğum öncesi hastalığım, sonra amniyosentezden sonraki ağrılarım... Çok kötüydüm. Hastaneye gittim. Orada karnımı sevip Alara diye ağlarken, hemşire "Ne Alara'sı yahu, bu sizin bebek çok nazlı. Adı Nazlı olsun" dedi. Zaten kayınvalidem de Nazlı ismini çok seviyordu. Kızınızın ismini kim koydu? Hamileyken 16 kilo aldım. Moral bozukluğundan bir süre deli gibi yedim sonra da yemeye küstüm. Kilomu iki aylık sıkı bir diyetle verdim. Spor ve salaş giyinmeyi seviyorum. Ayakkabı ve jean deliliğim var. Aquaverde'nin jean'lerini seviyorum. Birçok kadının yaptığı gibi saçlarımın rengini ve modelini değiştirmeyi sevmem. Sahne kıyafetlerimi Salı Pazarı'ndan da alırım, Versace'den de. Şu an sahne kostümlerimi Japon bir tasarımcıya hazırlatıyorum. Makyajdan nefret ederim. Çünkü bana hiç yakışmıyor. Çin mutfağını çok severim. Dragon bu konuda başarılı. Bir de Körfez'de balık yemeyi seviyorum. Motosiklete ve hıza çok düşkündüm. Ama trafikte sıkıştırılınca motosikletimi sattım. Ben Yengeç burcuyum, yükselenim İkizler. Haluk da tam tersi. Birbirimizi tamamlıyoruz. "Sahne kıyafetlerimi pazardan da Versace'den de alabilirim"

Pelin Akil ve Anıl Altan çiftinden corona dansıOyuncu Pelin Akil ve eşi Anıl Altan corona virüs salgını nedeniyle ikizleriyle birlikte kendilerini karantinaya aldılar. Evde eğlenceli vakit geçiren çift, corona dansı yaptığı anlarını sosyal medya hesaplarından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber