PazarHayal Köseoğlu: Her resimde kendimi daha iyi tanıyorum

Hayal Köseoğlu: Her resimde kendimi daha iyi tanıyorum

27.09.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:

İstanbul’da bugünlerde ciddi bir koşuşturma var. Perdeler yeni oyunlara, salonlar merakla beklenen filmlere açılırken sergileri kaçırmamak için ayrı bir takvim oluşturmak gerekiyor. Bu yoğun takvimde öne çıkan sergilerden biri de Chi Art Gallery’deki Serap Görünme, Hayal Köseoğlu ve Mehmet Sinan Kuran’ın farklı disiplinlerdeki üretimlerini bir araya getiren “KANZEN”. 10 Ekim’e dek görülebilecek sergide çalışmaları bulunan Hayal Köseoğlu ile farklı disiplinlerdeki üretimlerini ve resimle kurduğu ilişkiyi konuştuk.

Haberlerimizi Google'da Takip EdinGelişmelerden anında haberdar olun.Google'da tercih edilen kaynak olarak ekleyin
Hayal Köseoğlu: Her resimde kendimi daha iyi tanıyorum

SEYHAN AKINCI - Serginin adı “KANZEN” Japoncada; tamlık, bütünlük ve eksiksizlik anlamlarına geliyor. Bu açıdan resim Hayal’i hangi açılardan tamamlıyor, hangi eksik parçayı bütünlüyor?

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Aslında eksik bir parçayı tamamlıyor diyemem. Ama var olan ve başka türlü ifade edilemeyen kavramsal bir kargaşaya ışık oluyor. Performans ve seyirci olmadığında kim olmadığımı bana gösteriyor. Bu benim küçüklüğümden beri kendimde görmeye çok fırsatım olmayan bir şey. Aslında izlenmediğimde benden nasıl bir yaratım çıktığını görüyorum. Sanki her resimde kendimi daha iyi tanıyorum. Belki de bu yüzden resim benim için yalnızca bir ifade biçimi değil, kendimle kurduğum sessiz bir karşılaşma alanı. Günlük hayatta üzerimize aldığımız rollerden, başkalarının bakışından ve nasıl görünmemiz gerektiğine dair düşüncelerden uzaklaştığımda daha dürüst bir tarafımla karşılaşıyorum. Bazen ortaya çıkan şey beni şaşırtıyor bazen rahatsız ediyor bazen de hiç beklemediğim bir şekilde özgür hissettiriyor. Sanırım her resim, kendime dair daha önce fark etmediğim bir parçayı keşfetme ve onu yargılamadan görme fırsatı yaratıyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Kolektif bir serginin parçası olmak sürecinizi dönüştürdü mü?

Haberin Devamı

Çok yaratıcı ve kendine özgü iki sanatçıyla birlikte bir serginin parçası olmak, insanı ister istemez o kolektif üretim atmosferinin içine çekiyor. Mehmet Sinan Kuran ve Serap Görünme ile aynı sergide yer almak benim için hem heyecan hem de ilham verici. Farklı disiplinlerden sanatçıların üretimlerini ortak bir tema etrafında bir araya getiren bu sergi kurgusunun, Chi Art Gallery tarafından çok iyi düşünülmüş ve titizlikle uygulanmış olması, kolektif üretimin gücünü daha yakından hissetmemi sağladı. Benim de kendi pratiğime ve üretim dilime başka bir gözle bakmama vesile oldu. Ancak bunun üretim sürecimde nasıl bir dönüşüm yaratacağını söylemek için henüz erken. Sanırım asıl etkisini yeni işler üretirken daha net göreceğim.

Haberin Devamı

Şarkı söylüyorsunuz, senaryo yazıyorsunuz, oyucusunuz, plastik sanatlarda üretimler gerçekleştiriyorsunuz. Tüm bu disiplinlerde üretirken Hayal’in kendini daha yakın hissettiği ya da daha geniş bir ifade alanı bulduğu disiplin hangisi?

Haberin Devamı

Sanırım oyunculuk olmalı. Çünkü hayatımın merkezinde bilincimi kazandığımdan beri hep o vardı. Bütün bu disiplinlerdeki yaratımım öyle ya da böyle görünür olmakla alakalı. En görünür hissettiğim de ne olursa olsun çoğu zaman oyunculuk. Ruhuma en yakın olan o. Ayrıca çok ciddi ön hazırlıkları olan, kontrollü ve performansınızı belirleme şansınız olan bir disiplin. Göründüğü kadar kaotik değil. Benim kontrolcü tarafımı da besliyor. Diğer disiplinlerse bana başka türlü var olma ve ifade etme alanları açıyor. Bir karakterin içine girmekle bir fikri yazıya, sese ya da görsel bir forma dönüştürmek arasında farklılıklar olsa da hepsinin ortak noktasının kendimi keşfetmek ve başka bir dünyaya alan açmak olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle kendimi tek bir disiplinle sınırlamaktan ziyade her birinin bana sunduğu farklı ifade biçimlerinden beslenmeyi seviyorum.

Haberin Devamı

İzleyicide karşılığı olan işler

Kültür sanat ajandası bugünlerde epey hareketli. Özellikle takip ettiğiniz etkinlikler var mı? Çizgisini en beğendiğiniz isimler kimler?

Sergi gezmeye bayılırım fakat son zamanlarda çok fazla vaktim olamıyor maalesef. İstanbul’da CI Contemporary benim özellikle ilgimi çeken etkinliklerden biri. Yurt dışında da özellikle Londra’daki sanat ortamını ve uluslararası fuarları takip etmeye çalışıyorum. Her ne kadar her etkinliğe fiziksel olarak katılma fırsatım olmasa da farklı ülkelerdeki sanatçıların üretimlerini ve güncel sergileri takip etmek kendi pratiğimi besliyor. Rasim Aksan, Turgut Aygün, Gülin Hayat Topdemir, Daniel Horoz, Alpay Efe, Buse Elçi ve Ali Elmacı’nın tarzlarını çok beğeniyorum. Genellikle karanlık denebilecek, insan ruhunda çok dokunulmayan bir yere temas eden işleri seviyorum. Sanatçının kendi dünyasına izleyiciyi davet ettiği, bir duygu ya da düşünce bırakan ve bunu güçlü bir teknikle destekleyen işler beni daha çok etkiliyor. Sanırım kendi sanatımda ulaşmak istediğim yer de tam olarak burası; yalnızca estetik olarak etkileyen değil, izleyicide bir karşılığı olan ve sanatçının kendi dünyasını hissettiren işler üretmek.

Haberin Devamı

“Sığamamak” duygusundan yola çıkıyor

Haberin Devamı

Bugünlerde üzerinde çalıştığınız yeni projeler var mı?

Normalde büyük tuvallere çalışırken şu anda daha küçük tuvallere, “sığamamak” duygusundan yola çıkan bir seri üzerine çalışıyorum. Bunun yanında tuval üzerinde değişik dokuları denediğim bir serim var. Genelde anatomi, perspektif ve kontrast üzerine kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Bu projede eserlerimin sergi alanında farklı bir bağlamda karşılık bulması, üretim sürecinde yaptığım seçimlere biraz daha dışarıdan bakmamı sağladı. Bir eserin sanatçının zihninde ve atölyesinde başlayan yolculuğunun, sergi alanında başka bakışlarla karşılaşması benim için üretimin tamamlayıcı bir parçası. Beynim hem mükemmeliyet peşinde hem de mükemmeliyetten rahatsız oluyor. Aynı anda birkaç eser üzerinde çalışmanın beni daha özgürleştirdiğini fark ettim. Tek bir esere odaklandığımda mükemmeliyetçilikten bitmesi gereken yeri göremediğim oluyor. Şu anda farklı serilere aynı anda odaklanmak beynimi daha çok besliyor. Sanırım benim için üretim biraz da bu dengeyi kurabilmek; bir yandan kontrol etmek, bir yandan da resmin kendi yönünü bulmasına izin vermek.

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler