25.01.2026 - 06:49 | Son Güncellenme:
Seyhan AKINCI - Bavulunda hayalleri Amerika’nın yolunu tuttuğunda henüz 20 yaşındadır Haldun Dormen... Tarih, 1948. Onun Türk tiyatrosunun kaderini değiştirecek yolculuğu babasına yazdığı bir mektupla başlıyor. Yale Üniversitesi’ne gitmek isteğine cevaben babası “Oğlum ne istersen ol ama en iyisi olacağına bana söz ver” diye yazar. Haldun Dormen de yaşamı boyunca bunu yapar. 97 yaşında kaybettiğimiz duayen sanatçı Haldun Dormen, 2024’te Masa Kitap’tan çıkan “Ben Buyum İşte” adlı nehir söyleşisinde Uğur Ugan’ın sorularını yanıtlarken yine içindeki hiç susmayan çocuktan mesajlar iletmişti özellikle gençlere. Büyük ustanın kaybı sonrası çalışma boyunca Haldun Dormen’le vakit geçiren ve onunla anılar biriktiren Uğur Ugan’la hem çalışmayı hem de sürecin ondaki etkisini konuşuyoruz.
“İçindeki çocuk hiç susmadı”
“Gazetecilik refleksinin verdiği hareketle onun yaşam öyküsünden yola çıkarak hazırladığımız ‘Ben Buyum İşte’ kitabına çalışırken bana da bir yaşam hikâyesinde olabilecek birçok unsuru keşfetme fırsatı ve unutamayacağım bir deneyim yaşatmıştı. Onun karşısında oturup onu dinlerken en çok dikkatimi çeken şey Haldun Hoca’nın hiçbir olumsuz düşünceyi bir an bile zihninde barındırmamasıydı. Belki de uzun ömrünü bu ferah düşünceye borçlu oldu. ‘Bir insan meselelere karşı nasıl bu kadar pozitif olabilir, hiç mi negatif bir şeyi akla getirmez?’ diye şaşırdığımı hatırlıyorum ve her daim sıkıntılarla boğuştuğumuz bu hayatta kadrajını hep iyiden, güzelden yana çevirmiş bir insana tanıklık etmiş olmayı bir şans olarak addediyorum. Onu tanıyanların en çok hatırlayacağı şeylerden biri, hayata karşı bitmeyen iyimserliğiydi. 97 yaşında bile ‘yaşsız’ kalabilmiş bir insandan söz ediyoruz. Çünkü içindeki çocuk hiç susmadı. Alman dadısından öğrendiği oyunları -tıpkı çocukluğunda yaptığı gibi- mahallenin çocuklarını toplayıp onlara oyunlar oynayacak o çocuğun ta kendisiydi. Hayat sahasına çıkardığı bu oyun boyunca paylaşımcı olmayı şiar edindi, bildiklerini aktardı, sofrasını, deneyimlerini paylaştı, insanlar onu sevdi, o da insanları. Bu yüzden Haldun Dormen’in gidişi yalnızca bir ustanın vedası değil, bir nezaket anlayışının, bir yaşam estetiğinin de sahneden çekilişi gibi hissediliyor” diye anlatıyor Ugan.

Mustafa Alabora: Herkes için en iyisini ortaya koyardı
Nâzım Hikmet bir şiirinde, “Yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin” der. Haldun Dormen, bu dizeye 28 yıl fark attı. Çünkü o, en son günlerine kadar zeytin dikmeye devam etti. Öğrenci yetiştirdi, ders verdi, oyunlar ve kitaplar yazdı. Yönetmenlikten hiç vazgeçmedi. Haldun’la geçen yıllarımda içimde kalan tek bir ‘keşke’ var: Onun öğrencisi olamadım ama “Geceye Selam Müzikali”nde birlikte sahneye çıkma şansını yaşadım. Bu sayede onun sahnedeki disiplinini, işine duyduğu derin saygıyı ve her ayrıntıda aradığı mükemmelliği yakından gördüm. Haldun Dormen, sahnede yalnızca kendisi için değil, birlikte çalıştığı herkesin en iyisini ortaya koyması için var olan bir ustaydı. Yaklaşık 50 yıla varan dostluğumuz boyunca onun kadar nazik, kibar ve zarif bir insan tanımadım. Haldun Dormen deyince aklıma umut, disiplin, yaratıcılık, nezaket, hiç tükenmeyen bir yaşam sevinci, derin bir yurtseverlik ve hiçbir çıkar gözetmeden yaşanmış 50 yıllık gerçek bir dostluk geliyor. Haldun Dormen, her yaştan insana ilham veren, yalnız sahnede değil, hayatta da örnek alınacak bir yaşam ustasıydı. Işığın daim olsun Haldun’cuğum… Ektiğin zeytinler büyümeye devam edecek.

Nevra Serezli: Umutla yola çıkmayı öğretti
Tüm Türkiye’nin ve Türk tiyatrosunun başı sağ olsun diyorum. Haldun Dormen’in kaybı Türk tiyatrosu için çok büyük bir kayıptır. Yüzlerce talebe yetiştirmiştir. Bunlardan biri de benim. 1965 yılında okuldan mezun olur olmaz Haldun’un kursuna yazılmıştım ve hocam olmuştu. Sonra da tiyatrosunda profesyonel olarak “Cengiz Han’ın Bisikleti” adlı oyundan Dormen tiyatrosunun oyuncusu olarak kaldım.
Yıllarca bu sürdü. Ondan çok şey öğrendim. Öğrendiklerim sadece tiyatro ile ilgili değildi, hayatla ilgiliydi. İnsan olmayı öğretti. Umutla yola çıkmayı öğretti. Eğer düşerseniz tekrar ayağa kalkmanız gerektiğini öğretti. Sadece tiyatro tarihi, müzikal tarihi, oyunlar, onlarla ilgili dersler vermedi. Hayat dersleri verdi. İyi bir insan olarak hep örnekti önümüzde. Yıllarca dostluğumuz sürdü, son ana kadar. Hep aklımızda yeniden bir şey yapabilmek, beraber oynayabilmek vardı. Hiç vazgeçmedi bundan. Çok örnek bir tiyatro adamıdır Haldun Dormen.

Erol Evgin: Vefalı bir dost ve mükemmel bir insandı
Türk modern tiyatrosuna yön veren, tiyatromuza kuşaklar yetiştiren bir koca çınardır Haldun Dormen. 70 yıllık sanat yaşamında tiyatroya kattığı çağdaş bakışı ve bitmez tükenmez enerjisiyle kuşaklar boyu sayısız sanatçı yetiştirmiş koca yürekli bir büyük ustadır Haldun Dormen. Zarafeti, asaleti, dürüstlüğü, çalışkanlığı, disiplini ve çağdaş bakışı ile gerçek bir Cumhuriyet aydınıdır Haldun Dormen. Gençlik yıllarımda Dormen Tiyatrosu’nda bütün oyunlarını izlemiştim ve ona hayrandım. 1980 yılında sahnelenen “Hisseli Harikalar Kumpanyası” ve sonrasında “Şen Sazın Bülbülleri” müzikallerinde o yazar ve yönetmen, ben başrol oyuncusu olarak, üç yıl birlikte çalışmıştık. Bu sürede dostluğumuz derinleşti. Oyunda metne ve rejiye sadık kalınması konusunda çok duyarlıydı. Ondan öğrendiğim yöntemleri, zamanlama ve ritim anlayışını hâlâ sahne şovlarımda kullanırım. 70 yılı aşkın sanat yaşamı boyunca sayısız eser sahneye koydu ve pek çok oyunda rol aldı. Dormen Tiyatrosu’nun kurucusu olan bu efsane sanatçı; oyunlar, müzikaller ve kitaplar yazdı. Psikolojik yaklaşımıyla oyunculardan en iyi verimi alan usta bir yönetmendi. 97 yaşında bile Dormen Akademi’de öğrenci yetiştirmeye devam ediyordu. Vefalı bir dost ve mükemmel bir insandı. Türk tiyatrosunun duayeni, benim 46 yıllık dostum Haldun Dormen’i yitirdim. Acım çok büyük. Geçen hafta yoğun bakımda ziyaret ettim. Bir anlamda vedalaştık. Sanat dünyamızın başı sağ olsun. Mekânı cennet olsun. Işıklar içinde uyu sevgili Haldun Dormen.

Emre Altuğ: Babamı kaybetmiş kadar üzgünüm
Babamı kaybettiğim zamanki kadar üzgünüm çünkü hayatta ve sahnede olan duruşumu şekillendirmemi sağlayan hem mesleki hem insani olarak beni çok etkilemiş hocamı, bir ağabeyimi, mentorumu, idolümü sonsuzluğa uğurladım. Türkiye, tüm öğrencileri ve hayatına dokunduğu insanlar için yeri doldurlamayacak kadar büyük bir kayıptır. Mekânı cennet olsun huzur içinde uyusun.

Aydan Şener: Çok genç ruhlu biriydi
Benim şu an oynadığım “Kibarlık Budalası” oyununu Haldun Dormen’den devralmıştık. “Sevgilime Göz Kulak Ol” oyunumun da yönetmenliğini yapmıştı. Çok keyifli bir çalışma sürecimiz olmuştu. En son iki ay kadar önce bir düğünde bir araya gelmiştik. Çok genç ruhlu, çok tatlı, her ortama ayak uyduran, enerjisiyle çok neşeli bir insandı. Çok güzel sohbetlerimiz olmuştur birlikte. Büyük bir tiyatro ustası, bir duayendi. Çok kıymetli bir ismi kaybettik. Tüm sevenlerine ve tiyatro camiasına baş sağlığı diliyorum.
“Ben Buyum İşte” kitabından notlar
■ Hangi şartlar altında olursa olsun umudunuzu ve azminizi asla yitirmeyin. Her inişin muhakkak ki bir çıkışı vardır…
■ İnsan mümkün olduğu kadar en iyisini elde etmek zorunda. Kaybediyorsa bile yeni bir atılım yapmak zorunda .
■ Bir insanda en çok namuslu olmak, yalan söylememek gibi kriterleri önemsiyorum
■ Hiçbir şey için hiçbir zaman geç değildir.
■ Umut hiç kesilmez, umut kesilirse yaşamın anlamı kalmıyor.
■ İnsanlar zor durumlara düştüklerinde kendi fikirlerine ve önce kendilerine inansınlar.
■ Eğer işi seviyorsanız ama gerçekten seviyorsanız, bütün köprüleri yıkmak pahasına da olsa, hiçbir engel tanımadan mücadele edin.
■ Başarı kazanıncaya, istediğinizi elde edinceye kadar savaşa devam edin ama ne istediğinizi de kesinlikle bilin.
■ Umutsuzluk, her şeyi büsbütün hiçliğe, yokluğa itmek ve bir yerde insanın yaşamla ilişkisini kesip karanlıkta kalması gibi bir şey.