Geri Dön

“Kadınlar hep güç ve yetkinlikle sınanır”

UNESCO’nun ilk kadın başkanı İrina Bokova “Geleneksel görüş hâlâ şu: Erkekler her işi yapabilir ama kadınlardan her işi yapabildiğini kanıtlaması beklenir” diyor

“Kadınlar hep güç ve yetkinlikle sınanır”
Ceyda Ulukaya

İrina Bokova, 2009-2017 yılları boyunca UNESCO’nun ilk kadın başkanı olarak görev yapmış ve bu yolu kendinden sonraki kadınlara açmış bir isim. Onu, tarihin akışını değiştiren kadınlar arasında saymak için bir sebebimiz daha var: Görev yaptığı dönem boyunca UNESCO’daki kadın oranını yüzde 23’ten yüzde 50’ye çıkarmak. Başta toplumsal cinsiyet eşitliği olmak üzere eğitim ve sürdürülebilir kalkınma konularında uzun yıllara dayanan deneyime sahip Bulgaristanlı siyasetçi, Tink Okulları’nda düzenlenen 8 Mart konulu bir panele katılmak için İstanbul’daydı. Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle “Kadınların kendilerine daha fazla güvenmelerini ve kendi seçimlerini özgürce yapabildikleri koşullara sahip olmalarını diliyorum” diyen Bokova’yla kadın lider olmaktan kadına yönelik şiddeti önlemenin yollarına en acil 8 Mart meselelerini konuştuk.

Panelde UNESCO’nun ilk kadın başkanı olarak kendi hikayenizi de paylaştınız. Sizce bunu anlatmak neden önemli?

Rol modellerin önemine inanıyorum. Bu kız çocuklarına ilham vermek için önemli. Dünya çapında 100’ün üzerinde ülkede bulundum, okulları, üniversiteleri, toplum merkezlerini gezdim ve aldığım en ödüllendirici tepki, kız çocuklarının “Ben de senin gibi olmak istiyorum” demesiydi. Bu tabii ki, birebir aynı işi yapmak değil ama kız çocuklarının başarabileceklerine olan inançlarının güçlendiğini gösteriyor. İkincisi, deneyim paylaşımının öğretici olduğuna inanıyorum, iyi yanları, zorlukları, zorlukların nasıl üstesinden geldiğiniz... Günün sonunda şu mesajı vermiş oluyorsunuz, kendinize güvenmeli ve devam etmelisiniz. Bu mesaj bizim kişisel hikayelerimizde saklı.

“Kadınlar hep güç ve yetkinlikle sınanır”



UNESCO’nun ilk kadın başkanı olmanın zorlukları neydi?

Bence bu tür tüm pozisyonların en zor yanı, kadınların bunu yapabileceğini ispatlamak zorunda kalması. Böyle bir sorumluluğu üstlenebileceğini, beklentileri karşılayabileceğini kanıtlamasının beklenmesi. Çünkü geleneksel görüş hâlâ şu: Erkekler her işi yapabilir ama kadınlardan her işi yapabildiğini kanıtlaması beklenir. Kadınlara atfedilen alanın dışında bir göreve geldiyseniz, daha çok irdeleniyorsunuz. En zor yanı da, bu koşullar altında liderlik gösterebilmek; çünkü tüm bu zorlu koşullarda aslında tek başınasınız. Bunu çok sık yaşadım.

Peki bu durumla nasıl baş ettiniz?

Bu konular üzerine çok okuyan biriyim. Bence bunun en güzel yolu, bu tür görüşleri görmezden gelmek ve istikrarınızı bozmasına izin vermemek.

Siz diğer kadınları desteklediniz mi?

Şuna inanıyorum ki, bir kadın eğer zirvedeyse, bu, diğer kadınlardan çok daha zeki ve üstün olduğu için diye düşünmemeli. UNESCO Başkanlığı’na geldiğimde, üst düzey pozisyonlarda bulunan kadın oranı yüzde 23’tü. Ben ayrılırken bu oran yüzde 50’ye çıktı. Kurum içinde kadınların daha fazla yer almasını çok güçlü bir şekilde destekledim. Kadınların diğer kadınları desteklemesini çok önemli buluyorum.

Kadınların sırf kadın olduğu için desteklenmesine itiraz edenler de var.

Profesyonel yetkinliği göz ardı etmeyi kast etmiyorum tabii ki. Şöyle bir örnek vereyim: Hidroloji üzerine bir programımız için direktör arayışındaydık. Rekabetin çok yoğun olduğu bir sürecin sonunda karşımızda çok iyi adayların olduğu bir toplantıya girdik. Adaylardan biri de Meksikalı bir bilim kadını. Değerlendirme faslında herkes kadının çok iyi olduğunda hemfikirdi ama “Daha güçlü birine ihtiyacımız var” deyip durdular. Kadınlar zaten hep güç ve yetkinlikle sınanır, bunu bilmelisiniz. Tartışmanın sonunda, “Güç ne demek bana izah edebilir misiniz?” diye sordum. Fiziksel güç mü? Bu kadın su mu taşıyacak? Demek istediğim, gerekli mesleki niteliklere odaklanıp aslında konuyla ilgisi olmayan stereotiplere geçit vermediğinizde, her alanda rekabet edebilecek kadınlar bulmanız zor değil.

Bugün bunun için kotalar uygulanıyor ama yeterince sonuç alınamıyor...

Evet, birçok alanda kotalar var. İnanın, gençken bu kotalara karşıydım. Bunu kadınlara hakaret kabul ediyordum. Fakat sonra hayat bana şunu öğretti: Eğer bunu doğal kabul edersek, bu tablo yüzyıllar boyunca değişmeyecek. Ve şuna inanmaya başladım: Geçici bir önlem olarak kota uygulamaya ihtiyacımız var. Şöyle bir örnek vereyim. Yeni Zelanda’da yaklaşık 10 yıl başbakanlık yapan Helen Clark anlatmıştı bunu. O dönem, çocuk yaşlardaki yeğeni ona şunu sormuş: Erkekler de başbakan olabiliyor mu? Görüyorsunuz değil mi?

“İlerleme var ama istediğimiz hızda değil”

Bugün 8 Mart. Dünya genelinde kadınların durumunu düşününce, sizce kutlamayı hak ediyor muyuz?

Geniş bir tarihsel perspektiften baktığımızda aslında kutlamayı hak edecek ilerleme kaydettiğimizi düşünüyorum. Çünkü bugün, cinsiyet eşitliği, kadın hakları gibi meseleler BM gibi uluslararası kuruluşların metinlerinde yer alıyor. Dünya çapında ciddi bir kadın hareketi var. Kadınların eğitime erişim oranı küresel düzeyde daha yüksek. Aslında sadece kadınlar da değil, insanlık tarihinde hiç bu oranda eğitimli popülasyona sahip olmamıştık. Sağlık alanında kaydedilen ilerleme de aynı şekilde, özellikle anne-çocuk sağlığı ve çocuk ölüm oranlarına baktığımızda. Tabii ki bundan çok daha fazlasını hedefliyoruz ama ilerleme olduğunu inkar edemeyiz. Bununla birlikte kadına yönelik şiddet hâlâ gündemimiz. Çatışma bölgelerindeki kadınlar, başta tecavüz olmak üzere kötü muameleye maruz kalmaya devam ediyor. Kısacası, aslında değişim yaşanıyor ama belki istediğimiz hızda değil. Bu bakımdan mutsuz olmamalıyız ama tabii ki bazı geri gidişler olduğunun farkında olalım ve buna izin vermeyelim.

“Yasalar katı bir şekilde uygulanmalı”

Türkiye’nin en büyük problemlerinden biri kadına yönelik şiddet. Siz, Türkiye’de bu konuda yetkili bir isim olsaydınız paketinizde neler olurdu?

En başta, bunu önlemeye yönelik yasaları uygulamaya koyardım tabii. Belki de vardır, detaylı bilmiyorum ama özellikle ulusal yasalardan bahsediyorum, uluslararası sözleşmelerin ötesinde. Yargı üyelerinden polis gücüne, bu alandaki uygulayıcılara ciddi eğitim verilmeli ve yasalar katı bir şekilde uygulanmalı. Diğer yandan toplumu da bu konuda eğitmek önemli. Kadına yönelik şiddete karşı toleranssız bir kültür yaratmak gerekiyor. Elbette bu konuda çok güçlü bir siyasi irade sergilenmesi, kadına yönelik şiddetin hiçbir biçimde kabul edilemez olduğunun dile getirilmesi gerekiyor.



Yıldız Tilbe: Ellerimi yıkıyorumCorona virüs sebebiyle kendisini önlem amaçlı evde karantinaya alan Yıldız Tilbe, ellerini yıkadığı videoyu sosyal medya hesabından paylaştı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber