Geri Dön

“Kadınlar şiddetin ne sorumlusu ne de suçlusu”

Mor Çatı gönüllüsü psikolog Leyla Soydinç, “Şiddetin bir davranıştan çok düşünce biçimi olduğunu söylemek daha doğru. Erkek şiddetinin ‘geliyorum’ dediği işaretleri var” diyor

“Kadınlar şiddetin  ne sorumlusu ne de suçlusu”
Ceyda Ulukaya

Günlerdir oyuncu Ozan Güven’in sevgilisi Deniz Bulutsuz’a yönelik şiddet iddialarını konuşuyoruz. Bunun ne ilk ne de son olduğunu bildiğimiz için de iddialara hem şaşırdık hem de şaşırmadık. Kadına yönelik şiddetin sosyo-ekonomik statü ya da şöhret tanımadığını iyi biliyoruz. Bildiğimiz bir diğer şey de, şiddetin birdenbire ortaya çıkmayıp geliyorum dediği. Peki, bir ilişkide şiddete giden yolun taşları nasıl döşeniyor? İlişkideki şiddet potansiyelinin önceden farkına varmak ve bundan kaçınmak nasıl mümkün olabilir? 30 yıldır Türkiye’de kadına yönelik şiddetle mücadele eden Mor Çatı’nın gönüllülerinden psikolog Leyla Soydinç’e sorduk.

Bir ilişkideki şiddet potansiyelini önceden fark etmek mümkün mü? Bunun işaretleri var mı?

Bu soruyu yalnızca fiziksel şiddet için değil, diğer tüm şiddet biçimlerini düşünerek yanıtlayabilirim. Çünkü birçok durumda şiddet türleri iç içe geçmiş oluyor ve bir anda ortaya çıkmıyor. Aslında erkek şiddetinin “geliyorum” dediği işaretleri var. En yaygın olanlarından biri patolojik kıskançlık: Başta sevgi göstergesi olarak sunuluyor ama kadını yalnızlaştırmaya kadar gidebilen sistematik bir şiddetin aracına dönüşebiliyor. Bir diğer işaret erkeklerin olayların sorumluluğunu üstlenmemesi: “Beni sen bu hale getirdin” gibi sözlerle kadının kendisini suçlamasına neden oluyor. Bir de ilişkide korku hissetmek önemli bir işaret. Şiddet uygulayan kişinin doğrudan kadına değil ama eşyalara zarar vermesini de fiziksel şiddet kabul ediyoruz. Bu, kadına da uygulanabilecek fiziksel şiddetin habercisi ve tehdidi.

Kıskançlık hangi noktada alarm verici kabul edilmeli?

Erkeklerin kadınların sınırlarına ve özeline saygı duymadığı nokta diyebiliriz. Cep telefonunu karıştırmak, izinsiz olarak sosyal ortamlarına gelmek gibi birçok şekilde gerçekleşebiliyor. Bir süre sonra bu, “neredesin”, “kiminlesin” gibi kısıtlamalara ve kadını izole etmeye dönüşüyor. Erkeklerin en çok uyguladığı şiddet biçimlerinden birinin izolasyon-yalnızlaştırma olduğunu biliyoruz. Kadınlar uzun süre bu şiddet biçimine maruz kaldıklarında sosyal kaynaklarını yitirebiliyor ve bu kişinin hayatındaki tek insan olduğuna inanmaya başlıyor. Bu noktadan sonra da şiddet uygulayanla baş başa kaldıkları için onun doğrularından başka söz duyamıyor ve şiddet döngüsünden çıkmaları zorlaşabiliyor.

Nedir şiddet döngüsü?

Şiddet uygulamak seçimli bir eylem ve tekrar etmesi çok olası. Hatta şiddetin bir davranıştan çok düşünce biçimi olduğunu söylemek daha doğru olur. O da kökleşmiş cinsiyet rollerine dayanıyor. Erkekler kadınları kontrol etmek, öfke boşaltmak ve güç göstermek için şiddet uygulamayı seçiyor. Bunun farklı yolları da şiddet biçimlerini belirliyor. Yani fiziksel güç kullanarak yaparsa fiziksel şiddet; psikolojik yöntemler seçerse psikolojik şiddet vb. Her ilişkide farklı dinamikler olsa da genellikle 3 aşamalı bir döngüden söz etmek mümkün: İlk aşamada gerginlik tırmanıyor, iki taraf da bunun farkında oluyor. İkinci aşamada şiddet yaşanıyor. Fiziksel, duygusal ya da cinsel şiddet olabilir. Üçüncü aşamada ise durulma evresi görüyoruz. Şiddet uygulayan kişinin en ağır manipülasyonu burada başlıyor.

Ne gibi?

Bu noktada şiddet uygulayan genellikle tamamen “değişerek” pişmanlığını dile getiren, özürler dileyen, hediyeler alan ve bazen de çeşitli tehditlerle kadını ilişkide kalması için ikna etmeye çalışan bir hale geliyor. Döngüyü en karmaşık hale getiren de bu kısım. Çok yakın zamanda kaybettiğimiz Mor Çatı gönüllüsü arkadaşımız psikolog Feride Yıldırım Güneri’nin de dediği gibi; kadınlar çoğu zaman ilişkilerinin değil şiddetin bitmesini istiyorlar. Dolayısıyla bu kısımda şiddet uygulayanın değiştiğine inanmak istiyorlar. Ancak bu aşamadan sonra şiddet aşamaları yeniden gerçekleşerek döngü devam ediyor.

Şiddet gören kadınların geriye dönüp keşke dedikleri nokta hangi evre oluyor?

Erkek şiddetinin dinamiği zaten yaşanan tüm şiddetin sorumluluğunu kadına yüklüyor. Dolayısıyla kadınlar çoğu zaman yaşadıkları şiddetin sorumlusunu kendileri olarak görüyor ve bu anlamda suçluluk yaşıyorlar. Kadınların “keşke daha önce çıksaydım”, “affetmeseydim” gibi birçok keşkeleri olabiliyor ama bu durum şiddetin döngüsü ve kadınların şiddet yaşadıkları ilişkilerden çıkamama sebepleriyle çok alakalı. Hiçbir kadın şiddetin sorumlusu da değil, suçlusu da. O nedenle bu keşkeleri de şiddetin etkileri ve dinamiğini dikkate alarak değerlendirmek gerekiyor. Biliyoruz ki kadınlar alternatifleri olduğunu bilince, hazır oldukları zaman adım atabiliyor ve şiddet döngüsünden çıkabiliyor. Bu tabii işin ruhsal boyutu. Sosyal ve ekonomik desteklere ihtiyaçları olduğunda da kadınların varsa çocuklarıyla birlikte şiddetten uzaklaşabilmesi için gereken yasal ve sosyal mekanizmaların işlemesi kritik önem taşıyor.

İlişkinizde şiddet potansiyeli varsa

Şiddete uğrama potansiyeli olduğunu düşünen bir kadın ne yapmalı?

Olası şiddet durumuna karşı güvenlik planı yapmaları, kontakt kişiler belirlemeleri, yardım alabileceği acil telefonların (155, 183 gibi) bilgisini öğrenmeleri önemli. 6284 sayılı kanun kapsamında talep edebileceğimiz hakları bilmek çok önemli. Psikolojik, sosyal, ekonomik destekler içinse kadın örgütlerine, belediye ve bakanlıkların ilgili birimlerine başvurabilirler. Sadece seçeneklerini öğrenmek için bizleri de arayarak destek alabilirler.

 

Adana'da zincirleme trafik kazası: 3 yaralıAdana'da ters şeride giren bir midibüsle kafa kafaya çarpışan otomobil ve bu araçlara çarpan başka bir otomobilin karıştığı trafik kazasında 2'si sürücü 3 kişi yaralandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber