27.09.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Genç erişkinlerde miyokard infarktüsü, tüm dünyada giderek daha kritik bir yer tutan, önemli bir morbidite ve mortalite nedeni. Literatürde 45 yaş ve altı dönemde görülen kalp krizi erken başlangıçlı koroner arter hastalığı olarak tanımlanıyor. Amerikan Kalp Derneği (AHA) ve Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) verileri doğrultusunda son yıllarda 20-44 yaş grubunda kalp krizi insidansının yıllık yüzde 2'lik artış trendi uluslararası kohort çalışmalarıyla (Örn: AMIYA çalışması) desteklendi. Medicana Çamlıca Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ümran Çalışkan konuyla ilgili şu bilgileri verdi…

Genç bireylerde miyokard infarktüsünün patofizyolojik mekanizmaları, aterosklerotik koroner arter hastalığı, non-aterosklerotik iskemik süreçler ve hiperkoagülabilite olmak üzere üç temel başlık altında toplanmaktadır. Gençlerde damar tıkanıklığı ileri yaşlardaki gibi yüzde 90-100 oranında yaygın kireçlenmeyle değil, hafif düzeydeki (yüzde 10–20) bir plak üzerinde ani gelişen pıhtılaşma (trombüs) nedeniyle oluşabilir. Yaşlı bireylerde kronik darlıklara karşı gelişen yan damar ağları gençlerde yetersiz olduğu için, 35 yaş altı krizler genellikle daha ölümcül ve ani ritim bozukluklarıyla (kardiyak arrest) seyreder. Ayrıca yaşlılarda yaygın, çok damarlı ve kireçlenmiş (kalsifiye) tıkanıklıklar görülürken; gençlerde tıkalı damar sayısı genellikle tektir. Genç hastaların semptomları kendilerine yakıştıramaması sonucu yaşanan hastaneye başvuru gecikmeleri ve uzun dönem tedavi uyumu prognozu etkiler. Genç hastaların EFOR kapasitesi yüksek olduğu için kılcal damarlar tıkanmaya başlasa bile günlük hayatta bunu hissetmeyebilirler.
Damar duvarındaki kireçlenme
Yüksek tansiyon, sigara (yüzde 60-80), diyabet, obezite, yüksek kolesterol, kronik stres, hareketsizlik, dengesiz beslenme, aşırı alkol tüketimi ve madde kullanımı, erkek cinsiyet risk faktörleridir. COVID -19 gibi bazı enfeksiyonlar da pıhtılaşmayı artırma üzerinden kalp krizi riskini artırabilir. Doğuştan koroner arter anomalilikleri, vaskülit, otoimmün hastalıklar, spontan koroner arter diseksiyonu diğer nadir nedenlerdendir. Kokain, amfetaminler ve 3,4-metilenedioksi-metamfetamin (MDMA, ekstazi) gibi uyarıcılar tipik olarak damar hasarı, protrombotik etkiler ve doğrudan miyokard hasarı yaparak kalp krizine neden olmaktadır. Genç yaşta başlayan Tip 2 diyabet, damar duvarında erken kireçlenmeye ve sertleşmeye (arterial stiffness) neden olur. Bu durum genç kalplerde damarların esneme ve genişleme yeteneğini (endotelyal fonksiyon) doğrudan bozar. 45 yaşın altında gelişen yüksek kan basıncı, damar duvarlarında kalıcı hasara yol açar. Klinik çalışmalara göre genç yaşta başlayan tansiyon, kardiyovasküler hastalık ve kalp yetmezliği riskini 1.8 ila 2.6 kat artırmaktadır. Özellikle ailesinde 40 yaşın altında ani kalp ölümü veya erken kalp krizi öyküsü olan bireyler, genç yaştan itibaren düzenli olarak lipid (kolesterol) profili, kan şekeri ve tansiyon takibi yaptırmalıdır.
Genç kadınlarda da görülüyor
Genç yaşta kalp krizi geçirenlerin büyük çoğunluğunu erkekler oluştursa da, belirli geleneksel risk faktörleri genç kadınlarda çok daha güçlü bir enfarktüs tetikleyicisidir. Diyabet öyküsü, genç kadınlarda kalp krizi riskini erkeklere kıyasla 3-5 kat daha fazla artırmaktadır. Hücresel düzeyde kadın mikrovasküler yapısı insülin direncinden daha fazla zarar görür. NHANES kohort analizlerine göre; genç yaşta yaşanan majör depresyon ve kronik psikososyal stres, genç kadınlarda akut miyokard enfarktüsü (AMI) riskini erkeklere göre daha fazla tetiklemektedir. Her iki cinsiyette de en yaygın semptom göğüs ağrısı olmakla birlikte, genç kadınlar nefes darlığı, bulantı, kusma, sırt/çene ağrısı ve aşırı açıklanamayan yorgunluk gibi atipik semptomları erkeklere göre belirgin oranda daha fazla rapor eder. Genç yaştaki hastalarda kalp krizi belirtileri çoğunlukla yoğun fiziksel aktivite (koşu, halı saha maçı, ağır antrenmanlar) sırasında ya da hemen sonrasında ani bir kriz formunda kendini gösterir.
Obezite kontrol altına alınmalı!
Genç yaşta myokard enfarktüsü, modifiye edilebilir risk faktörlerinin (özellikle sigara ve obezite) kontrol altına alınması ve ailesel taramaların erken yapılması ile önlenebilir bir halk sağlığı sorunudur. Klinisyenlerin genç hastalarda “kalp krizi için çok genç” ön yargısını yıkarak atipik başvurularda bile dikkatli olması hayati önem taşımaktadır. Günlük beslenmede sodyum (tuz) alımı belirgin şekilde azaltılmalı; damar sağlığını koruyan taze sebze, meyve ve potasyum yönünden zengin gıdaların tüketimi artırılmalıdır.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta kardiyo egzersizleri (yürüyüş, yüzme, bisiklet) yapılmalı ve ideal kilo kontrolü korunmalıdır. Sigarayı kesinlikle bırakmak, 20’li yaşlardan itibaren en azından bir kez kapsamlı kan lipid profili (Apo B ve Lp (a) dahil) yaptırmak, semptomlar oluşmadan SCORE risk tablosu üzerinden 10 yıllık kardiyak olay riskini hesaplamak, düşük riskli hasta grubunda yaşam tarzı değişikliği yapılması, orta ve yüksek risk grubunda ise buna ilave olarak medikal tedavi başlamak ve düzenli doktor kontrolü yaptırmak alınabilecek tedbirler arasındadır.