19.04.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Kalp krizi denildiğinde çoğu kişinin aklına göğüste şiddetli bir ağrı veya baskı hissi gelir; ancak uzmanlara göre özellikle kadınlarda kalp krizi her zaman bu klasik belirtilerle ortaya çıkmayabilir. Günlük yaşamda stres, yorgunluk ya da farklı sağlık sorunlarıyla karıştırılabilen bu belirtiler, çoğu zaman hastalar tarafından önemsenmeyebilmektedir. Medicana Sağlık Grubu Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, kadınlarda kalp krizinin bazen göğüs ağrısı olmadan gelişebildiğini, bunun yerine nefes darlığı, ani halsizlik, mide bulantısı, sırt, çene veya omuz ağrısı gibi daha belirsiz şikâyetlerle kendini gösterebildiğini ve bu nedenle erken tanının gecikebildiğini belirterek, bu tür belirtilerin özellikle risk grubundaki bireyler tarafından ciddiye alınması gerektiğini, erken başvuru ve hızlı müdahalenin kalp kası hasarını azaltmada hayati önem taşıdığını söyledi.
Kalp krizinin en sık görülen belirtisinin göğüste baskı, sıkışma veya ağrı hissi olduğunu belirten Medicana International İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Göksel Güz, “Bazı kadınlarda bu belirti yerine farklı ve daha belirsiz şikayetlerle ortaya çıkabilmektedir. Bu durum özellikle yoğun iş temposu olan ya da kronik yorgunluk yaşayan bireylerde gözden kaçabilmektedir. Kadınlarda kalp krizi bazen sırt, çene, boyun veya omuz ağrısı şeklinde kendini gösterebilir. Bu belirtilerin çoğu zaman kalp hastalığıyla ilişkilendirilmediği için tanı gecikebiliyor” dedi.
Nefes darlığı ve mide şikayetleri de işaret olabilir
Kadınlarda kalp krizi sırasında göğüs ağrısına ek olarak ya da bazen tamamen farklı belirtiler görülebileceğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, ‘‘Nefes darlığı, mide bulantısı, kusma, soğuk terleme, baş dönmesi ve açıklanamayan aşırı yorgunluk gibi şikâyetler de kalp krizi habercisi olabilir. Bu belirtiler çoğu zaman klasik kalp krizi bulguları olarak değerlendirilmediği gibi, özellikle kadın hastalarda tablonun daha sinsi ve farklı seyredebilir. Şikâyetlerin ani başlaması ya da giderek artması önemli bir uyarıdır. Bu süreçte hastaların belirtileri hafife alması ya da kendi kendine geçmesini beklemesi ciddi riskler doğurabilir.” Bu tür durumların basit bir yorgunluk ya da geçici bir rahatsızlık olarak görülmemesi gerektiğini söylen Doç. Dr. Güz, “Özellikle mide bulantısı, halsizlik ve terleme gibi belirtiler sindirim sistemi sorunlarıyla karıştırılabilmekte ve bu durum hastaneye başvuruda gecikmelere yol açabilmekte. Kadınlar kalp krizi belirtilerini erkeklerden farklı yaşayabilmektedir. Risk grubunda yer alan bireylerde bu belirtilerin daha dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Erken müdahale hayati önem taşımakta ve belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” dedi.

Kadınlar belirtileri daha kolay göz ardı edebiliyor
Araştırmaların kadınların kalp krizi belirtilerini erkeklere göre daha geç fark edebildiğini ve şikayetleri önemsemeyebildiğini belirten Güz, ‘‘Bu durum tedaviye geç başvurulmasına sebep olmaktadır. Özellikle belirtilerin hafif seyretmesi ya da farklı şekillerde ortaya çıkması, hastaların durumu önemsememesine neden olabilmektedir. Oysa kalp krizinde erken müdahele kalp kasının zarar görmesini büyük ölçüde engellemektedir. Özellikle ani başlayan nefes darlığı, mide bulantısı, çene veya sırt ağrısı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir’’ dedi.
Erken müdahale hayat kurtarıyor
Kalp krizinde zamanın hayati önem taşıdığını belirten Güz, “Erken teşhis ve hızlı müdahale kalp kasının korunmasını sağlar ve yaşam kaybı riskini önemli ölçüde azaltır. Bu nedenle belirtilerin erken fark edilmesi ve doğru şekilde değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kadınların kalp krizi belirtileri konusunda daha fazla bilinçlenmesi erken tanı ve tedavi açısından kritik önem taşıyor. Kalp sağlığını korumak için düzenli kontroller yapılması, sigara kullanılmaması, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktiviteler çok önemli” dedi.
Şüpheli durumda vakit kaybetmeden yardım istenmeli
Kalp krizi belirtilerinden şüphelenildiğinde zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Doç. Dr. Göksel Güz, bu süreçte bireyler kendi imkânlarıyla hastaneye gitmek yerine acil sağlık hizmetlerinden destek alması daha güvenlidir. Özellikle ani gelişen nefes darlığı, bayılma hissi veya göğüs bölgesinde rahatsızlık durumlarında hasta yalnız kalmamalıdır. Erken müdahale sürecinde ilk dakikaların kritik olduğunu ve doğru yönlendirme ile olası komplikasyonlar azaltılabilmektedir. Ayrıca, belirtilerin başlamasının ardından geçen süren tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle şikâyetlerin kendiliğinden geçmesini beklemek ciddi risklere neden oluyor. Hastanın mümkünse dinlenir pozisyonda tutulması, panik yapılmaması ve sağlık ekipleri gelene kadar temel yaşam bulgularının takip edilmesi çok önemlidir. Çevrede bulunan kişilerin bilinçli hareket etmesi hayati önem taşıyor. Erken müdahale ile kalp kası hasarı sınırlandırılabilir ve hastanın yaşam şansı artırılabilir” diyerek sözlerini tamamladı.