21.06.2026 - 02:01 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - 54. İstanbul Müzik Festivali’nin son günleri yaklaşırken bugün şehrin en özel noktalarından Kapalıçarşı’da bir o kadar özel bir konser müzikseverleri bekliyor. 2001’de kurulan Constantinople ekibi bu akşam Kapalıçarşı Kürkçüler Kapısı’nda performans sergileyecek. İtalyan Rönesansı ve erken Barok vokal müziği ile Osmanlı ve İran müzik geleneklerinden seçili eserlerin sunulacağı konser öncesi tenor Marco Beasley sorularımızı yanıtladı.
Yılın en uzun gecesinde dünyanın en eski çarşılarından Kapalıçarşı’da “Ânın Güzellikleri”ni hatırlatan bir performans sergileyeceksiniz. Mekân size neler çağrıştırıyor?
Kuşkusuz mekân, insanlar arasındaki iletişimin en belirgin simgelerinden biridir ve bu nedenle müziğin ifade ettiği olayları ve duyguları anlatmak için ideal bir alan sunar. Ensemble Constantinople ile hazırlanan bu program; diyaloğu, paylaşımı, iletişim kurmak için köprüler arayışını ve insanları ayıran duvarlar değil birleştiren bağlar kurmayı anlatıyor. İdeal bir gece için ideal bir mekân: Yaz gündönümü. Yılın en kısa gecesinde aşk hikâyeleri...
İstanbul’a daha önce geldiniz mi? Şehirlerin de kendilerine ait sesleri vardır bu anlamda İstanbul’un nasıl bir müziği var sizce?
Hayır, bu benim ilk deneyimim olacak. Müzik, insanların ürettiği bir sanat. Büyük metropollerde ise kültürel çeşitlilik ve farklı geleneklerin bir araya gelişi âdeta bir eritme potası oluşturarak her sokak köşesinde yeni müzikal akımların doğmasına zemin hazırlıyor.

İstanbul Müzik Festivali yıllardır pek çok önemli müzisyeni şehrimize getiriyor. Konserlerin stadyumlarda, büyük gösteriler hâline dönüştüğü çağımızda müzik festivallerinin önemi nedir?
Müzik festivalleri son derece önemli ve korunması gereken değerler. Çünkü müzik festivallerinde hem yakın geçmişe hem de daha eski dönemlere ait müzikal keşiflere ve ses kayıtlarına ulaşabilir, aynı zamanda olası bir geleceğe dair zihninizi açabilirsiniz. Farklı yorumcuların aynı eserleri nasıl farklı şekillerde ele aldığını dinleyebilir, bu eserlerin yorum yolculuğunu takip edebilirsiniz. Ayrıca müzisyenler de bu ortamlarda kendi yaklaşımlarını karşılaştırır, fikir alışverişinde bulunur ve yeni sanatsal yolların açılmasına katkı sağlarlar.
İstanbul’daki dinleti öncesi nasıl bir hazırlık süreci geçirdiniz?
Şarkı söylemeye başladığımdan beri yani uzun yıllardır hep aynı şekilde hazırlanırım; sakin, durağan ve yoğun provalar, şarkı sözlerini okumak ve ardından birkaç gün içinde meslektaşlarım ve dostlarımla buluşma heyecanı... Ve sonunda birlikte müzik yapabildiğimiz, bu duyguları paylaşabildiğimiz o anları bekleyerek.
Kapalıçarşı’daki dinletide müzikseverleri neler bekliyor?
Yaptığımız işe olan tutku.
“Didem Başar kendi enstrümanının tartışmasız ustası”
İstanbul’a gelmişken şehri gezmek gibi bir planınız var mı? Ya da en çok neleri merak ediyorsunuz?
Daha önce hiç bulunmadığım bir yer olduğu için beklentilerimi açık tutup kendimi keşfetmeye bırakacağım.
Türkiye’den ya da dünyadan son dönemlerde dinlediğiniz müzisyenler var mı? Neler dinliyor, kimleri okuyorsunuz?
Sanılanın aksine çok fazla müzik dinlemem; sessizliği tercih ederim. Ancak Constantinople sayesinde adeta “evimde” saydığım bir Türk müzisyen var: Didem Başar. Kendi enstrümanının tartışmasız ustası, nadir rastlanan bir zarafet ve inceliğe sahip bir sanatçı. Onunla birlikte çalışma fırsatına sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.