08.03.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından biri olan Philip Morris Türkiye’nin Genel Müdürü Filiz Yavuz Diren, başarıyı iş sonuçlarının ötesinde, toplumsal etkiyle birlikte ölçen bir liderlik anlayışını benimsiyor. Diren ‘eşit işe eşit ücret’ yaklaşımından, deprem bölgesindeki girişimcilik hamlelerine kadar uzanan yol haritasıyla fırsat eşitliğini ve kadın istihdamını sürdürülebilir büyümenin merkezine nasıl taşıdıklarını anlattı.
Toplumsal gelişimin ancak fırsat eşitliği ve kadınların ekonomiye daha fazla katılımıyla mümkün olacağını vurgulayan Filiz Yavuz Diren, liderliğini yürüttüğü şirketin başarısını kapsayıcı büyüme modeline dayandırıyor. Bu modelin olumlu etkisi, tarladan fabrikaya, ofisten satış noktalarına kadar her alanda hissediliyor.
Eşitlikte sertifikalı standartlar
İş dünyasında herkese eşit fırsatlar sunulmasının önemine dikkat çeken Diren, kurumsal kararlılığın önemli olduğunu belirtti. Diren, konuyu şu sözlerle özetliyor:
“Yayımlanan uluslararası raporlar dünya genelinde cinsiyetler arasında ücret eşitsizliği probleminin hâlâ tam çözülemediğini gösteriyor. Biz Philip Morris olarak; işe alımdan, gelişim ve terfi süreçlerine kadar her aşamada fırsat eşitliğine inanıyoruz. Şirket uygulamalarımızı denetleterek, inancın ötesinde eşitlikçi uygulamalarımızın pratiğe yansıdığına emin oluyoruz. Bu kapsamda Türkiye’de ‘Equal Salary’ sertifikasını alan ilk şirket olmanın gururunu yaşıyoruz. 2018 yılından bu yana düzenli olarak bu sertifika süreciyle kendimizi geliştirmeye devam ettik. Bugün Philip Morris Türkiye’nin yönetim ekibinin yarısının kadınlardan oluşması bir rastlantı değil. Eşit gelişim fırsatları sağladıkça hak eden herkesin kariyerinde ilerleyebildiğini görmek memnuniyet verici. Kapsayıcı çalışma ortamını sürdürmeye kararlıyız.”
Dijitalleşmenin sahadaki etkisi
Teknolojiyi yakından takip ettiklerini dile getiren Diren şunları söylüyor:
“Satış ve saha operasyonlarımız, teknoloji yatırımlarımızın gücüyle yeniden şekilleniyor. Güçlü dijital altyapımız ve hibrit çalışma modellerimiz sayesinde, geçmişte kadınların sınırlı temsil edildiği saha rolleri daha erişilebilir, daha esnek ve daha cazip hâle geldi. Dijitalleşme sadece operasyonel verimliliği artırmakla kalmıyor, fırsat eşitliğini de somut biçimde destekleyen bir kaldıraç görevi görüyor. Ayrıca, değer zincirinde yer alan 20 bine yakın kadın esnafın nabzını tutarak, onların ihtiyaçlarına özel çözümler geliştiriyor, çalışma hayatında kalabilmeleri için projeler hayata geçiriyoruz. 10 yıldır İzmir’deki üretim tesisimizde düzenlediğimiz eğitim programlarıyla kadın çiftçileri bir araya getiriyor, tarımda verimliliğin artmasına ve iyi tarım uygulamalarının yaygınlaşmasına destek oluyoruz.”
Kadın girişimcilerin desteklenmesi
6 Şubat depremlerinin üçüncü yılında bölgenin iktisadi iyileşmesi, kadın girişimciliğinin desteklenmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Depremden etkilenen illerden 300 kadının katılımıyla Philip Morris Türkiye’nin hayata geçirdiği E-Ticarette Güçlü Kadınlar Programı, bölgedeki kadınların girişimcilik fikirlerini ve üretim potansiyelini dijital dünyaya açıyor. Diren, projenin bir eğitim çalışması olmanın ötesinde, bölgesel kalkınma için stratejik bir sosyal yatırım olduğunu ifade ediyor:
“Kadınların fikir ve emeklerini e-ticaret, finansal okuryazarlık ve yapay zekâ yetkinlikleriyle buluşturarak, yerel ekonominin yeniden inşasında kalıcı bir güç hâline gelmelerini hedefliyoruz.”