11.01.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem SEYMEN - Kolon adı verilen kalın bağırsak, ince bağırsağın son kısmı ile anüs (makat) arasında yer alır. Yaklaşık 1.5 metre uzunluğunda olup adeta “M” şeklindedir. Yukarı doğru çıkan dikey bir bölüm, ardından yatay bir bölüm ve sonrasında aşağıya doğru inen bir diğer dikey bölümden oluşur. Kalın bağırsağın iç yüzeyini döşeyen ve epitel adı verilen hücrelerden kaynaklanan kanserlere “kolon” ya da “kalın bağırsak kanserleri” adı verilir. Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, kolon kanseri ve tedavisi hakkında bilgiler verdi…
Kolorektal kanserlerin yerleşim dağılımı incelendiğinde;
Rektal kanserler de dahil edildiğinde; kolorektal kanserler erkeklerde bronş ve prostat kanserlerinden sonra üçüncü sırada, kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci sırada görülür.

50’den sonrası riskli
Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı 50 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. En sık görüldüğü yaş grubu
60–70 yaş aralığıdır. Nedeni, diğer birçok kanserde olduğu gibi tam olarak bilinmemektedir.
Kanser gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri şunlardır:
50 yaş sonrasında risk arttığından, bu yaştan itibaren tarama testlerinin başlatılması büyük önem taşımaktadır.
Obeziteye dikkat!
Kolon kanseri, gelişmiş ülkelerde daha sık görülürken Asya ve Afrika’da daha az rastlanır. Özellikle yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi kolon kanseri riskini artırır. Buna karşın oleik asitten zengin diyetler (zeytinyağı, balık yağı gibi) bu riski artırmamaktadır. Yağın kolon mukozası üzerinde toksik etkisi olduğu, bitkisel liflerin ise koruyucu rol oynadığı bilinmektedir. Posadan zengin beslenme, kanserojen maddelerin kolon mukozasıyla temas süresini kısaltmakta; dışkı hacmini artırarak zararlı maddelerin seyrelmesine ve mukozaya olan olumsuz etkinin azalmasına katkı sağlar.
Ayrıca kalsiyum, selenyum, A, C, E vitaminleri ve karotenoidlerin kolon kanseri riskini azalttığı ifade edilmektedir. Obezite ve hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı da riski artıran önemli faktörler arasındadır.
Polipler de etkili oluyor
Kolon kanserlerinin büyük bir kısmı, bağırsakta gelişen polipoid oluşumlar (adenomlar) zemininde ortaya çıkar. Bu adenomlar yaklaşık 10 yıl içinde kansere dönüşebilir. Bu sürece “adenom–karsinom sekansı” adı verilir. Kolon kanserlerinin bir bölümü ise kalıtsal (herediter) nedenlere bağlı olarak gelişmektedir. Kolon kanserleri uzun süre belirti vermeden büyüyebilir.
Kolonoskopi yapılmalı
Dışkılama alışkanlığındaki değişiklikler, kolon kanserlerinde mutlaka ciddiye alınmalıdır. Başlangıçta kabızlık ortaya çıkar, ilerleyen dönemde ise kabızlık–ishal döngüsü dikkat çeker. Karında şişkinlik, kolik tarzda ağrı, mukuslu ve kanlı dışkılama hastanın yaşam kalitesini düşürür. 40 yaş üzerindeki bireylerde görülen her anal kanamada mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır. Bu hastaların yaklaşık yüzde 10’unda kolon kanseri tanısı konulmaktadır.
Tedavi evreye ve metastaza göre değişir
Tedavi planı; kanserin yerleşim yeri, evresi ve uzak metastaz varlığına göre belirlenir. Cerrahi, kemoterapi veya bu yöntemlerin farklı sıralamalarla kombinasyonu uygulanabilir. Cerrahinin temel amacı; kanserli kolon segmentiyle birlikte lenfatik drenajı içeren mezokolonun ve tutulmuş komşu yapıların çıkarılmasıdır. Günümüzde CME (Complete Mezokolik Eksizyon) adı verilen yöntem, kolorektal cerrahiyle uğraşan cerrahlar tarafından rutin olarak uygulanmaktadır.
Tümörün yerine göre yapılan cerrahi işlemler:
Çıkarılan bağırsak uçları stapler veya el dikişi ile birleştirilerek bağırsak devamlılığı sağlanır. Bu ameliyatlar açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabilmektedir.