PazarKonserlerin Z raporu

Konserlerin Z raporu

14.12.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:

Çıktığı gibi tükenen Tarkan konseri biletlerinden şimdiden işaretlenen stadyum konserlerine hep birlikte şarkı söyleme hâlini çok sevdiğimiz bir gerçek. Yeni yıl konserleri ve kaşeleri de en eğlendiğimiz sohbet konularından... Peki, konser coşkusunun etrafında neler olup bitiyor hep birlikte bakalım.

Konserlerin Z raporu

YAVUZ HAKAN TOK - Türkiye’de düzenlenen konserlerde uzun yıllardır değişmeyen bir gerçek var. Müzik dinleme alışkanlıkları, müzik listelerinin bir numaraları nicedir değişmiş olsa da konserlerin kapalı gişe yapan isimleri kolay değişmiyor. Uzun zamandır konser vermemesi bir yana, epeydir yeni bir hit şarkı çıkaramadığı hâlde Tarkan’ın önümüzdeki günlerde vereceği konserlerin biletleri saatler içinde tükendi ve olay oldu. Tan Taşçı’nın 2026’da vereceği stadyum konserlerinin duyuruları şimdiden başladı. Yalın, Sıla, Duman, Göksel ve Funda Arar gibi ‘90’lardan, 2000’lerden gelen isimlerin konserleri hâlâ konser pastasının en büyük dilimini oluşturuyor. Daha eskilerden gelen ve bugün de sahneye çıkmaya devam eden az sayıda isim Ajda Pekkan, Nilüfer, Erol Evgin ve Selami Şahin konser alanlarını doldurmakta hiç zorlanmıyorlar. Yeni kuşaktan Mabel Matiz, Melike Şahin, Edis ve Emir Can İğrek başı çekiyor. Günümüz müzik listelerini domine eden yeni nesil rap müzik tayfası ise henüz konser piyasasında lokomotif olacak kadar güç kazanmış görünmüyor.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Müzisyenlerin takvimleri yıl boyunca boş kalmıyor

Açık havalar, büyük konser alanları bir yana, mekân konserleri de son yıllarda hiç olmadığı kadar arttı. Ülke çapında yediden yetmişe bilinirliği olmasa da kendi kitlesini peşinden sürükleyen çok sayıda müzisyen mekân konserlerini dolduruyor. Türkiye’nin birçok şehrinde bu tip konserlere ev sahipliği yapabilecek mekânlar var artık. Eskiden sanatçılar Anadolu turnelerine çıkar, küçük şehirlerde sinema ya da spor salonlarında konser yaparlardı. Bugünün genç müzisyenleri de şehir şehir dolaşarak bu mekânlarda konser veriyorlar. Öyle ki hem mekânların hem de müzisyenlerin takvimi yıl boyunca neredeyse hiç boş kalmıyor.

Artan maliyetler nedeniyle bilet fiyatları el yaksa da konserler hız kesmiyor. Görünen o ki dijital çağda müziğin her an her yerden ulaşılabilir olması ve hayran olunan şarkıcıların sosyal medya sayesinde sürekli görünür hatta erişilebilir hâle gelmesi, dinleyicilerin konser alanlarını doldurmasına mâni olmuyor. Sahnede kanlı canlı bir solisti ya da grubu izlemek, şarkıları onlarla ve alanı ya da mekânı dolduran kalabalıkla birlikte söylemek, aynı ortak duyguda buluşmak her şeye rağmen çok değerli. Pandemi döneminde yüzlerce çevrimiçi konser verildi. Evlerde, stüdyolarda, konser alanlarında, hatta stadyumda bile konserler yapıldı. Hiçbiri seyircili konserlerin yerini tutmadı. Konser denilen şeyin büyük bir parçasının da izlemeye gelen seyirciler olduğu gerçeği bir kez daha fark edildi.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Paylaşılmayan an yaşanmamış sayılıyor

Bununla birlikte seyircinin bir konsere gitme sebepleri ve konserlerden beklentilerinin zaman içerisinde epeyce değiştiği bir gerçek. Çok uzak olmayan bir geçmişte konserlere kamera ve kayıt cihazlarının alınmadığını, kapılarda kontrol yapıldığını hatırlıyorum. Şimdilerdeyse kimsenin telefonla en azından birkaç görüntü almadığı, alıp da paylaşmadığı bir konsere gitmek isteyeceğini sanmıyorum. Sosyal medyada takipçilerine “Buradayım ve bakın ne kadar eğleniyorum,” mesajı vermenin en havalı biçimi konser paylaşımları olsa gerek. Her konserde telefonlarını sahneye doğru tutmaktan, sürekli çekim yapmaktan hiç vazgeçmeyen binlerce kişi yanılıyor olamaz. Bu da ânı yaşamanın bir başka biçimi belki de. Paylaşılmayan, gösterilmeyen hiçbir an yaşanmış sayılmıyor artık.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Zamanın ruhunda şekillenmiş bir başka beklenti de konser veren sanatçının sadece herkesin bildiği şarkılarını söylemesi. Ki seyirci her şarkıya bağıra çağıra eşlik edilebilsin ve konser boyunca bir an bile susup da dinlemek zorunda kalmasın. Sezen Aksu’nun konserlerinde “E müsaade edin ben de söyleyeyim,” dediği anlar vardı. Artık bunu söylemenin bir manası yok. Konserlere şarkı söylemek için gidenlerin sayısı, şarkı söyleyen sanatçıyı dinlemek için gidenlerin sayısını çoktan aşmış olabilir. Bu o kadar da kötü bir şey değildir belki, konser boyunca sağınızda solunuzda bağır çağır şarkı söyleyenler yüzünden sahnedeki solistin sesini duyamamayı dert etmiyorsanız şayet. Bazı konserlerde seyircinin sahnedeki kişiye şarkı istemek ya da başka bir sebeple yer yer pek de kibar olmayan bir üslupla laf attığını, hatta sebebi anlaşılamaz bir biçimde pet şişe, çakmak gibi şeyler fırlattığını da görür olduk son yıllarda. Üstelik sadece Türkiye’de değil dünyanın başka ülkelerinde de yaşanıyor artık böyle şeyler. En iyimser tahminle bile bunun bir sevgi gösterisi olduğunu söylemek mümkün değil. Tam tersine bir öfke belirtisi gibi ama neyin öfkesi onu bilmiyoruz.

Haberin Devamı
Haberin Devamı

Büyük paralar kazandırmıyor

Son yıllarda giderek artan konser sirkülasyonuna ve yüksek bilet fiyatlarına rağmen konserlerin gerek organizasyon şirketlerine gerekse müzisyenlere sanıldığı kadar büyük para kazandırmadığı bir sır değil. Belirli birkaç isim dışında çoğu müzisyen için konser gelirleri hayatını idame ettirmekten ötesini sağlamıyor. Onca debdebeli açık hava konserlerinde bile zaman zaman gelir ve gider dengesinin başa baş çıktığı, mekân konserlerinde kimi müzisyenlerin sadece kapıda kesilen biletten pay alabildiği sektörde bilinen, konuşulan ama kuyruğu dik tutmak adına orta yerde dile getirilmeyen bir gerçek. Telif gelirlerinin düşüklüğü ve albüm satışı denilen şeyin tamamen bitmiş olması, müzisyenler için konserleri tek gelir kapısı yapıyor ve o gelirin bunca azlığı ancak alkışlarla, yüz yüze, bir arada, birlikte söylenen şarkılarla bir nebze unutulabiliyor. Aslında hem bütçesini aşan bilet fiyatlarına rağmen bilet alan, konserlere giden seyirci hem de kazancının kimi zaman makulün bile altında kalacağını bile bile konser vermeye devam eden müzisyenler karşılıklı olarak fedakârlık yapıyorlar. Bunun sırrı da müziğin parayla ölçülemeyecek değeri ve gücünde saklı olsa gerek. 

EN ÇOK OKUNANLAR

KEŞFETYENİ

İlgili Haberler