Geri Dön
Pazar‘‘Mahşerin Dördüncü Atlısı’’

‘‘Mahşerin Dördüncü Atlısı’’

‘‘Mahşerin  Dördüncü Atlısı’’

Kovid-19 pandemisinin tüm dünyayı kasıp kavurduğu son bir yılda insanlık umudun ebedi nal seslerine tutundu ve daha iyi bir gelecek için hayaller kurdu, halen de kurmaya devam ediyor

Bakteriler ve mikroplar açısından bir dünya tarihi niteliği taşıyan “Mahşerin Dördüncü Atlısı” kitabında Kanadalı gazeteci ve yazar Andrew Nikiforuk, toplumsal hayatın hastalıklarla yakın ilişkisini çevreci bir bakışla inceler ve dünyamızın en eski sakinleri olan mikroorganizmalarla barışmamızı önerir. Kitaba adını veren “Mahşerin Dört Atlısı”nın, İncil’e göre kıyamet alameti olarak ortaya çıkacağına inanılır. Birinci atlı beyaz bir atın üzerinde oturur, başında bir taç vardır ve Tanrı’nın dünyasını, yaşamı ve “umudu” temsil eder. Kırmızı kılıç taşıyan ve kırmızı bir ata binen ikinci atlı “savaş”tır. Üçüncü atlı ise siyah bir ata biner, “refahı ve kıtlığı” ölçmek için bir terazi taşır. Bu kitabın konusu olan dördüncü atlı ise soluk ve renksiz bir ata biner, hem “veba” hem de “ölüm”dür; yani salgın hastalıkları temsil eder. Bu dört atlı salgınlarla, kıtlıklarla ve devrimlerle dünya tarihini birlikte yaratırlar. Tarih boyunca milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan salgın hastalıklar yenilmez sanılan orduları durdurmuş, toplumsal ilişkileri insanların birbirlerine olan davranışlarını biçimlendirmiştir.

‘‘Mahşerin  Dördüncü Atlısı’’

Şişme strüktür tasarımlarıyla tanınan Plastique Fantasy’nin, doktorların hastaları tedavi ederken virüsten korunabilmeleri için tasarladığı pnömatik sistemle çalışan mobil kişisel koruyucu alan.

Andrew Nikiforuk “Mahşerin Dördüncü Atlısı” isimli kitabında, tarih sahnesinde “kitlesel ölümlere yol açan canavar” rolünü üstlenen virüs ve bakterilerin toplumsal hayatı nasıl etkilediğini etraflıca aktarırken dünyamızın en eski sakinleri olan mikroorganizmalarla barış önerisiyle ilgili şöyle der: “Modern insan ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne üst-organizmayı yenebilir ne ‘dördüncü atlı’yı kandırabilir ne de salgınların tarihteki dirençli varlığını inkâr edebilir. Birinci atlının, yani ‘umudun ebedi nal seslerine’ de kulaklarını tıkayamaz.”

Mimari çözümler umudu

İçinde bulunduğumuz kriz; yeni bir araya gelme ve üretim pratiklerine, salgınla ortaya çıkan ihtiyaçlara ve kriz ortamına nasıl adapte olacağımıza, koronavirüsün yarattığı sorunlara toplumsal, ekonomik, kentsel ve mimari açıdan nasıl çözümler getirebileceğimize yönelik pek çok mimari düşüncenin üretilmesini sağladı.

‘‘Mahşerin  Dördüncü Atlısı’’

19. yüzyılda Londra kanalizasyon şebekesinin yapımı.

Savaşlar, salgın hastalıklar gibi kitlesel krizlerin tetiklediği değişim süreçleri kendisiyle ilişkili mekânsal yapılanmaları da beraberinde getirir. Hausmann’ın 1800’lü yıllarda renove ettiği Paris ve Londra’nın altyapısını yeniden biçimlendirdiği 1954 yılındaki kolera epidemisi düşünülecek olursa Kovid-19, şehirlerin ve binaların mimarlar ve kentbilimciler tarafından yeniden düşünülmesini ve tasarlanmasını gerektiren tarihteki ne ilk ne de son salgın hastalık olacak.

Yeni bir şans

Pandeminin hayatlarımızı daha ne kadar etkilemeye devam edeceği belirsizliğini korusa da, Kovid-19’un sarstığı tüketim odaklı kentlerimizi ve kamusal alanlarımızı tahminimizden çok daha hızlı bir şekilde yeniden düşünmek ve dönüştürmek zorunda kalacağımız su götürmez bir gerçek. Bu fırtına elbette dinecek ama şüphesiz ki bu süreçte yapılacak seçimler, hayatlarımızı önümüzdeki yıllar boyunca etkilemeye devam edecek. Dilerim, pandemi sonrasında alıştığımız eski dünya düzenine dönmeye çalışmak yerine, öğrendiklerimizi yeni ve daha iyi bir düzen kurmak için değerlendirebilir, kentsel ve çevresel sorunlarla mücadelede yeni bir şans elde edebiliriz.

‘‘Mahşerin  Dördüncü Atlısı’’

 CURA, Carlo Ratti Associati’nin Italo Rota iş birliği ve uluslararası uzmanlardan oluşan bir ekiple nakliye konteynerlerinden
dönüştürerek tasarladığı yoğun bakım birimleri. 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler