Geri Dön

Margaret, Amerika’dan İstanbul’daki kedilerini izlerdi

Margaret Moth 21 Mart’ta kanser tedavisi gördüğü ABD’de öldü. Meslektaşlarının “korkusuz” diye tanımladığı, Bosna savaşında yüzünden vurulmasının ardından kahramanlaşan CNN’in savaş muhabiri ve kameramanıydı. Bugün ilginç vasiyetini en yakın dostu ve meslektaşı Joe Duran yerine getiriyor: İstanbul’a onun evine yerleşmek ve 30 kedisine bakmak

Margaret, Amerika’dan İstanbul’daki kedilerini izlerdi

İnsan dostu için neler yapar? Hemen yanıt vermeden şu hikayeyi bir dinleyin. Margaret Moth CNN için çalışan bir savaş muhabiri ve kameraman. Gözüpek bir kadın. Körfez savaşını, İndira Gandi suikastini, Gürcistan’daki iç savaşı, Bosna savaşını takip ediyor. CNN’deki meslektaşları tarafından “korkusuz” olarak adlandırılıyor. Yaşadığı olaylar onu meslekte bir tür kahraman haline getiriyor. 1992’de Saraybosna’da çekim yaparken bir keskin nişancı
onu hedef alıyor ve bam! Hayatı değişiyor...
Margaret kendini toparlayınca daha önce gelip beğendiği, kendini rahat hissettiği İstanbul’a yerleşmeye karar veriyor. Boğaz’da bir ev satın alıp kendine yeni bir hayat kuruyor. Ama onu bekleyen başka sürprizler var. Üç yıl kadar önce kalın bağırsak kanseri olduğunu öğreniyor. Ve Margaret plan yapmaya başlıyor.
İstanbul’da dört katlı bir ev ve bahçesinde baktığı 30 kadar kedisi var. Birinin onlarla ilgilenmesi bu düzeni devam ettirmesi, yokluğunu hissettirmemesi lazım. Bunu kim yapabilir? En yakın dostu ve bütün bu süreçlerde yanında olan, kendi gibi kameraman ve gazeteci Joe Duran.



Margaret ile nasıl tanıştınız?
Houston’daydık. Ben yerel televizyon kanalı KHOU’da stajyerdim. Margaret de kameramanlık yapıyordu. 1985’ti galiba.

Aynı ekipte miydiniz?
Pek sayılmaz. Ben kameraman olmaya çalışıyordum. Tek istediğim sürekli habere gitmekti. Margaret deneyimli bir kameramandı
ve ben de ona yapışmıştım. Peşinden ayrılmıyordum. Beni habere göndermesini istiyordum. Bir gün beni SWAT ekibinin bir operasyonuyla ilgili bir habere yolladı. Ama beceremiyordum, ilk büyük işimdi ve berbat etmek üzereydim. Margaret’e bana yardım etmesi için yalvardım. Çekimi hatta montajı bile yaptı. Bana “Sende iş var. O yüzden sana yardım edeceğim” demişti. Kendime güvenimi ona borçluyum.

“Bana kameramanlığı o öğretti”

Ve sonra dost mu oldunuz?
Birkaç hafta sonra Houston’daki punk gruplarıyla ilgili bir haberde beraberdik. Acayip eğleniyorduk. Gaza gelip grupla sahneye çıkıp sahnenin üzerinden seyircilerin üzerine atladım (“stage diving” denen bu hareket o dönem
pek yaygındı), o da bunları çekiyordu.
Houston’da 80’ler böyleydi. Bu haberden sonra arkadaşlığımız başladı.

Birlikte mi çalışıyordunuz?
Ben başka bir kanala gitmiştim. Akşam 7’den sabah 7’ye mesaim vardı. Cinayet, soygun, kovalamaca, operasyon. Bu tip haberleri çekiyordum. Ne zaman ekstradan bir kameramana ihtiyaç duysalar Margaret’i çağırıyordum. Böylece hem bana yardım ediyor, işi öğretiyor hem de fazladan para kazanıyordu. Sonra Margaret CNN için çalışmaya Dallas’a gitti.

“Sırtından aldıkları deriyi yüzüne naklettiler”

Vurulması bu döneme mi rastlıyor?
Evet. Bosna’da çalışıyordu. Sonra haber geldi.

İlk duyduğunuzda ne hissettiniz?
İnanmadım. Başka biridir ya da o kadar ağır değildir diye düşündüm. Ama yanılıyorduk hepimiz. Fena yaralanmıştı. Hayatta kalması mucizeydi. Onu hemen Almanya’ya götürmüşler. Hastanede ziyaret ettiğimde gözlerini görmek, göz göze gelmek istiyordum. Ama her yanı sargılar içindeydi. Sargı değişiminde bir iki dakika görebilmek için beklerdim. O haldeyken bile kalkıp gitmek istiyordu. Margaret çok güçlü biriydi. Defalarca operasyon geçirdi. Yüzündeki yaraları kapamak için sırtından deri almışlardı. Bu yüzden kolunu kaldıramıyordu. Yüzündeki eksik kemikleri protezlerle düzeltmeye çalışıyorlardı. Çok acı çektiğini biliyordum. Bütün bu süreçte bir kez bile söylendiğini, şikayet ettiğini görmedim.

“Çocuk istemiyordu, genç yaşta karar verip tüplerini bağlattı”

Yanında sadece siz mi vardınız? Akrabaları, annesi babası, ailesi...
Annesi hemen gelmişti. Ama bir süre sonra benim dışımda herkesi yanından uzaklaştırdı.
Ona hasta gibi davranılmasını istemiyordu.
Kendi kendine yetebilmeyi istiyordu.

Çocukları yok muydu?
Çocuk sahibi olmak istemiyordu. Buna erken yaşta karar vermiş ve hamile kalmamak için ameliyat olup tüplerini bağlatmıştı.

Neden?
Bilemiyorum ama bence çok düzenli, planlı programlı biri olmasından olabilir. Onun hayatındaki herhangi bir şeyi programlamamış olması mümkün değildi. Tanısaydınız bilirdiniz. Ölümü ve sonrası da dahil...

Siz onun yanında olmak için Paris’e de gittiniz değil mi?
CNN ona Paris’te bir iş teklif etmişti. Bana sürekli “Paris’e gel, burada serbest çalış. Bir sürü haber var” diyordu.

Margaret çağırınca düşünmeden karar verdiniz mi?
Aslında şöyle oldu; Normandiya Çıkarması’nın yıldönümünde bir haber yapmak için Paris’e gönderiyorlardı. Sonra haberi yapmaktan vazgeçtiler. Kanal iyice kafamı bozmaya başlamıştı. İstifa ettim, eşyalarımı topladım, iki hafta sonra Paris’teydim. Parasızdım, eşyalarım Amerika’da kiralık bir odadaydı... Hiç önemli değildi.

“İstanbul’a tanıdığı ve sevdiği bir yer olduğu için yerleşti”

İstanbul’a yerleşmeye nasıl karar verdi?
Bu bölgeye yani Ortadoğu’ya defalarca gelmişti. İstanbul’u tanıyor ve seviyordu.

Siz ilk kez ne zaman geldiniz İstanbul’a?
15 yıl önce Habitat zirvesi için gelmiştim. Tuhaf ama o zaman hissetmiştim bir gün burada yaşayacağımı.

Uyum sağlamanız zor oldu mu?
Hayır, hiç değil. Ben Meksika doğumluyum. Ailem ben küçükken ABD’ye göçmüş. İspanyolca ve Fransızca biliyorum. Bu yüzden dünyanın pek çok yerinde bulundum ve yaşadım. Afganistan’dan Güney Amerika’ya kadar. Zorluk çektiğimi söyleyemem. Dillerini bilmesem de insanlarla iletişim kurabilen biriyimdir. Türkçe bilmiyorum ama şu ana kadar bu sorun olmadı.



“Bahçede 27, evde üç kedi var, her hafta kamyonetle mama geliyor”

Margaret ile buraya yerleşme planını ne zaman yaptınız?
Ölmeden önce o her şeyi planlamıştı. Ben zaten son birkaç yıldır buraya onu görmeye sık sık geliyordum. Onun evine yakın bir yerde daire tutmuştum. Yani buraya alışmam için Margaret her şeyi düşünmüştü.

Kendinizi onun evinde, yabancı bir ülkede ve 30 kediyle olmak zor değil mi?
Margaret kendinden çok beni düşündü ve beni bu duruma hazırladı. Aslında işin garip yanı şu anda, onun ölümünün ardından buraya tam anlamıyla uyum sağlamış gibi hissediyorum. O kadar iyi anlatmış ki her şeyi. Ne zaman bir sorun yaşasam çözümünü biliyorum. Anlıyorum ki Margaret bunu düşünmüş ve bana ne yapmam gerektiğini söylemiş. Sanki hiç gitmemiş gibi.

“Ondan güçlü olmayı öğrendim”

Kedilere nasıl alıştınız?
Margaret en fazla onlar için endişeleniyordu. Ölümünden sonra onlara birinin bakmasını istiyordu. Zaten her birinin huylarını, dikkat etmem gerekenleri Margaret bana anlatmıştı.

Bu kadar kediyi beslemek zor olmuyor mu?
Her hafta veterinerden düzenli olarak kamyonetle mamalar geliyor. Ben de mama kaplarını sürekli dolu tutuyorum. Evin içinde yaşayan üç kedi var. 27 tane de arka avluda. Ama her gün biri gidiyor ya da yeni biri geliyor.

Margaret için hayatınızı değiştirdiniz. Hayatta ondan ne öğrendiniz?
Ondan öğrendiğim şey hayatın her anında hiç yakınmamak, güçlü olmak ve zamanımızı en dolu şekilde yaşamak.

Hiç korkmaz mıydı?
Ölmeden üç gün önce ağrılarını hissetmesin diye çok fazla ilaç vermişlerdi. Bana bakıp gülümsüyor, “Ölmek hiç fena bir şey değilmiş, sen de denemelisin” diyordu. Hayır, onun hiçbir şeyden korkmadığını düşünüyorum.

Magazin Haberleri Bülteni 21 Şubat 2020İşte magazin gündeminin öne çıkan gelişmeleri...

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber