02.08.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
SEYHAN AKINCI - Cevat Şakir, 1925’te “Hapishanede İdama Mahkum Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler” öyküsü nedeniyle bir bahar günü sürgün edilir. Peki ya insan bile bile sürgüne nasıl gider? Cevat Şakir, “Mavi Sürgün” kitabında bize yanıt verir âdeta. Üç yıl Bodrum’da kalebentliğe mahkum edilişi sayfaları çevirdikçe Bodrum’un çiçeklenmesine evrilir. Hiç öyle edebiyat yapmak için edilmiş sözler değil bunlar üstelik. Cevat Şakir, Büyükada’dan taşıdığı begonvil tohumlarıyla yetinmez Brezilya’dan bile ağaç tohumları getirtir. Sanatçı, begonvillerden mimozalara, palmiyelerden okaliptüslere tam 45 farklı bitki türünü Bodrum florasına kazandırır böylece. “Işık burada yalnız karanlığı aydınlatmakla kalmaz, aydınlattığı maddeyi değiştirir ve görülen bir şair rüyasına çevirir,” diye yazar Cevat Şakir ve tıpkı yazdığı gibi de olur. Sürgündeki Cevat Şakir Kabaağaçlı Bodrum’un ışığıyla Halikarnas Balıkçısı’na evrilir.
Her ölüm yıl dönümünde Cevat Şakir Kabaağaçlı’yı farklı temalarla anan Bodrum Belediyesi, iki yıl önce sanatçıyı ‘bitki mirası’ temasıyla anarak Bodrum’un yeşilinde yazarın izlerini görünür kıldı bir kez daha. Kendisi de Bodrum’da yaşamış şair İlhan Berk ise, “Yeryüzüydü kitabın. Doğa okulundandın” dizesinde belki de en anlamlı Cevat Şakir tanımlamasını yapar.

Halikarnas Balıkçısı kendi çizimi ile fide dikerken. Yaşar Aksoy Arşivi (Aydın Bilgin Armağanı).
Bodrum Belediyesi’nin resmi bahçıvanı olarak da çalışmış Halikarnas Balıkçısı’nın yaşamı filmlerde, kitaplarda, oyunlarda, müzelerde yepyeni anlatımlar ve daha önce pek az değinilmiş yönleriyle hayat buluyor. Biz de Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı Ailesi” kitabına imza atan gazeteci ve yazar Yaşar Aksoy’la Cevat Şakir’in botanikçi yanını konuştuk.
“Hayatı ağaç, fide, tohum ekmekle geçti”
Yaşar Aksoy, “Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı, mitoloji, kültür ve edebiyat, turizm, Mavi Yolculuk sembolü olarak parlamasına rağmen, aynı zamanda sürgün olarak gittiği Bodrum’da belediye bahçıvanı olarak çalıştığı dönemde, bölgeye ve beldeye nice hiç bilinmeyen fidanlar ekerek, yeşillenmeye büyük katkısı sebebiyle de özellikle halkın gönlünde yer etmiştir. Halikarnas Balıkçısı ekmeğini denizden çıkaran balıkçıların, süngerci, çiftçi ve köylü Bodrumluların kalbine bir ‘halk adamı’ olarak yerleşirken, Anadolu uygarlıklarına sevdalı yüreğinin yanında, doğa sevgisi ve ağaçların yaşatılması ile ‘Mavi İnsan’ olmanın yanı sıra ‘Yeşil Adam’ olmanın da sentezini halkına sunmuştur,” sözleriyle anlatmaya başlıyor.

Yaşar Aksoy’un son kitabı “Şakirpaşazade Halikarnas Balıkçısı” Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıktı.
Dört ciltlik sarı defterleri...
Aksoy, Cevat Şakir’in kızı Aliye Kabaağaçlı Önce’nin kendisine armağan ettiği dört ciltlik defterlerin içindeki detaylarda kendisini hayrete düşüren noktaları şu sözlerle aktarıyor: “Belle Sombra, Okaliptüs ağaçları ile greyfurt meyvesinin ilk kez fide ve tohumlarını yurt dışından getirterek, elleri ile Bodrum toprağına diken ve büyük bir titizlikle bu bitkilerin toprakta tutunmasını, sonra çevreye yayılmasını sağlayan, halka ve köylüye bu ürünleri bıkmadan usanmadan tanıtan bir bahçıvan, aslında Oxford Üniversitesi’nde okumuş, İngilizceyi iyi bilen bir bilim adamı kimliği ile bu topraklara hizmet etmiştir.
Cevat Şakir’in kızı Aliye Kabaağaçlı Önce’nin sadece bana armağan ettiği dört ciltlik sarı defterler hâlindeki babasının yayımlanmamış hatıralarında, bu devasa kültür adamının bu özel hatıratını dört dilden el yazısı ile yazmış olması, beni her zaman büyük hayrete düşürmüştür.

Bende özenle saklı olan bu hatıratlar, eski Türkçe (Osmanlıca) yazılmış ancak Türkçe, Girit Rumcası, İngilizce ve Fransızca olarak ifade edilmiştir. İçiçe geçmiş bu kapsamlı ve karmaşık hatıratlar içinde, sadece nebat ekimi ve yetiştirilmesi gibi bölümlere, 1940 ve 1950 yıllardan gazetelerden kesilmiş bitki bilimi ve nebatçılık ile ilgili gazete kesiklerinin toplu iğnelerle eklenmiş olması bile, insanı hayrete düşürmektedir.”
Cevat Şakir’in Bodrum’dan sonra yazarlık ve rehberlik yaparak yaşamını sürdürdüğü İzmir’de yaşayan Yaşar Aksoy’un oldukça önemli bir temennisi var: “Cevat Şakir’in bu yönünün, günün birinde Ziraat fakültelerinde akademik araştırma konusu olması dileği ile.”