19.10.2025 - 02:01 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN - Meme kanseri, günümüzde kadınlarda en sık görülen kanser türü olmaya devam ediyor. Erken tanı yöntemleri gelişse de birçok kadın hâlâ hastaneye geç başvuruyor. Oysa meme kanseri erken evrede yakalandığında, tedavinin başarılı olma ihtimali oldukça yüksek. Medicana Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İlker Murat Arer, meme kanseriyle mücadelede cerrahinin değişen rolünü anlattı.
Meme kanserinde tanı, yalnızca görüntüleme testleriyle sınırlı değil. Mamografi ya da ultrason bulguları yol gösterici olabilir ama tanıyı biyopsi koyar. Bu süreçte genel cerrahın hastayı risk faktörleriyle birlikte değerlendirerek yönlendirmesi ve biyopsinin doğru yöntemle, doğru yerden alınması çok önemlidir. Doğru tanı sayesinde hem tedavi daha isabetli planlanıyor hem de hasta gereksiz işlemlerden korunuyor.
Cerrahi tedaviler artık daha kişisel
Eskiden memenin tamamını almak neredeyse standarttı. Bugünse meme koruyucu cerrahi ilk seçenek hâline geldi. Meme koruyucu cerrahide sadece tümörlü doku çıkarılıyor, meme büyük ölçüde korunuyor. Bu yaklaşım, hem hastalığın tedavisini sağlıyor hem de kadının beden algısını ve psikolojisini destekliyor. Benzer bir dönüşüm, koltuk altı lenf bezleri için de geçerli. Eskiden tüm lenfler alınırken, artık sadece ilk etkilenen bezin çıkarıldığı “sentinel lenf nodu biyopsisi” yöntemi uygulanıyor. Bu sayede kol şişliği ve hareket kısıtlılığı gibi yan etkiler büyük oranda azalıyor.
Meme koruyucu cerrahi nedir?
Meme koruyucu cerrahi, kanserli dokunun çıkarıldığı ancak memenin geri kalan kısmının korunduğu bir ameliyat yöntemidir.
Bu yöntemde;
Bu cerrahiye uygunluk, tümörün boyutu, yeri ve hastanın radyoterapi alabilme durumu göz önüne alınarak değerlendirilir.
Onkoplastik yaklaşım ile ameliyatlar planlanıyor
Cerrahide yalnızca tümörün değil, hastanın yaşam kalitesinin de düşünülmesi gerektiğini belirten Arer, estetik yaklaşımların cerrahiye entegre edildiğini söylüyor: “Onkoplastik cerrahi ile hem tümörü çıkartılıyor hem de memeye yeniden şekil verilebiliyor. Gerekirse diğer memeye de simetri sağlamak amacıyla küçük müdahaleler yapılıyor. Böylece kadınlar bedenleriyle barışık kalabiliyor.”
Günümüzde meme kanseri tanısı alan her hasta ya da ailesinde meme-yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınlar için genetik testler öneriliyor. BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu taşıyan bireylerde risk çok daha yüksek fakat bu genler dışında da meme kanseri riskini artıran mutasyonlar açısından bireylerin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu kişiler daha sık kontrol altında tutulmalı ve koruyucu önlemler planlanmalı. Bilgi sahibi olmak, hastalığı önlemenin ilk adımı.
Tedavi multidisipliner konseyler tarafından belirleniyor
Aynı boyuttaki iki tümör bile biyolojik özellikleri bakımından bambaşka davranabilir. Tedavinin kişiye özel planlanması gerekiyor. Günümüzde meme kanseri tedavisi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji ve cerrahiden oluşan bir multidisipliner konsey tarafından birlikte belirleniyor. Kimi hastaya önce kemoterapi uygulanıyor, ardından ameliyat yapılıyor. Kimi hastadaysa doğrudan cerrahiye geçiliyor. Her karar, hastanın yaşı, tümör tipi, hormon duyarlılığı gibi birçok faktör değerlendirilerek alınıyor.
Kendi kendine meme muayenesi nasıl yapılır?
Ne zaman yapılmalı?
Nasıl yapılır?
Unutmayın: Bu muayene doktor kontrolünün yerini tutmaz ama erken tanı için çok önemli bir adımdır.