15.03.2026 - 02:00 | Son Güncellenme:
Didem Seymen - Şiddetli karın ağrısı, kronik kabızlık ve dışkılama zorluğu gibi belirtilerle kendini gösteren hirschsprung hastalığı, nadir görüldüğü için sıklıkla gözden kaçabiliyor. İstanbul’da yaşayan 25 yaşındaki Ömer Kayan, bu süreçte kesin tanı alamadı. Operasyon önerilen durumlarda bile cerrahinin riskli bulunması nedeniyle girişim yapılamadı. Bu uzun süreç boyunca yaşanan belirsizlik, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastayı olumsuz etkiledi.
Doğru tanı: Hirschsprung hastalığı
Ömer Kayan’ın başvurduğu Medicana Kadıköy Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Taner Oruğ, kapsamlı bir değerlendirme süreci başlattı. Yapılan görüntüleme yöntemleri ve biyopsi ile hastalığın teşhisi kesinleştirildi. Hirschsprung hastalığı, kalın bağırsağın bir bölümünde doğuştan sinir hücrelerinin bulunmamasıyla oluşuyor ve bu durum dışkının ileri taşınmasını engelliyor.
Prof. Dr. Taner Oruğ, hastalığın seyriyle ilgili şunları söyledi: “Genellikle çocukluk çağında teşhis edilen bu rahatsızlık, bazı vakalarda erişkinlik dönemine kadar tanı alamayabiliyor. Hastamızın öyküsünde de yıllar süren bir teşhis gecikmesi vardı. Bu tür hastalarda şikâyetlerin kronik hâle gelmesi, hem fiziksel rahatsızlıklara hem de sosyal izolasyona neden olabiliyor.”

Sinir hücresi içermeyen kalın bağırsak çıkarıldı
Teşhis sonrası Ömer Kayan’a cerrahi müdahale uygulanması kararlaştırıldı. Operasyon kapsamında, sinir hücresi içermeyen kalın bağırsak bölgesi tamamen çıkarıldı ve ince bağırsak doğrudan anüse bağlandı. Bu sayede bağırsak fonksiyonları yeniden düzene girdi. Prof. Dr. Taner Oruğ, uygulanan cerrahi sürecin hassasiyetine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Ameliyat, ileri düzey bir teknik hassasiyet gerektiriyordu. Multidisipliner bir yaklaşımla süreci yönettik. Özellikle operasyon sonrası takip çok önemliydi. Hastamız şu anda günlük yaşamını sorunsuz sürdürebilecek durumda. Cerrahi sürecin tüm adımlarında, Doç. Dr. Ünal Sabancı’nın da yer aldığı uzman ekip aktif görev aldı. Tedavi planı, hastanın özel ihtiyaçlarına göre belirlendi ve süreç boyunca yakından takip edildi.”
Geciken tanı, psikolojik etkiler yaratabiliyor
Hastalık boyunca yaşanan belirsizlik ve sürekli ağrı hâli, Ömer Kayan’ın psikolojisini de olumsuz etkiledi. Özellikle okul ve sosyal yaşamda yaşanan zorluklar Kayan’ın toplu ortamlardan çekilmesine ve yalnızlaşmasına neden oldu. Ömer Kayan, “Ne olduğunu bilmemek ve sürekli ileri gidememek zamanla büyük bir umutsuzluk yarattı. Artık bu sorunun çözülmüş olması hayatımda yepyeni bir sayfa açtı” diyerek süreci özetledi.
Doğru teşhis, sağlıklı geleceğin anahtarı
Ameliyat sonrası iyileşme süreci yaklaşık üç ay sürdü. Bu süreçte Ömer Kayan’ın beslenme düzeni yeniden planlandı, fiziksel aktivite seviyeleri dikkatle belirlendi ve psikolojik destek sağlandı. Şu anda hasta, normal beslenme alışkanlıklarına dönmüş durumda ve ağrıları neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bu deneyim, ‘nadir görülen hastalıkların’ doğru uzmanlık alanlarında ele alındığında, uzun yıllar süren problemler karşısında etkili çözümler üretilebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Prof. Dr. Taner Oruğ, “Zamanında konulan doğru tanı, hayat kalitesini kökten değiştirebilir. Özellikle ‘nadir hastalıklarda’ bu süreç, multidisipliner ve hasta odaklı bir yaklaşımla yürütülmelidir” ifadelerini kullandı.