09.11.2025 - 02:01 | Son Güncellenme:
DİDEM SEYMEN
DİDEM SEYMEN- Her yıl binlerce hasta, bir organ beklerken yaşamını yitiriyor. ‘3–9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası’ kapsamında farkındalık etkinlikleri düzenlendi, kamuoyuna bağış bilincini kazandırmak hedeflendi. Medicana International İstanbul Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nden Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, organ bağışının yalnızca bir cerrahi işlem değil aynı zamanda bir yaşam zinciri olduğunu belirterek, toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğine dikkat çekti. “Her bağış, bir umudu yaşatır. Toplum olarak birbirimize hayat verebiliriz” dedi. Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, organ bağışı hakkında bilgiler verdi…
Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, Türkiye’de yaklaşık 30 binden fazla hastanın organ nakli bekleme listesinde bulunduğunu, bu hastaların büyük kısmını böbrek, karaciğer ve kalp nakli bekleyen bireylerin oluşturduğunu belirterek, organ bağışı oranlarının artmasına rağmen kadavra bağışlarının hâlen yetersiz düzeyde kaldığını belirtti. Beyin ölümü gerçekleşen bir hastadan alınan organların sekiz farklı kişiye yaşam umudu olabileceğini, bu nedenle kadavra bağışının teşvik edilmesi gerektiğini dile getirdi.
İnsanlık adına büyük bir karar
Organ bağışının toplumsal bir sorumluluk olduğuna değinen Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, bir organ bağışçısının ölümünden sonra birçok hastaya yeniden yaşam verebileceğini söyledi. “Bir kişinin ‘Evet, bağışlıyorum’ demesi; bir çocuğun kalbinin yeniden atması, bir annenin nefes alabilmesi, bir babanın yeniden yürüyebilmesi anlamına gelir. Bir karar, sekiz hayatı değiştirebilir. Kadavra bağışı, insanlık adına yapılabilecek en büyük iyiliktir.” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin organ nakli alanında güçlü bir sağlık altyapısına sahip olduğunu ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, özellikle canlı vericili nakillerde Avrupa’nın en yüksek başarı oranlarından birine ulaşıldığını söyledi. Ülkede nakillerin yaklaşık yüzde 75’inin canlı vericilerden yapıldığını, bunun toplumun paylaşma kültürünü yansıttığını belirtti.
Sağlık Bakanlığı koordinasyon sisteminin etkinliğine de değinen Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, bağışlanan organların en uygun hastaya 6–8 saat içinde ulaştırılabildiğini, dağıtım sürecinin tamamen dijital altyapı ve tıbbi uygunluk kriterlerine göre yapıldığını vurguladı.
Yapay zekâ destekli doku analizi
Nakil tedavi ve takip süreçlerinin gelişen teknolojiyle birlikte çok daha güvenli hâle geldiğini aktaran Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, cerrahi ekipmanlardan laboratuvar analizlerine kadar her aşamada başarı oranlarının yükseldiğini belirtti. Yapay zekâ destekli doku uyumu analizlerinin komplikasyon riskini azalttığını, özellikle böbrek yetmezliği nedeniyle uzun süre diyaliz gören hastalar için organ naklinin yaşam kalitesini değiştirdiğini söyledi.
Bağış işlemleri artık daha kolay
Organ bağışı sürecinin artık çok daha kolaylaştığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Amil Huseynov, vatandaşların e-Devlet sistemi üzerinden birkaç adımda organ bağışı yapabildiğini söyledi. Bu sistemin bilgileri doğrudan Sağlık Bakanlığı veri tabanına ilettiğini ve güvenli bir şekilde kaydettiğini vurguladı. Organ bağışının sadece başkalarına umut vermek değil, aynı zamanda bir gün kendimizin ya da sevdiklerimizin de ihtiyaç duyabileceği bir yardım olduğuna dikkat çekti.