31.08.2025 - 02:00 | Son Güncellenme:
Aydın Hasan - Şanghay İşbirliği Örgütü Zirvesi, Çin’in Tianjin kentinde bugün başladı. Zirveye katılan liderler arasında Türkiye, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) üyesi olmamasına rağmen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer alıyor. Çok kutuplu bir kuvvetler düzenine doğru evrilen dünyada siyasi gücü daha da artan Çin, yıldızı yükselen Türkiye ile ilişkileri dikkate alan bir siyaset izliyor. Çin, aynı zamanda Türk kamuoyunda Çin’in tanınması ile olumlu bir ülke imajının oluşmasına da önem veriyor.
Çin’in Ankara Büyükelçiliği, geçen hafta Şanghay İşbirliği Örgütü’ne adını veren Çin’in vitrini niteliğindeki Şanghay kenti ile aynı havza içinde yer alan Hangzhou’ya ‘Çin ile Tanıştım’ programı çerçevesinde gazetecilerin yer aldığı bir gezi programı düzenledi.

Kahvaltı kültürü yok
Öğlen saatlerinde ayrıldığımız İstanbul’dan Şangay’a, China Eastern Airlines ile dokuz saati aşan bir uçuşun ardından sabaha karşı vardık. Saat diliminde Çin, Türkiye’den beş saat önde olduğu için, Şangay’da gün daha yeni ışımaya başlamıştı. Karayolu ile Zhejiang eyeletinin Huzhou iline bağlı Nanxun kabasabasına geçtik. Güne, esnaf lokantalarını andıran tabureler üzerinde oturulan bir Uygur lokantasında yaptığımız kahvaltı ile başladık. Kahvaltı dememiz lafın gelişi çünkü Çin’de bizdekine benzer bir kahvaltı kültürü yok. Sofrada zeytinin, peynirin, reçelin olmadığı kahvaltı, öğle yemeği ile aynı. Menüde ağırlık Çin eriştesi (noodle) çeşitlerinde ve Urumçi mantısında.
Köprüleri ve kanallarıyla Venedik misali
Nanxun’un içindeki eski şehir, içinden geçen kanallar ve taş köprüler ile Venedik’i çağrıştırıyor. İç ulaşımın kayıklarla sağlandığı ve kuruluşu 7. YY’a kadar giden su kasabası, geçmişte Çin’in önemli ipek üretimi merkezlerinden biriydi. Ünü Çin’i aşan Nanxun ipeği, Avrupa saraylarında da biliniyordu. Nanxun’un su kanalları boyunca dizilen ve hâlen varlığını koruyan konakları, kütüphaneleri ve bahçelerinin görkeminin ardında ipek ticaretinden kazanılan servet bulunuyor. Şehrin eski bölümünde bugün de yaşam sürüyor. Su kasabası, hem dışarıdan hem de Çin’in içinden turist çekiyor.

İmparatorlukların gözde ipeği Lu köyünden
Bir sonraki durağımız su kasabasına yakın mesafedeki Lu Köyü oluyor. Lu Köyü, su kasabasının tarih içinde zenginliğini sağlayan ipeğin merkezi konumunda. Sulak verimli topraklara, ılıman iklime sahip bölgede kolayca yetişen dut ağaçları, köyde ipek üretiminin gelişmesini sağladı. Ünü Avrupa’ya kadar ulaşan Lu Köyü ipeği, ince dokuması ile hem Çin’de hem de dışında krallık ve imparatorluk saraylarının gözde kumaşıydı. Bugün Lu köyünde ipek, kültürel bir miras olarak yaşatılmaya çalışılıyor. Lu köyü ipeği, Çin’in maddi olmayan kültürel mirası listesinde yer alıyor. Lu köyüne yakın bir alanda bambu ormanlarının içinde kurulan turistik tesis ise içindeki zürafalarla ilgi çekiyor. Burada insanların havuç ile besledeği zürafaların yanı sıra rakunlar, sincap maymunları, tavus kuşları, kangurular, papağanlar ve kaplumbağalar da bulunuyor.

Batı Gölü’nde büyülü gösteri
2011 yılında UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilen Batı Gölü, suya gölgeleri düşen sık ormanlar ve içindeki adacıklar ile Hangzhou’nun doğal güzelliğinin kaynağı. Nüfusu 12 milyona yaklaşan Hangzhou, kentsel gelişimine rağmen yeşil doğası ile dikkat çekiyor. Kent, gökdelenlere rağmen çevre yolu köprüleri bile sarmaşık bezeli yeşilliği ve ağaçları ile bir parkın içine kurulmuş izlenimi veriyor. Şehir turunun ardından karanlık çöktüğünde gölün etrafına kurulan tribünden izlediğimiz Batı Gölü İzlenimi Gösterisi büyüleciydi. Gösteri, suyun içine kurulan sahne ve ışık oyunları ile Batı Gölü üzerinde sahneleniyor. Bu gösteri, ilk kez 2016’daki G20 Zirvesi’nde liderler için sergilenmiş. Suyun üç santimetre altındaki sahne, göle yansıtılan ışıklar, oyuncu ve dansçıların göl üzerinde süzülüyormuş gibi algılanmasına neden oluyor. Gecenin karanlığında ışıklar ve dans gösterileri ile göl üzerinde büyüleyici bir atmosfer oluşturuluyor.
Ruhun saklandığı tapınak
Batı Gölü’nün kuzeybatısındaki Faeilai Dağı (Uçan Dağ) eteklerinde Çin’in en büyük Budist tapınaklarından biri olan Lingyin Tapınağı bulunuyor. Tapınak, 326 yılında Hindistan’dan gelen keşiş Huili tarafından kurulmuş. Dar bir vadi içinde dere yatağının kenarında kurulu yer, ‘Ruhun Saklandığı Tapınak’ olarak adlandırılıyor. İçinde görkemli heykellerin yer aldığı tapınağın karşısındaki dağ yamacında da 500 dolayında Buda oyması olduğu söyleniyor. Bunlar içindeki en muşhur olanı ise Gülen Buda taş oyması.

Ejderha köyünde çay terasları
Batı Gölü’nün çevresi, geleneksel köy çay bahçeleriyle ünlü. Dağa doğru çay teraslarının uzandığı Longjing (Ejderha Kuyusu) köyünü ziyaret ediyoruz. Bu bölgede yetiştirilen ve köklü bir geçmişe sahip olan yeşil çayın, Çin’deki 10 ünlü çay içinde ilk sırada yer aldığını öğreniyoruz burada.
Çin’in kaderini değiştiren şehir
Hangzhou’dan sonra durağımız 180 kilometre mesafedeki 25 milyon nüfusu ile dünyanın sayılı büyük kentlerinden olan Şanghay oluyor. Küçük bir balıkçı kasabasından devasa kente dönüşen Şanghay, geçmişinde yoksulluk, eşitsizlik, sömürü ve dışa bağımlılığın simgesi olarak görülen bir bölgeydi. Çin Halk Cumhuriyeti’nden önce kent, ABD, İngiliz ve Fransızların imtiyaz bölgelerinin olduğu bir müstemleke kenti görüntüsü içindeydi. Son dönemlerde büyük bir gelişme gösteren Şanghay, artık Çin’in finansal gücünün simgesine dönüşmüş durumda. Başkent Pekin siyasi gücü, Şanghay ise Çin’in ekonomik ve finansal gücünü temsil ediyor. Türkiye’deki Ankara - İstanbul, ABD’deki Washington - New York ikili güç denklemine benzer biçimde Çin’de de Pekin - Şanghay denkleminden söz etmek mümkün.

En çok gökdelene sahip dördüncü kent
Yangzte nehrinin bereketli deltası üzerine kurulan şehir, Çin’de eyalet düzeyinde statüye sahip dört şehirden biri. Kentte, 150 metreyi aşan 126 gökdelen bulunuyor. Şanghay; Hong Kong, New York ve Dubai’den sonra en çok gökdelene sahip dördüncü kent. Kentin simge yapıları içinde öne çıkan ve terası ziyarete açık 125 katlı Şanghay Kulesi’nin uzunluğu 632 metre. Asansör o kadar hızlı ki, gökdelenin teras katına çıkmamız bir dakika bile sürmedi. Kentin siluetinde önemli yeri olan gökdelenler içinde Şanghay Finans Merkezi, Cinmao Kulesi, Dünya Ticaret Merkezi ve Plaza 66 sayılabilir. Nanjing Caddesi, küresel büyük markaların yer aldığı kozmopolit bir alış veriş caddesi görünümü ile kentin dünya metropolü özelliğini öne çıkarıyor.
Şehrin ışıkları nehir sularında dans ediyor
Akşam çıktığımız tekne gezisi ile Şanghay’a bir de tam ortasından geçen Huangpu Nehri üzerinden bakıyoruz. Nehir çevresindeki gökdelenlerin çoğu ışıklandırılmış. Şehir, nehirden devasa bir ışıklı gösteri alanı gibi görünüyor...

Gelenek Old Town’da yaşıyor
Şanghay’da gökdelenlerin arasında çatıları ile geleneksel Çin mimarisini yansıtan küçük bir şehre rastlarsanız şaşırmayın! Burası kentin Old Town olarak bilinen bölgesi. Eski Şanghay’ın tarihi, 14. YY’a dek uzanıyor. Kentin gelişmesine rağmen bu bölge, gökdelenlerin arasında kimliğini kendini güncelleyerek korumuş. Bugün tapınakları, bahçeleri, sanat galerileri ve alış veriş sokakları ile ünlü.
ÇKP’nin ilk kongresi
Çin Komünist Partisi, 1921’de Şanghay’da ve polis baskını riski üzerine daha sonra kente 90 kilometre uzaklıktaki Jiaxing’de devam eden gizli toplantıyla kuruldu. Şanghay’daki Çin Komünist Partisi İlk Ulusal Kongre Yeri Müzesi, kentin finans merkezi olmasının dışında Çin tarihindeki diğer önemli bir konumuna işaret ediyor. Müze, 1921’de ÇKP’nin ilk kongresinin yapıldığı yerde bulunuyor. Zemin katta kongrenin yapıldığı eski oda, özgün hâliyle korunuyor. Müzede; belgeler, fotoğraflar ve balmumu heykellerle yeniden canlandırılmaya çalışılan kongre atmosferi, Çin tarihinin önemli bir kavşağında kısa bir gezintiye çıkmışsınız hissini uyandırıyor.